Köşe YazılarıTansu YeğenDijital Dönüşümde Başarı

9 Temmuz 201998
https://www.isteteknoloji.com.tr/wp-content/uploads/2019/03/tansu-yegen-profil-3.jpg

Bugün hangi sektörde olursa olsun ileride tüm şirketler bir teknoloji şirketi haline gelecek. Şirketler arasındaki rekabet teknoloji alanında sürmeye başladı bile. 2015 yılında hazırladığım bir dijital dönüşüm araştırmasının sonuçları da bunu doğrular nitelikteydi. Şirketlerin geleceğini teknolojiyi nasıl konumlandırdıkları ve ne denli doğru adapte edebildikleri belirleyecek diyebiliriz. Araştırmanın ardından şirketleri, dijital alanda ilerlemiş şirketler, dijitalleşme konusunda henüz başlangıç aşamasında ve yolun ortasında olarak 3 ayrı kategoride sınıflandırdık. Bu sınıflandırma bize gösterdi ki, dijitalleşen şirketleri diğerlerinden ayıran en temel nokta müşteri odaklı bir yaklaşıma sahip olmaları. Bu şirketleri başarılı kılan faktörlerden biri teknolojiyi kullanarak müşterilerinden geri bildirimler almaları ve bu sayede yeni ürünler çıkarmaları ya da mevcut ürünlerine yön vermeleri.

Dijital dönüşüm konusu hemen hemen bütün ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de bu bir sancı. Şirketler dönüşüm sürecinde tam olarak neler yapacaklarını, bu süreçte kendilerini nasıl konumlandıracaklarını kestiremiyorlar. Türkiye özellikle ekonomik açıdan inişlerin ve çıkışların bol olduğu bir ülke. Bunun yansımalarını son aylarda katıldığım CEO toplantılarında görüyorum. Şu an CEO’ların ortak gündemi maliyetleri azaltmak. Ki maliyetleri azaltmak da ne yazık ki personel çıkarmak ile eşdeğer görülüyor. Ben bu konuda onlara katılmıyorum. Çünkü personel çıkarma kararının ve maliyet tasarrufu sağlayamamanın ana kaynağını, teknolojiyi iş süreçlerine adapte edememekten kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Personel çıkartarak tasarruf yoluna gitmek çok kolay bir kaçış yolu. Halbuki teknolojiyi adapte edemediğiniz bir işte belki bütün elemanları çıkarmak zorunda kalabilirsiniz. Teknolojiyi kullanmak doğrudan çalışanları daha verimli kılmak, şirketinize ek çalışan kapasitesi kazandırmak ve maliyetlerin daha da azalması anlamına geliyor. 27 yıldır bu sektördeyim ve en başından beri gördüğüm sıkıntı hiç değişmedi: Bir şirket eleman azaltma vizyonu ile dijitalleşmeye başlıyorsa o dönüşüm projesi başarısız olacak demektir. Çünkü doğal olarak ilk başta çalışanlar bu süreci bir tehdit olarak okuyup, baltalıyor. Oysa çalışanlara projeyi, ‘’Arkadaşlar, biz hep birlikte ileri gideceğiz. Hepimiz daha mutlu olacağız ve daha iyi kararlar verebilmeniz için önünüze yeni sistemler getireceğim.’’ cümleleri ile anlattığınızda çalışanlar mutlu bir şekilde projeyi sahiplenmeye başlıyorlar. Amerika’da çalışmak istenen ilk 10 şirketin hemen hepsine baktığınızda anlatmış olduğum teknolojilerin ve beraberinde gelen yaklaşımın temelde olduğunu görüyorsunuz.

Son yıllar Türkiye’nin bu dijitalleşme alanında olgunlaştığı bir dönem oldu. Hatta bunun bir yansıması olarak büyük şirketlerde CDO gibi unvanlar, koltuklar oluşmaya başladı. Hatta dönüşüm yolunda gerçekleşen çalışmaların o ana kadar konfor alanını terk etmeyen CIO’ları ciddi şekilde sarstı. Biz ise bu noktada onlara öne çıkmaları, şirketlerinin stratejik karar vericisi olmadıkları takdirde görevlerini pazarlama departmanından gelenlere devretmeleri gerektiğini belirttik, hatta dünyadan örnekler sunduk. Türkiye’nin dönüşümü için çok büyük ekipler oluşturduk, toplantılar düzenledik.

Gerçek anlamda bir dönüşümden söz edebilmek için bir strateji olması gerekiyor. Mesajını kuvvetli verdiğimiz stratejimiz; yazılı bir sürecin olması ve tüm yönetimin buna sahip çıkması, düzenli olarak değerlendirilmesiydi. TÜSİAD başkanları Cansen Başaran, Erol Bilecik bu araştırmayı fazlasıyla benimsedi. Eminim ki yeni başkan da bu çalışmaları sürdürecektir. Yaklaşık 1 ay önce yapılan bir araştırmaya göre geçtiğimiz yıl dijital dönüşüme 1.3 trilyon dolar harcanmış. Fakat bu miktarın büyük bir kısmı doğru bütçelendirilmedi. Bunun sebebi strateji olmadan uzun vadelere yayılmış bir dijital dönüşüm. Burada esasında kilit nokta birkaç yıl sonrasında sonuçlarını görmek yerine hızlı kazanımlar elde etmek. Bizi hızlandıran teknolojiler elbette var ancak hangi teknolojinin bizim için gerekli olduğunu iyi belirlemek lazım. Yapay zekanın kullanmak istediğim bir tanımı var: “Yapay zekayı anlamayıp, buna adapte olmayan ülkeler, şirketler, kişiler tamamen bir alt tür olarak kalacaklar.” Öğrencilere bazen yapay zeka, makine öğrenimi, derin öğrenme ne demek diye soruyorum ama cevap alamıyorum. Baktığımızda yapay zekanın şu an bir tanımı yok. Bu yüzden bizim acilen ülkemizde yapay zeka nedir konusunda zorunlu eğitimlere yer vermemiz gerekiyor.