Röportajlar“Milli ve yerli video konferans platformu için önemli bir adım attık!”

"192 ülkede sunulan içerik bağımsız servislerimiz, iOS ve Android uygulama marketlerinden tüm dünyada, her kullanıcı tarafından indirilip kullanılabiliyor"
8 Ekim 2020247

Pandemi süreciyle bazı yatırımlarına tekrar odaklandıklarını söyleyen Turkcell Dijital Servisler ve Çözümlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ataç Tansuğ, “Planlarımızda yer alan video konferans platformunu, pandemi süreci ile birlikte önceliklendirerek hızla hayata geçirdik ve şirket içi test ve kullanımına başladık. Bu odaklanma sayesinde son kullanıcıya hazır bir ürün haline getirme yolunda büyük adımlar atmış olduk. Ekim ayının başında da video konferans platformunun ilk versiyonunu sahaya süreceğiz.” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun olan Ataç Tansuğ, 1999 yılında Datapro’da Sistem Destek Mühendisi olarak başlayan profesyonel iş hayatını, 2002-2009 yılları arasında Alcatel Lucent’de Uluslararası NGN/IMS Destek Mühendisi, Takım Liderliği ve Takım Müdürlüğü görevleriyle sürdürdü. 2009-2011 yıllarında ise Alcatel Lucent Türkiye ve Azerbaycan bölgesinde Ürün Servis Direktörlüğü pozisyonlarında bulunup kurumdaki son iki yılında Global Müşteri Servisleri Direktörlüğü yaptı. Turkcell ailesine 2013 yılında Turkcell Superonline Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak katılan Tansuğ, 2016’da Transmisyon&Temel Şebeke Planlama Direktörü ve son olarak 2017’de Dijital Servisler&Çözümler Teknoloji Direktörlüğü’nü başarıyla üstlendi. Ataç Tansuğ, 26 Eylül 2019 itibarıyla Turkcell Dijital Servisler ve Çözümlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak dijital teknolojiler alanında önemli katkılar sağlamaya devam ediyor…

Turkcell’in önemli bir departmanının başındasınız. Dijital Servis ve Çözümleriniz kullanıcılara neler sunuyor?

Öncelikle, Turkcell kurulduğu günden beri dijital servisler alanında yatırım yapan ve kullanıcıları için tasarladığı deneyimi dijitalde de farklılaştırmaya çalışan büyük bir operatör. Kullanıcılarına sadece bir altyapı sağlayıcısı olarak değil aynı zamanda bir deneyim sağlayıcısı olarak da hizmet veren bir teknoloji şirketi. 2009 yılında 3G’nin ülkemize girişiyle birlikte mobil internet hızlandı ve gerekli bant aralıkları yakalandı. Daha sonra internet tabanlı servisler 4G ile yaygınlaşarak arttı. Ama onun da öncesinde, Turkcell telco alanında geliştirdiği katma değerli servisler ile fark yaratıyordu. 2016 yılında 4.5G’nin hayatımıza girmesiyle, dünyayı kasıp kavuran ve internet üzerinden hizmet veren birçok OTT oyuncusu ortaya çıktı. Turkcell de benzer şekilde, kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamak için bu alanlarda bir şebeke sağlayıcısı olarak değil bir deneyim sağlayıcısı olarak hizmet verebilmek, kullanıcılarla olan etkileşimlerini artırmak ve hizmetlerini 7/24 yaygınlaştırabilmek adına dijital servislere yatırım yapmaya başladı.

Türkiye’nin dijital iletişim platformu BiP, müzik platformu fizy, video streaming platformu TV+, arama motoru Yaani, e-posta platformu YaaniMail, bulut depolama hizmeti lifebox, spor uygulamaları GollerCepte gibi birçok alanda kullanıcılarına hizmet sunmak için yatırımları bulunuyor. Bu servislerin şu anda büyük bir çoğunluğu abonelik bazlı servisler olarak kullanıcı ve gelir anlamında belli bir noktaya geldiler. Önümüzdeki dönem için daha odaklı bir şekilde, yine dönemin ihtiyaçlarını karşılayacak servisler üzerinde çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Dijital servisler tamamen Turkcell içinde mi geliştiriliyor? Özellikle uygulamalardaki en büyük sorunlardan biri güvenlik. Bu servislerin güvenliğini nasıl sağlıyorsunuz? 

Turkcell bir Ar-Ge merkezi ve tüm servislerimiz Turkcell mühendisleri tarafından geliştiriliyor. Toplamda Ar-Ge büyüklüğümüz bin 500 kişinin üzerinde ve bu Ar-Ge merkezi kapsamında sadece dijital servislerde çalışan yaklaşık 500’e yakın mühendis arkadaşımız var. Mühendislerimiz çoğunlukla açık kaynak kodlu teknolojiler kullanarak ve üzerinde geliştirmeler yaparak dijital servislerimizi kullanıcılarımıza sunmamıza yardımcı oluyor.

Tüm çözümlerimizin kendi mühendislerimiz tarafından hayata geçirilmesinin yanı sıra, tüm altyapılar da yine Turkcell’in kendi veri merkezlerinde tutuluyor. Turkcell veri merkezi alanında da birçok yatırım yaptı ve yapmaya devam ediyor. Gebze, Ankara, İzmir ve şimdi Çorlu’da büyük veri merkezleri açtı. Dijital servislerin yarattığı trafikten oluşan verinin de ülkemiz sınırları içerisinde tutulması son derece kritik. Servislerimizi geliştirirken kod taramaları, penetrasyon testleri, kod karıştırıcılar gibi her türlü güvenlik adımlarını uyguluyoruz.

Zaman zaman sistemlerimize white hackerlar’ı dahil ederek sistemler üzerinde açık aramalarını sağlıyor ve çıkan açıklarla alakalı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Uygulamaların, sistemlerin ve servislerin güvenliği bizim için çok kritik.

Kurumlar için ne tür çalışmalarınız mevcut? Kurumların iş süreçlerinde dijitalleşme çalışmalarına katkılarınız neler?

Turkcell bünyesinde geliştirdiğimiz tüm servisler, sadece Turkcell müşterilerine ve Türkiye’ye hitap etmiyor. Bu servisler, dünyanın herhangi bir yerinde Android ve iOS uygulama marketlerinden indirilip tüm dünya kullanıcıları tarafından kullanılabiliyor. Dijital servislerimiz daha çok bireysel odaklı servisler olarak başlasa da özellikle son 1,5 yıldır bu geliştirdiğimiz servisleri kurumların ihtiyacına yönelik de şekillendirmeye başladık; çünkü şirketlerin de artık dijital hayattaki ihtiyaçları çok farklı bir noktaya gidiyor. Şirketler dijital dönüşümün yanında, kullandıkları büyük OTT oyuncuların servislerini, güvenlik amaçlı da artık kendi altyapıları içerisinde kullanmak istiyorlar. Örneğin, herkesin elinde anlık mesajlaşma uygulamaları var; fakat kurumlar kendi özelindeki tüm mesajlaşmayı, kendi kontrolündeki anlık mesajlaşma uygulamaları üzerinden yapmak istiyor. Biz de bireysel olarak sunulan bu servisleri, kurumların da ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde dizayn etmeye ve kurum ihtiyaçlarına cevap vermeye başladık. 

Global kullanıma hizmet eden BiP’i artık kurumların kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirip, uygulamayı da özelleştirerek kurumların kendi markaları ile sunma şansına sahibiz. Aynı zamanda BiP’in daha küçük versiyonunu veri merkezimizde ya da kurum ihtiyacına göre kendi veri merkezinde kullanma fırsatı yaratmış olduk. E-posta platformlarını kendi veri merkezlerimizden sunabildiğimiz gibi, şirketlerin ihtiyaçları çerçevesinde kendi veri merkezlerinde ve özelleştirerek şirket içinde tutabilmenin yolunu açtık. Diğer taraftan depolama hizmetleri de çok önemli. Bu bağlamda, verilerini kendi veri merkezlerinde ya da Türkiye’deki bulut platformlarında barındırmak isteyen kurumların ihtiyacını karşılayacak bu gibi çözümlere de odaklandık. Önümüzdeki dönemde, özellikle pandemi sürecinde de çok gündem olan video konferans platformu gibi çözümleri de kurumların ihtiyaçları doğrultusunda özelleştirip sunmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Dijital servisleriniz ile ilgili globalde çalışmalarınız var diye biliyoruz, hangi ülkelere hangi servisleri ihraç ediyorsunuz?

Şu an tüm dijital servislerimiz yaklaşık 192 ülkede kullanılıyor. Özellikle BiP, lifebox ve e-posta servisleri gibi içerik bağımsız servislerimiz, iOS ve Android uygulama marketlerinden tüm dünyada her kullanıcı tarafından indirilip kullanılabiliyor. 192 ülkede de şu an kullanıcımız var fakat bunun yanında, dijital servisleri operatör iş birliği modelleriyle dünyaya sunuyoruz. Bu operatör iş birlikleriyle, farklı ülkelerdeki diğer operatörlere servislerimizi, kendi servisleri ve kendi teknolojileri gibi kullanıcılarına sunup onların teknoloji anlamında liderliği elde etmelerine, bizim de pazarlama gücümüzün olmadığı pazarlarda büyümemizi sağlıyoruz. Turkcell’in Ukrayna, Belarus, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Almanya gibi başka ülkelerde de iştirakleri, yatırımları var. Kendi iştiraklerimizle bu servisleri entegre ederek yola çıktık ve Türkiye’de uyguladığımız operatör iş birliği modelini kendi iştirakimizin olduğu ülkelerde de denedik. Benzer bir başarıyı elde edince de hiç iştirakimizin olmadığı Moldovya‘da, Arnavutluk’ta çalışmalar yaptık ve servisleri oralarda da lanse ettik. Bugün geldiğimiz noktada, Karayipler ve Asya Pasifik, Haiti, Jamaika, Papua Yeni Gine ve Panama gibi 31 ülkede hizmet veren Digicel grup operatörü ile BiP ve lifebox servislerimizin lansmanını yaptık. Bu yıl, üçüncü çeyrek içerisinde TV+ uygulamamızı ilgili ülkelerde lanse etmeyi hedefliyoruz. 

Operatörlerle yaptığımız iş birlikleri modellerinde de tıpkı kurumlara sağladığımız esneklikleri sağlayabiliyoruz. Operatör isterse, yine bizim tüm altyapımızı kullanıp kendi markası ile birlikte o ülkede lansman yapabiliyor. Örneğin Digicel, geliştirmesini bizim yaptığımız lifebox ve TV+ ürününü kendi belirledikleri marka isimleriyle, ilgili pazarlara sunuyor. Bu esneklik, müşterilere mevcuttaki servislerin sağlam altyapı üzerinden ve farklı olarak verilmesini sağlıyor. Kendi markalarının devamlılığını da sağlayarak, günün ihtiyaçlarını karşılayan dijital servisler platformunu da kullanmış oluyorlar. Eğer hiçbir markaları, yatırımları yoksa bizim kendi markamızla da devam edebiliyorlar. Biz, ortak platformları kullandığımız için hem kendi platformumuza hem de müşteriye değer katıyoruz.

Pandemi süreciyle değişen ihtiyaçlara yönelik, yeni normalde bireysel ve kurumsal kullanıcılar için sunduğunuz servis ve çözümlerde yenilikleriniz oldu mu? 

Pandemi süresince mevcuttaki dijital servislere, önceki dönemlerde yatırım yapmanın avantajlarını gördük; çünkü insanların eve kapandığı bu dönemde, bu gibi servislerin kullanımları ve kullanıcı sayısı oldukça arttı, yeni ihtiyaçlar da beraberinde geldi. Özellikle insanların evden çalışması nedeniyle toplantı ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını karşılayacak çözümler ortaya çıktı. Dünyada buna yatırım yapan, bugüne kadar çözüm geliştiren şirketler bir anda parladılar. Bu tarzdaki çözümler sadece bugünün ihtiyacı değil önümüzdeki dönemin de ihtiyacı olacak. Bu bağlamda, geçtiğimiz altı ay içerisinde oluşan ihtiyaçlar, iş dünyası için de yeni şeyleri deneyimleme fırsatı sundu ve bu fırsatların birçoğunun da kalıcı olarak devam edeceğini düşünüyoruz. 

Bazı alanlardaki yatırımlarımıza tekrar odaklandık. Bunlardan bir tanesi de video konferans çözümleri oldu; çünkü video konferans çözümlerinde verilerin lokalleşmesi, müşterimize uygun hale getirilmesi çok önemli. Aslında tüm dünyada son 2-3 senedir veri çok önemli bir hal aldı. Eskiden petrole sahip olan, petrolü işleyebilen ülkeler ön planda iken artık veriye sahip olan, o veriyi kullanabilen ülkeler ön planda. Veri hem bir kurumun ya da ülkenin güvenliği için çok önemli hem de yeni servisler geliştirmek ve mevcut servisleri daha iyi bir deneyime, kaliteye getirmek için çok kritik. Veriye sahip olan ülke ya da kurumlar çok daha katma değerli servisler üretebiliyorlar. Bu nedenle video konferans çözümünün, yerli bir çözüm olması gerektiğini düşünüyoruz ve bu alanda da yatırımlarımızı daha odaklı bir şekilde yapmaya başladık.

Planlarımızda olan video konferans platformunu pandemi süreci ile hızlandırıp önceliklendirerek hayata geçirdik ve şirket içi test ve kullanımına başladık. Ekim ayının başında da video konferans çözümümüzün ilk versiyonunu sahaya süreceğiz. Bu ilk versiyon hem bireylere hem de kurumlara hizmet edebiliyor olacak. Video konferans çözümü, kullanıcılara ücretsiz ama sınırlı toplantı deneyimleri sağlarken, ücretli versiyonda kişisel odalar ve sınırsız oda imkanı da verecek. Genel anlamda bu gibi çözümler her seferinde toplantılara farklı linkler veriyor. Örneğin, bir öğretmen ders verdiğinde öğrencilerine sürekli ayrı ayrı linkler göndermek zorunda kalıyor. Biz, kişisel odaları hayata geçirip kişinin kendi odasına katılımcıyı alabildiği ve sadece kullanıcının kendi sahip olduğu kişisel oda özelinde bireysel paketler sunmayı planlıyoruz. Video konferans çözümümüz ile kurumların ihtiyaçlarına yönelik çözümlerimiz de devreye girecek. Bulut üzerinden verdiğimiz çözümlere ek olarak, video konferansı da kurumsal müşterilerimize şirket içi bir çözüm olarak özelleştirilmiş ve kendi veri merkezleri içerisinde sunacağız.

Bunun haricinde ikinci bir konu ise, bu dönemde daha çok ihtiyacını hissettiğimiz kurumların bulut tabanlı bazı veri ihtiyaçları oldu. Aslında bunlar var olan ihtiyaçlardı; fakat bugüne kadar çoğu kişi uzaktan çalışmadığı için kurumun ihtiyaçları da bu yeni çalışma modeli ile farklılaştı. Bu nedenle kişisel depolama hizmetini, kurumların da ihtiyacına yönelik yeniden bir çözüm haline getirmeye başladık ve bu alandaki çalışmalarımızı hızlandırdık. 2021’in birinci çeyreğinde de bu yeni kurumsal çözümümüzü sahaya çıkarmayı planlıyoruz. Turkcell’in çok büyük bir şirket olmasının avantajlarını kullanıcılarımıza sunuyoruz. Turkcell gibi bir kurumsal şirketin ihtiyacı olan çözümler, diğer firmaların da otomatikman ihtiyaçlarına cevap veriyor. Dolayısıyla bu ürünleri geliştirirken Turkcell’in ihtiyaçlarını da baz alıp kendi ihtiyaçlarını çözebilecek yetenekteki çözümleri diğer firmalara da sunmaya gayret ediyoruz.

Servislerde ve çözümlerde ne tür değişiklik ve dönüşümler olacak? Bireysel kullanıcıya sunulan servislerin kurumsal versiyonlarının da sunulmasını planlıyor musunuz?

Mevcut olarak geliştirdiğimiz servisler için “biz bu servisi tamamladık” demiyoruz. Dijital servislerimizi yeni ihtiyaç ve gereksinimler ışığında sürekli iyileştirip geliştiriyoruz. Her ürünümüz, teknik ve ticari odağı ortak olan farklı ekipler tarafından geliştiriliyor. Bu ekiplerimiz ilgili ürünün global rakipleriyle rekabet etmesini sağlayacak yeteneklerle ve çözümlerle donatılması için çalışıyor. Her 2-3 haftada bir ürüne göre yeni sürümler çıkarılıyor. Dolayısıyla hem yeni yetenekler anlamında hem de mevcutta da oluşan sorunların çözümü ile alakalı ürün kendi gelişimini devam ettiriyor. Bu ürünler her ne kadar bireysel odaklı başlamış olsa da birçok ürünümüzü son iki yıldan beri kurumların ihtiyacını da karşılayacak çözümler haline getirdik. Hatta birkaç tane önemli projeye de imza attık: BiP’in daha küçük ölçekli kurumların ihtiyaçlarını karşılayabilecek hale getirilmesi, şu anda çalıştığımız video konferans çözümünün yine kurumların hem bulut tabanlı hem de şirket içi çözümler haline getirilmesi, lifebox’ın kurumların ihtiyacını sağlayacak bir depolama hizmeti haline getirilmesi, “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalsın, kurumun verisi kendisinde kalsın” söylemiyle, ilgili kurumun ihtiyaçlarını karşılayacak bir e-posta platformu oluşturmak gibi çalışmalar, kurumlar için yeni yeni ortaya koyduğumuz ve önümüzdeki dönemlerde de ortaya koyacağımız projeler.

Bu çerçevede 2021 planlamalarınızı da anlatır mısınız?

Bu yıl içerisinde BiP bünyesindeki video konferans çözümünün son kullanıcı lansmanını yapacağız ama 2021’de farklı platformlar üzerinde de bu çözümün devamlılığı gelecek. Onun haricinde, lifebox’ın kurumların ihtiyacını karşılayacak depolama çözümü 2021’de tanıtılacak. Aynı zamanda yeni alanlara da giriyoruz. Özellikle pandemi sürecinde, büyük ekran tarafında yoğun çalışmalarımız oldu. Önümüzdeki dönemde bu yönde atacağımız yeni adımları göreceksiniz. Keza geçtiğimiz günlerde tanıtımını yaptığımız Türkiye’de bir ilke imza atan TV+ Ready ürünümüz ile televizyon izleme keyfini her an her yerden yaşamayı mümkün hale getirdik. Önümüzdeki dönem için altını çizmek istediğim bir konu da oyun konusu. Turkcell olarak 2021 itibarıyla, oyun alanında da çeşitli servisler sunmayı planlıyoruz. Oyun alanında birçok çalışma yürütüyoruz.

İlgili Haberler