İnanç ÇakıroğluKöşe YazılarıYapay Zeka Çağında Dijitalleşmenin Etkisi

12 Şubat 202032
https://www.isteteknoloji.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/inanc-cakiroglu-profil.jpg

Dijitalleşmeye, kaynakların bilgisayar ortamına aktarılması ve bilgisayar yardımıyla okunabilecek hale getirilmesidir diyebiliriz.  90’lı yılların sonuna kadar masalarımızda takvim, not defteri, gazete, ansiklopedi bulunurken şu an bunların hepsi dijitalleşmiş durumda.

Artık yeni üretilen hemen hemen her kaynağı (resim, müzik, video, yazı v.b.) dijital olarak üretiyoruz ve bu şekilde kayıt altında tutuyoruz. Dijitalleşme ile beraber hayatımız bir hayli kolaylaştı, aranılan bir kaynağın bulunması kolaylaşırken, kaybolma ihtimali iyice azaldı. Eskiden bir işlemin yapılması, verinin şehirden şehre posta yolu ile aktarılması gibi süreçler sebebiyle aylar sürebiliyordu. Şimdi ise veri artık yanı başımızda olduğu için, en karmaşık olarak hatırladığımız işlemler bile dakikalar mertebesinde sonlandırılabiliyor. Örneğin artık hastanelere gittiğimizde arşivden dosya arama için beklediğimiz saatler ve belki de günler geride kaldı.

Yapay Zeka Çağında Dijitalleşmenin Etkisi

Dijitalleşme ile anlamlandırılabilen verinin artması birçok farklı alandaki gelişmeleri de hızlandırdı. En çok ivmelenmeyi gözlemlediğimiz alanlardan biriyse Yapay Zeka alanı oldu. Esasında yapay zekanın geçmişi çok eskilere dayanmakta ama iki tane kısıt, gelişmelerin hızına ket vuruyordu: yetersiz işlem gücü ve yetersiz veri. Dijitalleşme sayesinde önce verinin artmasına tanık olmaya başladık ama işlem gücünün halen kısıtlı olması ivmelenmeyi de kısıtladı. Günümüzdeyse, yatayda genişleyebilen yeni veri yönetimi sistemlerinin hayatımıza girmesi ve artan işlemci gücü bu ivmelenmede adeta bir patlama etkisi yarattı. Onlarca yıl önce teorik olarak ortaya konan birçok yapay zeka algoritmasının uygulamalarını kısıtlı veriyle deneyimleyebiliyorken, şimdi bu algoritmaları çok daha büyük veri ile hayatımıza katabiliyor hale geldik. Bu algoritmaların başındaysa derin öğrenme algoritmaları gelmektedir. Buradaki kazanılan deneyim öyle bir hale geldi ki, artık bir yapay zeka modeli bir fotoğrafta bir cismin var olup olmadığını, insandan daha başarılı bir şekilde tespit edebilir oldu. Elde edilen başarılı sonuçlar, yeni algoritmaların da ortaya konmasının önünü açtı.

Yapay zeka uygulamaları ile problemleri çözebilme yöntemleri artarken bir yandan da yapay zeka ile yeni veri üretebilir miyiz çalışmaları başladı, yapay zeka bu alanda da başarılı oldu ve gerçek olmadığı anlaşılamayacak kadar başarılı insan yüzleri GAN (Generative Adversarial Networks) algoritmaları ile üretildi.

Tüm bu gelişmeler, yapay zeka insan elinden çıkmışçasına sanat eseri ortaya koyabilir mi tartışmasını alevlendirdi. Doğruyu söylemek gerekirse, yapay zeka olayları veriye dayalı bir şekilde mantıksal çözebilirken henüz duyguları anlama konusunda çok başarılı değil. Şu aşamada belki yapay zeka duyguları hissederek yeni bir şey üretemeyebilir fakat belli bir duyguyla üretilen verileri kullanarak o duygu ile üretilmişçesine yeni bir şey ortaya çıkarması muhtemel. Bu konu ile ilgili yaptığımız çalışma da gelecekte yapay zekanın sanatsal faaliyetlerde ne kadar başarılı olabileceğinin bir göstergesi.

5 milyon wikipedia cümlesi (yaklaşık 25 milyon kelime) kullanılarak kelimeler arasındaki ilişkiyi cümle içindeki önceki ve sonraki kelimelere bakarak bulan bir derin öğrenme modeli geliştirdik,  bu model her kelime için bir vektör oluşturuyor ve benzer anlamdaki kelimeler birbirine daha yakın vektörlerden oluşuyor. Her bir kelime vektöre dönüştürüldükten sonra RNN (Recurrent Neural Network) modeli ile bir sonraki kelimeyi tahmin edecek şekilde bir model geliştirdik. Modelimizi kahramanlık şiirleriyle tekrar eğittik ve biraz daha algoritma katarak konusu kahramanlık olan akrostiş şiirlerini yapay zekâ ile üretir hale geldik. Bu model zamanla daha da gelişecek ve birçok şairden daha edebi şiirler yazabilecek, ama bu şiirleri yazarken hissederek yazdığını şuan için söyleyemeyiz.

İlgili Haberler