Warning: session_start(): open(/var/lib/php/sessions/sess_r811v5e47hpm874ksgd3p89mo5, O_RDWR) failed: No space left on device (28) in /var/www/vhosts/isteteknoloji.com.tr/httpdocs/wp-content/plugins/arscode-ninja-popups/arscode-ninja-popups.php on line 1801

Warning: session_start(): Failed to read session data: files (path: /var/lib/php/sessions) in /var/www/vhosts/isteteknoloji.com.tr/httpdocs/wp-content/plugins/arscode-ninja-popups/arscode-ninja-popups.php on line 1801
“Uzaktan eğitimde altyapının yanında dijital içerikler de geliştirilmeli!” – İŞTE Teknoloji
 

“Uzaktan eğitimde altyapının yanında dijital içerikler de geliştirilmeli!”

Zeynep Dereli ile insan odaklı eğitim sürecine ve uzaktan eğitim modelinin ihtiyaçlarına dair uzun soluklu bir sohbet gerçekleştirdik…
27 Kasım 2020405

Her öğrencinin uzaktan eğitime erişmesi gerektiğine dikkat çeken Tink Kurucusu Zeynep Dereli, “Altyapı ile dijital yetkinlikler kadar dijital içeriklerin ve materyallerin de oluşturulması oldukça önemli.” dedi.

Pek çok profesyonel kimliğinin yanı sıra başarılı bir iş insanı olan Zeynep Dereli, Türkiye’nin odağı insan olan ilk teknoloji koleji Tink’in kurucusu… Eğitimci bir aileden gelen Dereli, insana yatırım yapan bir eğitim modeli ile nitelikli eğitime erişimde fırsat eşitliğini sağlamayı hedefliyor. Zeynep Dereli ile insan odaklı eğitim sürecine ve uzaktan eğitim modelinin ihtiyaçlarına dair uzun soluklu bir sohbet gerçekleştirdik…

Sizi daha çok teknoloji konusundaki çalışmalarınız ve özellikle ilk teknoloji koleji Tink ile biliyoruz. Bu kapsamda öncelikle profesyonel hayatınızı dinlemek isteriz…

Profesyonel hayatımı ikiye ayırıyorum; eğitim gönüllüsü olarak Teknoloji ve İnsan Kolejleri’ni yani Tink’i kurmadan önce yaptıklarım ve Tink ile eğitim gönüllüsü olarak sürdürdüğüm hayatımı bir eğitimci olarak resmiyete dönüştürdüğüm dönem… Daha önce ağırlıklı olarak finans konusunda çalışıyordum fakat Tink öncesini de yine kendi içinde ikiye ayırabiliriz. Kariyerimin başlarına birinci dönem de diyebiliriz. İstanbul’daki Dundas&Ünlü Menkul Kıymetler’de Birleşme ve Satın Alma bölümünde çalıştıktan sonra Londra’da Shell Trading and Shipping firmasında Risk Analizi, Araştırma ve Mevzuat Uyum takımlarında yer aldım. Türkiye’ye döndükten sonra da Shell Türkiye’de Finansal Analizci ve Tedarik Analizcisi olarak çalıştım. Kariyerimin birinci dönemi diye adlandırdığım bu dönemin ikinci bölümünde ise ülkemiz ekonomisinin kalkınmasına destek veren farklı kuruluşlarda görevler üstlendim. Bunlardan ilki Atlantik Konseyi Karadeniz Enerji ve Ekonomik Forumu’nun direktörlüğü oldu. Daha sonra düşünce kuruluşlarından Türk Politika Forumu’nun Genel Koordinatörlüğü’nü yürüttüm. Ayrıca bir dönem SKY Türk ve CNBC-E kanallarında siyaset gündemine ilişkin haftalık “Liderler ve Kararlar” programını hazırlayıp sundum. Tüm bunların yanı sıra, APCO Türkiye’nin kuruculuğunu ve CEO’luğunu da yürüttüm.

2016’dan itibaren ise Tink’li hayat başladı. Tink’i kurana kadar yaptığım tüm çalışmalar adeta beni Tink’e hazırladı çünkü tüm çalışmalarım bana şunu gösteriyordu; ülkemizin de dünyada rekabet edebilir, gelişmiş ülkeler arasında yerini alabilmesinin yolunun dijital çağın ihtiyaçlarına uygun bir eğitim ve öğretim modeli geliştirmekten geçiyor. Tam da bu amaçla Türkiye’nin odağı insan olan ilk teknoloji koleji Tink’i kurdum.

Bu özel fikir nasıl ortaya çıktı? Teknoloji ve insanın iç içe olduğu bir eğitim ve çalışma hayatı anlıyoruz ki sizce mümkün…

Öncelikle şunu söylemem gerek; hayatım boyunca eğitimin içinde oldum. Aileden gelen bir eğitimci geçmişimiz var. Büyük dedem ülkemizin ilk Milli Eğitim Bakanlarından. Annem de bir öğretmen ve ayrıca ailemizin uzun yıllardır yönettiği bir eğitim vakfı var. Bu yönden, benim için de tüm hayatım boyunca eğitime dair kafa yormak, düşünmek hayatımın doğal bir parçasıydı. Yurtdışında ve yurtiçinde yaptığım gerek profesyonel gerek gönüllü tüm çalışmalar bana şunu bir kez daha gösterdi ki çağı yakalayan, insana yatırım yapan bir eğitim modeli kuramadığımız sürece bizim temel problemlerimizin de çaresi bulunamayacak. Bu modeli bir anda tüm Türkiye’de uygulamak benim için zordu; ama böyle bir model üzerine çalışıp, kurgulayıp örnek bir okulu kurmak, o okulda verdiğimiz eğitim ve uygulamasını da göstermek suretiyle örnek olarak sunmak doğru bir hedef olacaktı. Ben de bu düşünceyle Tink’i kurdum. Tink için Türkiye’ye en uygun en uygun modelin bir nevi test edildiği bir model diyebiliriz.

Şimdi yeni bir model daha oluşturduk. Bu modelin temelinde de nitelikli eğitime erişimde fırsat eşitliğini sağlayacak bir modeli örneklemek yatıyor. Bu yeni sistemde teknolojiyi, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak, adeta “Her evde bir kolej” diyebileceğimiz platformda öğrencilerimize sunuyoruz. Burada temel hedefimiz; öğrencilerin eğitim sürecine destek olup aldıkları eğitimi, tamamlayıcı bir eğitim sisteminin modeli haline getirmek.

Çağımız artık teknoloji çağı. Yapay zeka, dijitalleşme bizi hızlıca teknolojiye adapte olmaya zorluyor. Buna karşı gelmek ve eski modeller üzerinde ısrar etmek de doğru bir yaklaşım değil. Günümüzde örneklerini görmeye başladık ve gelecekte daha da yaygınlaşacaklarını biliyoruz. Yapay zeka ile pek çok işi bizim yapmamıza gerek kalmayacak. Ancak bu, robotların hayatın her alanında insanın yerini alacağı anlamına geliyor dersek de yine bir yanılsamaya düşeriz. Bu düşünceyle, insan için teknoloji odaklı bir gelecek kurgulanması gerektiğine inanıyoruz. Burada da elbette teknoloji ve insan bir arada yer alıyor, birbirinin ikamesi olarak değil.

Birçok kolejin günümüzde çeşitli dijital eğitimler verdiğini görüyoruz. Tink’in bu kolejlerden farkını, yarattığı ayrıcalıkları nasıl tanımlarsınız?

Eğitimin kalitesini özgün içerik, yetkin eğitmenlerden oluşan kuvvetli bir akademik kadro, ulusal ve uluslararası bağlantılar, öğrencilerin kalitesi ve vizyonu belirler diye düşünüyorum. O nedenle Tink’i kurarken insanın merkezde olduğu ve dijital çağa hazır gençlerin yetiştirildiği bir okul olmasını hedefledik. Öte yandan, ülkemizin mevzuatını da dikkate almak zorundaydık. Bu nedenle Tink’te Milli Eğitim Bakanlığının Anadolu ortaokulu ve lisesi müfredatını uyguluyoruz; ancak bizi farklı kılan elbette kendi ürettiğimiz eğitim içeriklerimiz.

Merkezinde insan ve teknoloji olan Tink eğitim-öğretim sistemimizde, öğrencilerimizin kişisel beceri ve tercihlerine uygun bireyselleştirilmiş eğitim programları, akran öğrenimi, proje tabanlı öğrenme ve gerçek hayat deneyimi edinme gibi dijital çağda eğitimi tanımlayan hususlara da yer veriyoruz.

Teknoloji, STEM ve inovasyon odaklı eğitim-öğretim imkanı sunduğumuz ve kendi geliştirdiğimiz özel müfredatı, buna uygun eğitim ortamında ve teknoloji altyapısı ile özelleştiriyoruz. Tink’te öğrencilerimizi Türkiye’nin en kapsamlı, vizyoner ve iyi networküne sahip olarak yetiştirmek için büyük emek sarf ediyoruz. Tink, kendi networkünü öğrencisiyle paylaşan ve öğrencinin, seçtiği Tink partneriyle proje çalışmalarını deneyimlemesini destekleyen bir yapıya sahip. Böylelikle öğrencilerimiz, sosyal hayatları ve kariyerlerini geliştirirken girişimcilik ruhu da kazanıyorlar ki bence çağımızın en önemli yetkinliği girişimcilik ruhuna sahip olabilmek. Sunulmayan alternatifleri de görmesi ve hatta bu alternatifleri kendilerinin ortaya çıkarması… Tink’te akademik mükemmeliyetin yanı sıra, hayat ve çalışma becerilerinin de geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Tink eğitim modelimiz, düşünce ile eylemi kişiliğinde birleştiren çözüm odaklı genç insan kavramını karşımıza çıkarıyor. Bu anlamda, öğrencilerimize yani Tink jenerasyonuna, kâr yerine değer yaratmanın önemini vurgulayan bir bakış açısı kazandırmayı hedefliyoruz. Gençlerimizin öğrenimleri sonunda hayata tutkuyla bağlanacakları kariyer seçimleri yapmalarını destekliyor ve kâr yerine değer yaratmanın önemini vurguluyoruz.
Tink jenerasyonunun temel özellikleri teknoloji okuryazarlığı, inovasyon kültürü ve çok kuvvetli networkleri. Böylece öğrencilerimizin global değişimin ortasında çok önemli bir rol oynamaya aday olduklarını söyleyebilirim.

Uzaktan eğitim sürecinde sizin çalışmalarınız nasıl oldu? Bu süreçte Türkiye genelinde uzaktan eğitim çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

COVID-19’un ilk vakası 11 Mart’ta ilan edildi ve 16 Mart’ta yüz yüze eğitime ara verildi. Bir haftalık aradan sonra da 23 Mart’ta uzaktan eğitime geçildi. Bizde ise tüm altyapımız ve eğitim içeriklerimiz zaten yüz yüze ve uzaktan eğitim sistemine uygun olarak geliştirildiği için ve eğitim karma olarak halihazırda uygulanıyor olduğundan bir sorun yaşamadık. Okulumuz 16 Mart’ta uzaktan eğitim ile hiç ara vermeksizin eğitime devam etti.

Türkiye genelinde ise durum bizim gibi değildi. Elbette istisnai olsa da hazırlıklı olan okullar vardır. Ama genel olarak eğitim sistemimiz bu salgına hazırlıksız yakalandı diyebiliriz; çünkü her ne kadar uzun yıllardır eğitimde teknolojik dönüşüm ve inovasyon konusunda çalışmalar yapılıyor da olsa bu çalışmalar yıllara yayılarak uygulanıyor. Oysa salgın, tüm dünyada bir anda ortaya çıktı ve tüm dünyayı hazırlıksız yakaladı. Altyapısı güçlü ve içerikleri geliştirilmiş olan ülkelerde bu sürece uyum daha hızlı olurken, altyapısı bizim gibi daha zayıf ve içerikleri henüz geliştirilmemiş olan ülkelerde bu biraz daha zaman aldı. Ama gelinen noktaya baktığımızda ben her zaman olduğu gibi, önceliği iyi ve doğru yapılan işlere vermek istiyorum. Pandeminin ilk günlerinde salgınla nasıl mücadele edileceği konusunda hiç tecrübemiz yokken eğitime ara verilip uzaktan eğitime geçilmesi çok doğru bir karardı. Bunun için de halihazırda mevcut olan EBA sisteminin kullanılması yine doğruydu. Ama eksik olan şu; ülkemizde ne yazık ki halen yeterli bir altyapı olduğunu söyleyemem. Öte yandan, MEB’in kendi verilerine göre, evinde televizyonu olmayan 1,5 milyon çocuğumuzun EBA TV’den yararlanamayacağı da çok açık. Yine öğrencilerin yaklaşık yüzde 30’unun yani neredeyse 5 milyonunun bilgisayarı, tableti veya cep telefonu yok. Bu da, bu öğrencilerimizin EBA’dan yararlanamayacağını ortaya koyuyor. Elbette EBA destek noktaları bu anlamda atılan önemli bir adım ama devamı da gelmeli.

Özetle, yapılan çalışmaları öğretmenlerimizin, eğitimcilerin ve hatta velilerin bu alanda verdiği yoğun çabayı ve emeği sonsuz bir takdirle karşılıyor hepsine çok teşekkür ediyorum. Bundan sonrası için öğretmenlerimizin, eğitimcilerin, velilerin ve öğrencilerimizin, yoğun ve gayretli çabalarında onlara yardımcı olmamız gerektiğini, çocuklarımızın eğitimi için hep birlikte, el ele vermemiz gerektiğini düşünüyorum.

Uzaktan eğitim çalışmalarının sürekliliğini sağlama noktasında sizce neler yapılabilir? Özellikle yeni nesil teknolojilerin ülkemizde kullanım alanlarını nasıl değerlendirirsiniz?

Yeni nesil teknolojilerin eğitimde kullanımına dair farkındalık yönünden aslında COVID-19 bizim için bir fırsat yarattı. Evet bu salgın çok tehlikeli, çok hayati ve bilim insanlarının bile henüz çözemediği bir şekilde hayatımızın ortasına geldi, kuruldu. Ama tam da bu noktada salgınla yaşamayı öğrenirken bir kenarda oturup beklememeliyiz, süreç bize bunu da gösterdi. Gelecek dediğimiz şey salgın ile bir anda geldi ve teknoloji ile uyumlu bir hayat sistemi kurmamız gerektiğini bize anlattı. Bunda şunu kastediyorum; salgının ilk günlerinde tüm dünya olarak evimize kapandık ama hepimiz evde otururken üretim, planlama yani çalışma devam etmeliydi ki hayatta kalalım. Eğitim de devam etmeliydi ki çocuklarımız ve gençlerimizin geleceğinde kayıplar yaşanmasın. Tam da bu noktada teknoloji imdadımıza yetişti. Ofis işleri çevrimiçi yürütülmeye başlandı, toplantılar uzaktan yapıldı, eğitim de uzaktan yapılmaya başlandı. Yani salgın bize gösterdi ki hayatımızın devamı için teknoloji bizim için kolaylaştırıcı bir etkiye sahip. O halde bunu görmeliyiz ve buna uyum sağlamalıyız.

Eğitim yönünden baktığımızda, uzaktan eğitimin altyapısını geliştirmeye yönelik çalışma yapılmasının elzem olduğunu bu süreç bize gösterdi. Aynı zamanda eğitime erişimde fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirlerin alınması gerekiyor. Her öğrencimizin uzaktan eğitime erişimini sağlamak üzere çalışmalar yapmalı, bunun için kaynak ayırmalıyız. Bunlar, altyapı ve teknolojik aletler yönünden yapılması gerekenler. Bir de bu teknolojinin verimli olarak kullanılmasını sağlamak gerekiyor. Bu noktada da önemli olan, herkese dijital okuryazarlık yetkinliklerini kazandırabilmek. Yani altyapınızı mükemmel oluştursanız, herkese de dünyanın en iyi bilgisayarını verseniz bile bu yeterli değil. O altyapıyı ve teknolojiyi en doğru şekilde kullanma beceri ve yetkinliğini de insanınıza vermeniz gerekiyor. Burada bir diğer önemli boyut da içerik yönüne dair çalışmaların acilen hayata geçirilmesidir; çünkü yüz yüze eğitimin pedagojisi ve içeriği ile uzaktan eğitimin pedagojisi ve içeriği aynı değil. O nedenle altyapı ile dijital yetkinlikler kadar dijital içeriklerin ve materyallerin de oluşturulması önemli.

Yakın dönemde Tink gibi yeni ve farklı oluşumlara dair planlarınız var mı? Pandemi süreci hedeflerinizde neleri değiştirdi?

Bu süreç bize gösterdi ki Tink’i kurarken çok doğru tespitler yapmış ve kendimize çok doğru hedefler koymuşuz. Ama elbette hep savunduğum dönüşümden de asla uzak kalmamalıyız. Pandemi dönemi bu anlamda, bir eğitim gönüllüsü olarak hedeflerimi değiştirmedi. Aksine pandemi, ‘Bu süreçte eğitime dair imkan ve olanakları nasıl daha geliştirebilirim, çocuklarımızın ve gençlerimizin nitelikli eğitime erişimleri için nasıl çalışmalar yapabilirim?’ şeklinde düşünmeye sevk etti.

Biz salgın sürecinde Tink’in eğitim içeriklerini geçtiğimiz dönem boyunca tüm Türkiye ile ücretsiz paylaştık. Öğrencimiz olmayan bin 789 çocuğumuz Tink’in eğitiminden ücretsiz yararlandı. Şimdi ise yeni bir çevrimiçi platform kurduk. Her ne kadar mevcut eksiklikler nedeniyle eğitimde eşitlik yönünden yaşanan sorunlar bu dönemde derinleşmiş olsa da, donanımsal ve altyapısal sorunlar çözüldüğünde uzaktan eğitimin ve eğitimde teknolojik imkanların kullanılmasının fırsat eşitliğini sağlayacak bir araç olduğuna yürekten inanıyorum.
COVID-19 nedeniyle yüz yüze eğitime ara verdiğimiz bu günlerde çocuklarımızın eğitim öğretiminin sekteye uğramaması için onlara destek olmak amacıyla, kurduğumuz bu platformda; eğitime uzaktan devam eden 2. sınıftan 12. sınıfa kadar öğrenciler için özel hazırlanmış takviye programımız ile uzaktan eğitim konusunda uzman öğretmenlerimiz, öğrenmeyi kolaylaştıran bir sınıf ortamı yaratarak öğrencilerin çalışmalarını izleyerek onlara yol gösteriyor.

Bu salgın sürecinde pek çok alanda başta kendimizi, ihtiyaçlarımızı ve isteklerimizi sorguladığımız süreçlerden geçiyoruz. O halde, bu süreçte bir de hepimizin ortak konusu ve önceliği olan çocuklarımız, gençlerimiz için ne istiyoruz, neler hayal ediyoruz ve neler yapmak istiyoruz diye de düşünmenin zamanıdır. Ben bir eğitim gönüllüsü olarak bu amaçla, bugüne kadar Tink ile başlattığım Türkiye’ye en uygun olan eğitim modelini kurgulama, deneme ve yaygınlaştırma hedefimi gerçekleştirmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğim.


Fatal error: Uncaught wfWAFStorageFileException: Unable to save temporary file for atomic writing. in /var/www/vhosts/isteteknoloji.com.tr/httpdocs/wp-content/plugins/wordfence/vendor/wordfence/wf-waf/src/lib/storage/file.php:35 Stack trace: #0 /var/www/vhosts/isteteknoloji.com.tr/httpdocs/wp-content/plugins/wordfence/vendor/wordfence/wf-waf/src/lib/storage/file.php(659): wfWAFStorageFile::atomicFilePutContents('/var/www/vhosts...', '<?php exit('Acc...') #1 [internal function]: wfWAFStorageFile->saveConfig('livewaf') #2 {main} thrown in /var/www/vhosts/isteteknoloji.com.tr/httpdocs/wp-content/plugins/wordfence/vendor/wordfence/wf-waf/src/lib/storage/file.php on line 35