Röportajlar“Türkiye’nin dijital bir merkez olması için farklı uzmanlıkları bir araya getirmeliyiz”

7 Mayıs 2020114

Her ay kâr amacı gütmeyen kurum ve kuruluşlardan temsilcileri konuk ettiğimiz İşte Teknoloji dergisinin bu ayki konuğu TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Erman Karaca oldu. Aynı zamanda Bilişim sektörünün duayen isimlerinden olan Erman Karaca ile COVID-19’un bilişim sektörüne yansımaları, sektördeki gelişmeler ve dijital dönüşüm süreçleri hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik…

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Lisans ve Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Yüksek Lisans mezunuyum. Üniversitede Matematik bölümünde okuduğum ve akademik kariyer yapmayı düşündüğüm dönemde aldığım programlama ve mantıksal tasarım derslerinin ardından o dönemde çok da bilinen bir konu olmayan veri analitiği konusu ilgimi çekti ve yüksek lisansım ile kariyerimi teknoloji sektöründe yapmaya karar verdim. Akademik kariyerimi de Bilgisayar Mühendisliği’nde yapmak istedim ve araştırma görevlisi/asistan olarak çalıştım. Sonrasında iş yaşamıma özel sektörde devam ettim. Böylece 35 yılı aşkın süredir BT sektöründe devam eden çalışma hayatımda; teknoloji alanında, akademik kariyerde, özel sektörde, projelerde ve yönetim pozisyonlarında ilk kadın yöneticilerden biri oldum.

Çok sevdiğim ve istediğim işlerde, projelerde çalıştım. Kariyer yolculuğumda 1 Ocak 1995 tarihinde bankacılık sektöründe teknolojiden sorumlu ilk kadın genel müdür yardımcısı olmamın yanı sıra teknoloji şirketinde CEO olmak ve TÜBİSAD’ın ilk kadın yönetim kurulu başkanı olmak ve ikinci kez bu göreve seçilmek oldukça gurur verici. Tüm bunlara ek olarak çalıştığım şirketlerde/gruplarda ve Yenibirlider Derneği’nde mentorluk deneyimim oldu, oldukça pozitif geri dönüşler aldım ve mutlu oldum. Bugün de Bilişim Sanayicileri Derneği’nde (TÜBİSAD) Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Telekom Meclisi Başkan Yardımcısı, Teknolojide Kadın Derneği (WeTech) Kurucu Üyesi ve Danışma Kurulu üyesi olarak görev alıyorum.

TÜBİSAD Türkiye’nin en önemli bilişim STK’larından biri. Faaliyetleri ve hedefleri hakkında bilgi verir misiniz?

TÜBİSAD bugün, bilgi teknolojileri, telekomünikasyon, yeni medya, internet ve tüketici elektroniği alanlarında faaliyet gösteren üyeleriyle sektörün yüzde 95’ini temsil ediyor.

TÜBİSAD, dijitalleşmenin ve sektörümüzün Türkiye’nin kalkınmasındaki vazgeçilmez önemini ve katkılarını ortaya koymak üzere, geniş bir platform ve güçlü bir ekip ile bu çalışmalarını sürdürüyor. Geçmiş dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de temsil ettiğimiz bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün Türkiye’nin geleceği için stratejik önemini vurgulamaya devam edeceğiz.

TÜBİSAD olarak dijital ekonomiye dönüşüm için var gücümüzle çalışıyor ve tüm çalışmalarımızla da kamunun bu alanda oluşturduğu ve oluşturacağı stratejilere destek oluyoruz.  Ülkemizin bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründeki yerini ve gelişimini tespit etmek amacıyla yapmış olduğumuz çalışmalar sonucunda hazırladığımız özgün raporları yayınlıyoruz. Türkiye’nin büyüme hedeflerine ulaşmasında Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörünün önemini ortaya koymak amacıyla hazırladığımız “Atılım İçin Bilişim – Türkiye Ekonomisi İçin Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü Atılım Stratejisi 2023” raporu, 2009-2015 arasındaki dönemi ve alınan mesafeyi değerlendirdiğimiz “Türkiye’nin Dijital Ekonomiye Dönüşümü Türkiye Bilişim Sektörü: Yeri, Önemi, Evrimi ve Yetenekleri” raporu bunlara birer örnek.

Dijital değişimin hızı ve tüm alanları kapsayan yaygınlığı, bu alanda bütünlüklü bir değerlendirmeyi gerektiriyor. Bu amaçla, dijital dönüşümün bütün farklı boyutlarını dikkate alan ve hepsini bir araya getirerek tek bir rakamla özetlemeyi hedefleyen endeks çalışmamızı başlattık. Yakın zamanda açıklayacağımız ve bu yıldan itibaren her yıl hesaplayıp açıklamayı planladığımız ‘Dijital Dönüşüm Endeksi’nin Türkiye’nin dijital dönüşümüne yönelik politika ve stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunmasını umut ediyoruz.

Dijital dönüşüm zorlu bir süreç olacak. Bu da hepimize büyük sorumluluklar yüklüyor. Bu süreci iyi yönetmek zorundayız. Farklı uzmanlık alanlarını, farklı birikimleri, farklı perspektifleri bir araya getirmeliyiz. Çevik bir yönetişim modeli benimsemeliyiz. Burada başta devlet olmak üzere büyük şirketlere, KOBİ’lere, üniversitelere ve STK’lara önemli sorumluluklar düşüyor. TÜBİSAD olarak, şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da üstümüze düşen sorumluluğu, tüm paydaşlarla iş birliği ve güç birliği içinde yapmaya hazırız.

Geçmiş son 10 yıla baktığımızda, Türkiye bilişim sektöründe nasıl bir büyüme gerçekleşti?

Türkiye’nin bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) sektörü son 5 yılda Türkiye büyümesinin üstünde, yılda ortalama yüzde 17 büyüme gösterdi. TÜBİSAD’ın bilgi ve iletişim teknolojileri sektör büyüklüğü raporuna göre toplam bilişim sektörü 2018 yılında 131,7 milyar TL’lik hacme ulaştı. Son beş yıldaki ortama büyümeye baktığımızda yüzde 15 olarak gerçekleşti. 2018’de sektörün ihracatı 1 milyar doları, istihdamı ise 139 bini aşarken, sektörün son yirmi yılda çektiği uluslararası doğrudan yatırım ise 16 milyar dolar seviyelerinde gerçekleşti.

Türkiye’de genellikle donanım satışları ile büyüyen bir bilişim sektörü vardı. Şirketler artık yazılım, danışmanlık ve katma değerli hizmetlere yöneliyor mu? Bu alanda bir büyüme var mı?

2019 yılı için raporumuzu önümüzdeki ay yayınlayacağız ancak, toplam sektör büyüklüğünün 140 milyar TL seviyelerinde olduğunu söyleyebiliriz. 2019 yılının son çeyreğinde donanım satışlarındaki artışın büyümeye katkısı yüksek olsa da yazılım sektöründe de olumlu bir performans gözlendi. Bilişim teknolojileri sektöründe de yazılımın payı artmaya devam ediyor.

TÜBİSAD’ın son yedi yıllık raporlarını analiz ettiğimizde sektörün bileşenlerinin, 2014 yılından bu yana gelişmiş̧ ülke dağılımlarına daha çok yakınsadığını, yazılım ve hizmet gibi katma değerli faaliyetlerin payının toplam içinde gelişmeye devam ettiğini görüyoruz. Bilgi teknolojilerinin payı toplam içinde fazla değişmese de, yazılım ve hizmet gibi daha yüksek katma değerli alanların payı artmaktadır. BT donanım satışları küresel trendlere paralel olarak yavaşlamaya devam ederken yerli oranın daha yüksek olduğu hizmet ve yazılım sektörlerinde artış̧ devam ediyor. Kurumların, ERP ve CRM gibi temel sayısal dönüşümlerine ek olarak; son yıllarda artan analitik ve dijital dönüşüm yatırımları bu trendin ilerleyen yıllarda da devam edeceğine işaret ediyor. Yine TÜBİSAD’ın son raporuna göre; donanım, yazılım ve hizmetlerden oluşan bilgi teknolojileri sektörünün oransal kırılımının %41 yazılım, %38 donanım %21 de hizmetler olduğunu söyleyebiliriz.

Dijital dönüşüm çokça konuşuluyor. Sizce bu alanda ne durumdayız? İşletmeler dijitalleşme süreçlerinde ne gibi sorunlar var? 

Dijitalleşme ile birlikte bilişim sektörünün sağlık, finans, eğitim ve üretim sektörleri başta olmak üzere birçok sektörle etkileşimli ve birlikte çalışılması gereken sektör olması nedeniyle, bu sektörün küçülmesinin önüne geçecek tedbirlere ivedilikle dahil edilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle, yazılım ve bilişim sektörünün de ülkemizin olumsuz etkilenen diğer sektörlere uygulayacağı tüm desteklerden yararlandırılması yaşamsal önem taşıyor. Dijital dönüşümün stratejik bir yaklaşım ile desteklenmesi ve doğru bir yol haritasının olması gerekiyor. Büyük işletmelerin yanı sıra KOBİ’lerin dijitalleşmesi için önemli adımlar atılmalı ve bu konuda motive edilmeli. Ülkemizin dijital ekonomiye geçişi için işletmelerin dijitalleşmesi büyük öneme sahip.

Türkiye’de bilişim şirketlerinin tüm dünyaya açılmaları noktasında sizce ne durumdayız? Bu alanda eksiklerimiz neler?

Dünyadaki bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı ekonomik dönüşümün gerisinde kalmamak, ortaya çıkan yeni fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmak için devletin yönlendirmesi mutlaka çok önemli. Ama buradaki sorumluluğu sadece devlete yükleyemeyiz. Büyük şirketlerin yanında, KOBİ’lerin, üniversitelerin ve STK’ların da aktif bir şekilde üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini görüyoruz. TÜBİSAD olarak, şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da üstümüze düşen sorumluluğu seve seve yapmaya hazırız.

Eksiklerimize bakacak olursak; öncelikle dijital yetkinliklerden bahsetmek gerekir. Kodlama, yazılım geliştirme eğitimleri için üniversitelerde bu eğitime başlamak çok geç oluyor. Üniversitelerden mezun olanlar da maalesef sektörün ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterli niteliklere sahip olmuyorlar. Eğitim programları/içerikleri sektör ihtiyaçları dikkate alınarak değiştirilip güncellenirse, üniversitelerde yeni programlar açılırsa, dijital okur yazarlığı artırmaya yönelik çalışmalar yapılırsa nitelikli işgücü kaynağımızı geliştirebiliriz. Eğitimin sürekliliği ve iş hayatında devamı ile dijital yetkinliklere sahip topluma dönüşebiliriz.

Teşviklerle projelerin desteklenmesi, üniversite ve sanayi iş birliğinin artırılması, AR-GE ve yenilikçilik (inovasyon) alanında yeterince gelişmiş̧ iş birliği kültürü̈ oluşturulması, ürün ve markalaşma konusunda geniş̧ bir vizyonun ortaya konulmasını da geliştirilmesi gereken alanlar olarak sıralayabiliriz.

Türkiye’nin dijital bir merkez olması için farklı uzmanlık alanlarını, farklı birikimleri, farklı perspektifleri bir araya getirmeliyiz. Bu konuda en kritik faktörün kamunun en üst düzeyinde sahiplenilecek bir vizyon olduğunu uzun zamandır söylüyoruz. Bu noktada Cumhurbaşkanı’mızdan 1 milyon yazılımcı hedefini duymak bizleri çok memnun etti ve kesinlikle destekliyoruz. Bu vizyon devletin en yukarısından tüm vatandaşları kucaklayacak şekilde tüm topluma mal olursa, ülkemizin kazananlar arasında olacağına tüm kalbimizle inanıyoruz.

COVID-19 sırasında bilişim sektörünü ne gibi riskler oluştu? 

Öncelikle şunun altını çizmek isterim ki; bilişim sektörü günümüzde tüm sektörlerin altyapı, iletişim, dijital olarak üretim, finansal yönetim, operasyonel hizmetler, optimizasyon, kalite kontrol, otomasyon, güvenlik vs. gibi yaşamsal ve yönetsel işlevlerini ve hizmetlerini sağlıyor. Dolayısıyla piyasalarda ortaya çıkan bu muazzam belirsizlik, hangi sektörleri temelden olumsuz etkilediyse, o sektöre hizmet veren yerli yazılım ve bilişim şirketlerini de aynı boyutta olumsuz etkiliyor.

Bilgi teknolojileri sektörü yatırımların azalması ve hizmet ihtiyacının da yavaşlaması nedeni ile süreçten olumsuz etkilenebilir. Örneğin, yeni sipariş sözleşmelerinin yapılamıyor olması ve talep düşüşleri, diğer sektörleri olduğu gibi, bilişim sektöründeki firmaları da olumsuz etkiledi. Özellikle Çin, Avrupa ve son olarak da ABD’de fabrikaların kapanmasıyla donanımla ilgili tedarik zincirleri olumsuz etkilendi. Salgın nedeniyle yerine getirilemeyen sözleşmelerin hukuki durumu da önemli bir belirsizlik yaratıyor. Diğer sektörlerde olduğu gibi, BİT sektöründe de en fazla etkilenecek olan KOBİ’ler olacaktır. Context’ten aldığımız son donanım verilerine göre şimdiden 2019 ve 2020 yılı Mart ayı verilerini karşılaştırdığımızda %24 lük bir daralma olduğunu söyleyebiliriz.

Öte yandan tedbir paketlerinin ileri teknoloji sektörlerini kapsamaması, sektörün uzun vadeli rekabet gücü açısından sorun yaratacaktır. Evden çalışmak konusunda bazı önemli konuların olduğu ortaya çıktı; internet altyapısı ve hız sorunları, internetin gerek kişisel gerek kurumsal kullanımının çok artmış olduğu bir dönemde bağlantı sorunlarına yol açıyor ve verimliliği düşürüyor. Laptop, monitör ve yazıcılar gibi birçok üründe tedarik sorunları bir süre sonra, tüm sektörler için risk yaratacaktır. Salgın riski ve getirilen önlemlerin bakım ve destek hizmetlerinde sıkıntılara yol açması durumunda birçok şirket ve sektör olumsuz etkilenecektir. Kısa vadede krizin yarattığı yıkıcı etkilerin telafi edilebilmesi için BİT sektörü de ekonomik istikrar paketi kapsamına alınmalıdır.

Bu dönemde özellikle e-ticaretin arttığını görüyoruz. Bu alan bilişim şirketleri için yeni bir fırsat olabilir mi? 

Şu anda içinden geçtiğimiz olağanüstü süreçte, dijitalleşmenin önemini bir kez daha görmüş olduk. Son 10 yıldır belki de daha fazla süredir iş yapış biçimlerimizi ve yaşamlarımızı temelden değiştirecek dijital teknolojileri her fırsatta gündeme getiriyorduk. Yapay zeka, makine öğrenmesi, nesnelerin interneti, büyük veri, blockchain, nano teknoloji, dijital dönüşüm gibi teknolojilerin yaratacağı değişimin ne zaman nasıl geleceği merak konusuydu. Biz de doğrusu önümüzdeki 5-10 yılda bekliyorduk ama bilişim sektörü ürün ve çözümlerinin salgına karşı etkili kullanımı sayesinde geleceğin çalışma modeline geçiş ortalama beş yıl hızlandı.

Bu süreç öncesinde daha çok okul, daha çok kampüs yapıyorduk ama artık online eğitim sistemine geçiyoruz. Dolayısıyla uzaktan eğitime yönelik altyapılar ve eğitim modülleri yazılımlar önem kazanacak.

Eğitim böyle iken, iş dünyasında da değişimler oluyor. Yüksek plazalar, toplantı salonları, işe gidip gelmek için oluşan trafikler, karbon salınımı… Dijitalleşme bunların da hepsine etki ediyor. Fiziki toplantıların yerini sanal gerçeklik ile yapılan toplantılar alırken, toplantılar da artık her yerden yapılabiliyor. Hatta biraz daha ileri gidersek artık lisanın bile bir önemi kalmayacak, AR gözlüklerle sanal ortamlarda yapılacak toplantılarda karşımızdaki hangi dili kullanırsa kullansın biz kendi dilimizde anlayabileceğiz. Tüm bu teknolojilerin kullanımı bugün yaşanan deneyimle artacak, kullanım arttıkça sektör için ürün ve hizmet geliştirmeye yönelik önemli fırsatlar ortaya çıkmış oluyor.

Eğitim, iş dünyası derken elbette yaşam biçiminde de dijitalleşme etkili. Artık çok katlı mağazalar, AVM’ler yerlerini 7/24 hizmet veren online alışveriş sitelerine bırakacak, Lojistik firmaları otonom araçlar, drone’lar olmak üzere inovatif çözümler sunacak. Hız, kalite, fiyat ise eskisinden çok daha iyi olacak. Bunların hepsi dijital sektörün önündeki önemli fırsatlar.

Dijital ortamda çalışma becerilerine sahip çalışanları olan şirketler COVID-19 salgını süresince diğerlerine göre daha büyük bir avantaja sahip olduğunu da göz ardı etmemek gerekir. Gelirinin büyük bölümünü online satışlardan elde edenler de yine bu krizinden az etkilendi; hatta bu süreçte satışlarını artırdı. TÜBİSAD E-Ticaret Pazar Büyüklüğü raporumuza göre geçtiğimiz yıl yüzde 39 büyüyen sektör son beş yılda ortalama yüzde 35 büyüme trendiyle 83,1 milyar TL hacme ulaştı. Dolar bazında da yüzde 19 oranında büyüme önemli. Online satışlar ve dijital platformlar ile e-Ticaret açısından önemli bir potansiyel olduğunu söyleyebiliriz. Bu süreçte dijital ticarete geçiş de hızlanmış oldu.

İlgili Haberler