Röportajlar“Yerli ve milli bir 5G için üniversiteler ve şirketlerle birlikte çalışıyoruz”

"Siber güvenliğin bireyler, kurumlar hatta ülkeler için ne kadar önemli bir konu olduğu bu süreçle birlikte bir kez daha ortaya çıkmış oldu."
17 Eylül 2020229

 5G teknolojisinde kullanılacak baz istasyonlarının merkezi altyapısını yerli ve milli hale getirecek bir çalışmaya imza atan Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gediz Sezgin, “5G’yi sadece şebeke ekipmanı olarak düşünmemek lazım. Gerek üniversitelerimiz gerekse şirketlerimizle birlikte çalışarak Türkiye’de yerli ve milli bir 5G çözüm ekosisteminin oluşturulmasına destek oluyoruz.” dedi.

Gediz Sezgin, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra yüksek lisans ve doktora eğitimini de aynı üniversitede tamamladı. Profesyonel iş hayatına ise 1991 yılında Alcatel Teletaş’ta başlayan Sezgin, 1995 yılında Turkcell ailesine Şebeke Mühendisi olarak katıldı. Sezgin, Teknoloji fonksiyonunda farklı sorumluluklar üstlendikten sonra sırasıyla Servis Şebeke Direktörlüğü, Uygulama Operasyonları Direktörlüğü, Turkcell Superonline Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Grup Başkanlığı, Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Ekim 2015’ten bu yana da Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görevini sürdüren Gediz Sezgin, pandemi sürecinden siber güvenliğe, dijitalleşmeden 5G’ye kadar geniş bir perspektifte teknolojiye dair sorularımızı yanıtladı…

Uzun zaman Turkcell’de CIO görevini de üstlendiniz. 2015 yılında değişen görevinizle birlikte kariyerinizde yaşadığınız farklılığı nasıl tanımlarsınız? 

Bu göreve gelirken Turkcell’in teknoloji bünyesindeki farklı kademelerinde çalışmanın ve buradan beslenmenin büyük avantajını yaşadım. Gerek iş modellerini gerekse insan kaynağını yakından tanıdığım için yeni görevime hızlı bir şekilde adapte oldum. Uzun yılların verdiği tecrübeyle birlikte hızla işe koyularak, müşterilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda şebekemize doğru yatırımlar yaparak, yenilikçi teknolojileri onların hizmetine sunduk. Ancak şirketimizin hedefleri doğrultusunda geldiğimiz noktayı hiçbir zaman yeterli görmüyoruz, yatırımlarımızı ve çalışmalarımızı aralıksız olarak sürdürüyoruz.

COVID-19’un etkilerinin yoğun yaşandığı insanların evlerinde olduğu dönemde çok başarılı bir sınav verdiniz. Kriz dönemlerinde altyapının öneminden bahsedebilir misiniz? 

COVID-19 süreci sadece Türkiye’de değil dünyada da telekom sektörünün ne denli hayati bir sektör olduğunu bir kez daha gösterdi. Bugünleri düşünerek dünyanın en güçlü mobil altyapılarından birisini ülkemize kazandırmıştık. Turkcell olarak bugün 1.4Gbps hızları destekleyen bir altyapımız var. Bu güçlü altyapı, öncelikle şirket içerisinde dijitalleşme süreçlerimizi çok öncesinde tamamlamamızı sağladı. Bu dönemde çalışanlar işlerini, öğrenciler eğitimlerini internet üzerinden devam ettirdi. Milyonlarca kişi alışverişini yaptı, fatura ödedi, film izledi, müzik dinledi. Ve hepsi bu dijitalleşme sayesinde büyük sorun yaşanmadan yapıldı.

Aynı durum onbinlerce işletme için de geçerliydi. Kurumsal şirketlere sunduğumuz teknoloji sayesinde çalışanlar evden hizmet verebildi. Kesintisiz hizmet veren veri merkezlerimiz sayesinde ihtiyaç duydukları bulut, sunucu barındırma, uzaktan sunucu yedekleme gibi çözümlerimize diledikleri an ulaşıp işlerini şartlardan bağımsız olarak sürdürebildi. Güvenlikle ilgili ortaya çıkabilecek sorunlara karşı da siber güvenlik operasyon merkezimizle kendilerine kesintisiz hizmet verdik. Eğer biz bu süreçte ayakta kalmasaydık tüm bunlar yapılamayacaktı. Birçok sektör bu sürece hazırlıksız yakalanmasına karşın biz hazırlıksız yakalanmadık. Yakalanma lüksümüz de olmadığı net bir şekilde görüldü.

Pandemi döneminde dijitalleşmenin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Sizce bu süreç şirketlerin dijitalleşme süreçlerini nasıl etkileyecek? 

Bugün yaşadığımız süreçle dijitalleşmenin önemi daha net ortaya çıkmış oldu. Bu salgınla birlikte dijitalleşme, hayatımızın her alanında kalıcı değişimlere yol açacak. İçinde bulunduğumuz günlerde sosyal hayat ve iş yaşamı başta olmak üzere dünya COVID-19’la eşi görülmemiş bir değişimden geçiyor. Sağlıktan eğitime, ulaşımdan iletişime hayatın her alanı geri dönülmez şekilde değişiyor. Geldiğimiz noktada birçok şirket COVID-19 sürecine hazırlıksız yakalandı. Bu nedenle iş süreçleri aksadı, çalışanlar evden çalışamadı ve müşterilerine hizmet veremedi. Yeni dünya düzeninde dijital dönüşümünü hızlandırmış hatta tamamlamış kurumlar ayakta kalabilecek. Pek çok firma, önümüzdeki 5 yıla yaymayı planladığı dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmak durumunda kaldı. Bu nedenle önümüzdeki dönemde şirketlerin ajandalarında dijitalleşmeyi bir numaraya koyacaklarını düşünüyorum. Ayrıca şirketlerin yeni dönemde teknolojinin doğru kullanımının yanı sıra müşterilerinin dünyaya bakış açılarını, hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak onların değişen talep ve ihtiyaçlarını hızlıca karşılamaları gerekiyor. Şirketlerin, bir yandan veriyi doğru işleme becerisine sahip olurken diğer yandan müşterilerinin duygu durumlarındaki değişiklikleri de doğru okuyarak onlara hizmet vermesi gerekecek.

Dijitalleşmeyle birlikle çok sık gündeme gelen bir diğer önemli konu da kuşkusuz siber güvenlik oldu. Siber güvenlik konusunda ne gibi hizmetler sunuyorsunuz?

Siber güvenliğin bireyler, kurumlar hatta ülkeler için ne kadar önemli bir konu olduğu bu süreçle birlikte bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Turkcell olarak siber güvenlik konusuna çok fazla önem veriyor ve yatırım yapıyoruz. Öncelikle kendi altyapımızı, müşterilerimize verdiğimiz servisleri ve hizmetleri güvenli hale getirmek için kurduğumuz bir Siber Savunma Merkezimiz var. Burası 7/24 hizmet veriyor ve olabilecek her türlü siber tehdidi, öncesinde görüp bununla ilgili önlemler alma yönünde çalışmalar yapıyor. Burayı sürekli geliştirip daha iyi hale getiriyoruz. Bunun yanında kurumsal müşterilerimize yönelik de güvenlik hizmeti veriyoruz. Bunun için kurduğumuz Güvenlik Operasyon Merkezimiz mevcut. Burada müşterimiz olan şirketlerin altyapılarını 7/24 takip ediyor ve muhtemel saldırılar öncesi önlem alınmasını sağlıyoruz. Bu sayede bizden hizmet alan tüm müşterilerimizin altyapılarını güvenli hale getiriyoruz.

Dünyada ve Türkiye’de önemi her geçen gün artan siber güvenlik için bir yandan yoğun çalışmalar yürütürken diğer yandan da bu konuda uzman yetiştirmeyi amaçlayan Cyber Camp etkinlikleri düzenliyoruz. Çünkü biliyoruz ki, siber güvenlikte en önemli şey uzmanların yetişmesi ve kamuoyunun bilinç seviyesinin artırılması.

Bugün dünya en çok tartışılan konulardan biri de veri. Her ülke kendi verilerini kendi saklamak istiyor. Türkiye’nin en büyük veri işletmecisi olarak bu alandaki yatırımlarınız devam edecek mi? 

Veri güvenliği ülkeler için büyük önem taşıyor. Bu konuda yıllardır “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı” prensibiyle çalışıyoruz. Bu ısrarımızda ne kadar haklı olduğumuz bu süreçte bir kez daha ortaya çıktı. Son olarak Gebze ve İzmir’in ardından Ankara’da Türkiye’nin en büyük veri merkezini açtık. Yakın zamanda Çorlu Veri Merkezi’nin de devreye girmesiyle beraber bu alandaki yatırımımız 2 milyar TL’yi aşacak. Bu alanda yaptığımız yatırımlarla ülkemizin verisini yerli ve milli tesislerde en yüksek güvenlik standartlarını sağlayarak koruyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızla Türkiye’nin kalkınması ve daha ileriye taşınması için de var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Veri merkezlerine yatırımlarımız artarak sürüyor.

Veri, şirketler için de son derece kritik. Türkiye’nin en büyük veri merkezi işletmecisi olarak, Türkiye’nin en büyük şirketlerinin de olduğu bin 600’den fazla kurumsal müşteriye veri merkezini uzaktan yönetme imkanı sunuyoruz. Bu sayede şirketler 7/24 kesintisiz hizmet alarak iş sürekliliğini sağlıyor; mekandan bağımsız olarak sistemlerine erişerek çalışmalarını evden de sürdürüyor. Aynı zamanda olağan dışı durumlarda, alanında uzman Turkcell mühendisleri tarafından uzaktan destek verilerek saniyeler içerisinde çözüm sağlanıyor.

Turkcell’in mevcut altyapısı 5G’ye geçişinizi kolaylaştıracak mı? 5G geldiğinde hayatımızı nasıl değiştirecek?

Türkiye’nin Turkcell’i olarak teknolojideki öncü rolümüzü 5G alanında da gururla sürdürüyoruz. Mevcut güçlü altyapımız şüphesiz 5G’ye geçişimizi kolaylaştıracak. Ancak burada önemli olan Cumhurbaşkanımızın “Yerli 5G teknolojisi altyapısını kurmadan 5G’ye geçemeyiz” şeklindeki açıklamasında olduğu gibi yerli ve milli 5G şebeke ekipmanlarının geliştirilmesi. Biz 5G çalışmalarımızın başından bu yana bu hassasiyeti gözeterek çalışmalarımızı yürütüyoruz. 4.5G ve 5G radyo erişim şebekeleri için girişim önleme (COMP Projesi) ve 5G uçtan uca şebeke dilimlemesi (RELIANCE Projesi) konularında TÜBİTAK destekli Ar-Ge projelerimiz var. ULAK’la 5G odaklı Ar-Ge projelerinde de ortak çalışmaktayız. Bu kapsamda ULAK ile Haberleşme Teknolojisi Kümelenmesi (HTK) çalışmaları kapsamında yerli 5G baz istasyonu üzerinde de çalışıyoruz. Bugün en yüksek yerlilik oranına sahip operatörüz. 5G’de de ilk günden yerli ve milli ürünleri kullanabilmek için Ar-Ge çalışmalarına tam destek veriyoruz. Bunun yanında, 5G’yi sadece şebeke ekipmanı olarak düşünmemek lazım. Gerek üniversitelerimiz gerekse şirketlerimizle birlikte çalışarak Türkiye’de yerli ve milli bir 5G çözüm ekosisteminin oluşturulmasına destek oluyoruz.

Tüm dünyanın büyük bir heyecanla beklediği 5G teknolojisini 4.5G’den en büyük farkı sadece hız olmayacak. Hızın yanı sıra özellikle getireceği düşük gecikme süresi sayesinde hayatımızda köklü değişimler yaşanacak. Yani, ses ve internet iyileştirmesinin çok ötesinde bir deneyim sunacak. 5G mobil bir toplumun temelini inşa edecek diyebiliriz. Uçtan uca bahsettiğimiz bu ekosistemle pek çok sektör dönüşecek.

5G’nin önemli bir değişiklik yaratacağı sektörün başında sağlık alanı geliyor. Sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesinde 5G’nin sunacağı düşük gecikme büyük rol oynayacak. Hasta verilerinin aktarımında ve uzaktan robotik cerrahi işlem gibi pek çok alandaki gelişmelerin temeli 5G ile sağlanacak. Yine işlem gecikmesinin sıfıra yaklaşacak olmasıyla tüketiciler finansal işlemlerini gerçek zamanlı yapabilecekler. Nesnelerin interneti ile birbirine bağlı cihazlar tarım alanında yeni devrimlere imza atılmasını sağlayacak. Enerji üretimi ve iletimi gibi konularda pek çok çözümün yolunu açacak. Otomasyon, artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik teknolojilerinin yaygınlaşmasını sağlayacak hatta hayatımızın büyük bir alanını kaplamasına yol açacak. Ancak tüm bunların ötesinde 5G kendi gerçekliğiyle gelecek, kendi ihtiyaçlarını doğuracak ve bu yönde değişim ve gelişimleri beraber izleyecek ve bu yeni sisteme hep birlikte giriş yapacağız. Kısacası 5G teknolojisi insan hayatının dokunduğu her alanda hayatımızı daha önce olmadığı kadar kolaylaştıracak.

Turkcell yerli ve milli ekosistemi en çok destekleyen şirketlerden bir tanesi. Son olarak HTK çalışmaları kapsamında 5G teknolojisinde kullanılacak baz istasyonlarının merkezi altyapısını yerli hale getirecek bir çalışmaya imza attınız. Bu çalışmadan bahsedebilir misiniz?

5G’de yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesine örnek olması adına en son gerçekleştirdiğimiz çalışmalardan birisi de bu proje oldu. HTK (Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi) çalışmaları kapsamında proje ekibiyle işbirliğine giderek 5G’de yerlileşme aşamasında önemli bir teknolojiyi hayata geçirdik. Haberleşme sektöründe yerli ve milli üretimi geliştirmek ve işbirliği ortamı oluşturmak için BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) liderliğinde kurulan HTK ile yapılan çalışma kapsamında, 5G baz istasyonlarının merkezi altyapısının uçtan uca yerli olmasını sağlayacak teknolojiyi başarıyla test ettik. Turkcell Kartal Plaza ve HAVELSAN laboratuvarları arasında gerçekleştirilen bağlantı ile yapılan testler sonucunda, Turkcell şebeke mimarisinde kullanılacak standartlarla uyumlu ticari bir 5G baz istasyonunun bağlantısı, HAVELSAN tarafından geliştirilen yerli ve milli sanallaştırma platformu üzerinde kurulu olan ve HAVELSAN, i2i Systems ve paydaşları tarafından geliştirilen yerli ve milli 5G çekirdek şebekeyle başarıyla sağlandı.

TÜBİTAK’ın destek verdiği “Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi” kapsamında gerçekleştirilen testler sayesinde, 5G’nin hayata geçmesiyle eğitimden sağlığa, ulaşımdan endüstriye kadar tüm sektörlerin ihtiyacı olacak 5G çözümleri yerli ve milli olarak sunulabilecek.

İlgili Haberler