Röportajlar“Yenilikçiliğin yeni tanımı ‘en hızlı tekno-bilimsel çözüm’”

Türkiye’deki dijitalleşmeyi ve Ar-Ge çalışmalarını, girişimciliği, yazılım sektörünü ve elbette TTGV’yi sorduğumuz Cengiz Ultav, değerli yorumlarını İşte Teknoloji okurları için anlattı...
18 Şubat 2021300

“Yenilikçilik artık eskiden olduğu gibi ‘fikir ve para arasındaki en kısa yol’ değil, ‘reel dünya problemlerine en hızlı tekno-bilimsel çözüm’ demek.” diyen TTGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Ultav, bu yeni tanımın barındırdığı fırsatlar ile deneme yanılmanın eskisinden daha etkili olduğunu ama cesaret ve takım oyunu gerektirdiğini söylüyor.

Türkiye’deki dijitalleşmeyi ve Ar-Ge çalışmalarını, girişimciliği, yazılım sektörünü ve elbette TTGV’yi sorduğumuz Cengiz Ultav, değerli yorumlarını İşte Teknoloji okurları için anlattı…

Cengiz Bey vakıf olarak birtakım programlarınız olduğunu biliyoruz. Bu programların amacı nedir, bize biraz anlatabilir misiniz?

TTGV 30 yıldır Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda, değerli yöneticiler liderliğinde çok önemli başarılara imza attı. Ben de bu yolculuğun son 10 yılında, yönetim kurulu üyeliği ve kurul başkanlığı görevini yerine getirmeye çalışıyorum. TTGV kamu ve özel sektörün kurucuları arasında olduğu çok özel bir yapıya sahip. Başta Hazinemiz, Devlet Planlama Kurumu’muzun katkıları ve sonra Dünya Bankası, EBRD gibi uluslararası kuruluşların kredileri ile oluşturulan mali güç, özellikle KOBİ ve diğer firmalarımızın teknoloji projelerinin oluşturulması, yol alması ve başarıyla sonuca ulaştırılması amacıyla geriye ödemeli bir yapı içerisinde başarıyla kullanılıyor. Vakfın ilk 20 yılında, binlerle ifade edilen rakamlarda bu karakteristikteki projeler iş dünyamıza büyük katkılar sağladı. Son 10 yılda ise dünyadaki gelişmelere paralel olarak öncelikle iş dünyamız, proje bazlı teknoloji kullanımı konusunda inisiyatifi daha aktif kullanmaya başladı, aynı zamanda yenilikçilik ve girişimcilik çok önemli bir dinamik olarak ortaya çıkmaya başladı. Bu dönemde TTGV olarak biz de görevimizin yeni aşamasını ülkenin yenilikçilik ve girişimcilik potansiyelinin artırılmasına katkı olarak tanımladık. Ana aktivitelerimizi liseden iş hayatına kadar gençlerimizi yenilikçilik ve girişimcilik alanında donatmak, eğitmek, cesaretlendirmek, fonlamak veya fonlara ulaşmalarını sağlamak gibi alanlardan oluşan bir platformu yükseltmek etrafında topluyoruz.

Pandemi dönemiyle artan dijitalleşmeyi Türkiye özelinde nasıl değerlendirirsiniz? Bu bağlamda, geleceğe dair öngörüleriniz neler?

Pandemi olmasa da dünya; doğa, toplum ve insan etrafında oluşan dengesizlikler sebebiyle zaten bir kırılmaya doğru gidiyordu. Yaklaşık 500 yıllık bir doğrusallık döneminin sonuna geliyoruz. Geldiğimiz noktanın karakteristikleri birçok bilim insanının özetlediği gibi toplum-ekoloji dengesinin yitirilmesi, kaynakların yerine konulamayacağı kadar büyüme ve tüketme, bunların yanında yapılabildiği kadar kandırmaca… Pandeminin belki de tek olumlu yönü bu büyük resmin netleşmesi ve çözüm ve fırsatlar yönünde düşünme ve planlama için zorlamada bulunması oldu. Bu kırılmanın tüm belirtileri ortada, dünyanın her tarafında konfor alanları kayboluyor, belirsizlikler artıyor, artan belirsizlikler kendi fırtınalarını oluşturursa kaos ihtimali var, yeni nesiller geçmişin kule yapılarından çok kendi ağ yapılarını yeğliyor, büyük veri her yerde etkisini artırmaya başladı, bilim alanında özellikle fizik, biyokimya ve genetik alanlarında olağanüstü gelişmeler verimlilikler ve katma değerlerin ana etkeni olmaya başladı. Bütün bu kritik gelişmelerin fırsata çevrilmesi için bir uyum platformunun yola çıkarılması çok önemli. Bu uyum platformunun 3 taşıyıcı sütunu var: İçiçelik, dayanıklılık ve döngüsellik. İçiçelik, iş birliğinin ötesinde bir takım oyununun tarifi için kullanılıyor; çoklu alanlarda, çoklu kültürel takımların cesaretle bir arada çalışması. Dayanıklılık ise belirsizlik, kompleksite ve kaosu yok olmadan yönetme yeteneği olarak ortaya çıkıyor. Döngüsellik de doğa toplum ve insan bütünselliği için sadece atıkların değil veri, bilgi, enerji ve ekonomi gibi birçok alanda uç birleştirme görevi görüyor. Gençlerimizin bu uyum platformu üzerinde krizleri fırsata çevirme konusunda büyük fırsatları var. 400 yıllık bir endüstri devrimi 4.0 – 5.0 gibi versiyonlamalarla devam ediyor.

100 yıllık bir dijital devrim gençlerin en önemli alet çantalarını yarattı. Yeniden bir sayfa açan bilim devriminde literatürü takip ederseniz Türk insanının yarattığı fizik alanında olsun, genetik alanında olsun yepyeni çözümlerin örnekleri hızla artıyor. Artık yenilikçilik, eskiden olduğu gibi “fikir ve para arasındaki en kısa yol” değil, “reel dünya problemlerine en hızlı tekno-bilimsel çözüm” demek. Etraf bu yeni tanım içinde fırsatlarla kaynıyor, deneme yanılma eskisinden daha etkili ama cesaret ve takım oyunu gerektiriyor. Girişimcilik; bu zengin yenilikçilik fırsatları içinde çok alanlı ve çok kültürlü takım oyunuyla, cesaretle, yılmadan, deneye yanıla çözümlere, yeni verimlilik ve katma değerlere ulaşmak demek.

Türkiye’deki teknoloji Ar-Ge yatırımları sizce yeterli mi? Size göre Türkiye’yi öne çıkaracak yatırım ve girişimler nelerdir?

Türkiye’nin başından beri sistematik olarak yaklaştığı sağlık ve savunma alanlarında teknoloji ve Ar-Ge yatırımları yüksek seviyede geri dönüşler ve yenilikçi çözümler yakalamaya başladı. Yazılım konusunda da oyun sektöründeki hareketlenmeler önemli. Ancak üretim ve tarım sektörlerinde yatırımların ve yatırım etkinliğinin artırılması da çok önemli. Üretim ve tarım sektörlerimiz geldiğimiz noktada dünyanın başka ülkelerinde olmayan bir esneklik ve çeşitlendirme gücüne sahip. Bu özelliklerin akıllı sistemleri daha çok içeren üretim evrimini hızlı takip etmesi, bu alanda yapılacak yatırımlarla büyük bir rekabet avantajını getirebilir. Akıllandırma, sadece dijitalizasyon ve yazılım içermiyor, bunun ötesinde büyük verinin her yönüyle dünya çapında kullanılması ve paylaşarak büyüme dinamikleri içinde ele alınması, veri analitiği, öngörü-artgörü gibi alanlarda doktora sayılarının artırılması gibi konular rekabet unsurlarının temelinde yer alıyor. Tasarım kabiliyetlerini estetik ve endüstriyel odağının dışında neredeyse verimliliği kişi ile özel buluşma noktalarına taşımak gerekiyor. Yazılım konusunda kodlama ve sistem/servis oluşturmanın yanında, en hızlı ve en verimli algoritmaların mülkiyet haklarının sahiplenilmesi de yazılım işinin bilimin farklı alanları ile buluşmasını ve en yüksek geri dönüşü sağlıyor.

Akıllandırmanın yanında sürdürülebilirlik konusunu da bugüne kadarki şiirsel ve fantezi yakıştırmaların ötesine taşımak gerekiyor. Girişimci gençlerimizin günümüzde sürdürülebilirliğin 3 ana ve gerçekçi sütun üzerine oturduğunu anlamaları çok önemli. Bu 3 sütunu ileri malzemeler, enerji verimliliği ve paylaşım ekonomisi oluşturuyor. Bugünkü doğayı yok eden, içine gömülü enerjinin haddi hesabı olmayan malzemeler ve kuantum fiziği, biyosentetikler ve biyokimyasal ilerlemeler doğrultusunda çok kısa sürede yerlerini yeni ileri malzemelere bırakacaklar. Yenilenebilir enerjiden daha önemli olarak enerji verimliliği konusu ön plana çıkıyor. Paylaşım ekonomisini, popüler girişimlerin bugünkü problemlerinin ötesinde 3-5 yıl sonraki versiyonları üzerinden hayal edilmesi önemli. Akıllandırma ve sürdürülebilirliğin yanında sürtünmesizliğin de ne kadar yeni verimlilikler ve katma değerler için önemli olduğunu, bunun sadece coğrafi değil ülkelerarası ve toplumsal özellikler içerdiğini, Çin’in 6 alternatifli yeni ipek yolu ve RCEP anlaşmasının detaylarında görmek mümkün. Gençlere önerim; girişimlerini oluşturan yenilikçi çözümlerin içerisinde mutlaka akıllandırma, sürdürülebilirlik ve sürtünmesizliği bir bütünsellik içinde ele almaları.

Hemen şu soruyu da iletmek isteriz; liselerden başlayan birçok girişim örneklerini görüyoruz. Bu noktada fikri olan ancak bütçesi olmayan genç girişimcilere tavsiyeleriniz neler olacaktır?

TTGV olarak lise seviyesinde de yoğun bir şekilde gençlerle bir araya geliyoruz. Onlara da söyleyeceklerim yukarıda söylediklerimden çok farklı olmayacak ama özetle öneririm ki; mutlaka çok yönlü yetenekleri bir araya getiren, farklı yeteneklerin bir araya gelmesinin üstel gücünü içeren takım oyunu oynasınlar. Matematiğin belirsizliği yönetmek, kaosu çözmek, kompleksiteyi anlamak için ve ileri dönemin en önemli dayanıklılık unsuru olduğunu unutmasınlar.

Doğa-toplum-insan dengesi döngüsellikte yatar. Sadece atıkları değil veriyi, enerjiyi, ekonomiyi bu denge içerisinde geri dönüşen uç birleştiren şekillerde düşüsünler. Bütünsellik içinde akıllandıran, sürdürülebilen, her türlü sürtünmeyi azaltan, reel dünyanın problemlerine somut çözüm getiren projelerini cesaretle deneyerek yanılarak şekillendirsinler ve düzgün bir şekilde anlatmaktan ve sunmaktan yılmasınlar. Tüm bunları arayanların buluştuğu fonların sayısı ve bu fonlarla buluşma ihtimali hızla artıyor.

Önemli konulardan biri de yazılım geliştirme ve yazılımcı eksiği. Burada devletin de önemli politikaları bulunuyor. Size göre; yazılım noktasında Türkiye nerede? Yazılımcı eksiğimiz nasıl kapanacaktır?

Toplumun her kesiminde yazılımın önemi kavranmış durumda. Genç Türkiye bu konuda hareketli. Başka kimse yardıma gelmeden oyun alanında müthiş güzel örnekler, rol modelleri oluşmaya başladı. Eğitim modelimizde lise, teknik lise ve üniversite seviyesinde kodlama, sistemleştirme, servisleştirme ve algoritmik mülkiyet hakkı geliştirme aşamalarını geliştiren programlar uzun süredir gelişmeye devam ediyor. Bunların sayı ve niteliğinin artırılmasına, önümüzdeki dönemde daha büyük bütçelerin ayrılacağına inanıyorum. Ama yazılımın mavi yakası veya fabrikası olmanın ötesine geçilmesi için salt yazılımın ötesinde, sistem ve servisleri sahiplenen çözümlerle geri dönüşü zenginleştiren, girişimciliği destekleyen iş modelleri ve temelde algoritmik fikri mülkiyetleri zenginleştiren doktora gibi programların ön planda desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.

3D yazıcı sektörü de özellikle pandemi döneminde popülerliğini artırdı. 3D yazıcılar sizce gelecekte ne tür değere ve öneme sahip olacak? 3D yazıcıları ne tür kullanım alanlarında göreceğiz?

Önümüzdeki dönemde kişiselleştirilmiş, neredeyse her kişiye özel farklılıklar gösteren üretimin gelmekte olduğu konusunda şüphe yok. Ayrıca deneme yanılmanın değerinin de artmakta olduğunu vurgulamaya çalıştım. Bu iki özellik olan kişiselleştirme-çeşitlendirme ve düşük maliyetli deneme yanılma kavramları içerisinde 3D yazıcıların önemi de açık. Şu anda da fabrikalarımızda yeni ürünler ve servisler veya mevcut ürünlerin üzerine giydirilen çeşitlilik özellikleri için olsun, 3D yazıcılar yoğun kullanılıyor. Bu yönde Endüstri x.0 ile 3D yazıcılar epey bir süre elele yürüyecek. 3D yazıcıların ölçek ve boyutlarındaki gelişmeleri de keyifle izliyor olacağız.

İlgili Haberler