RöportajlarOtonom araçlardaki akıllı servis ve bağlantılı hizmetlerde 5G altyapısı büyük önem taşıyacak!

22 Nisan 202080

AB’de 2030 yılında otonom araç sayısının 10 milyon adede ulaşacağının öngörüldüğünü söyleyen Otomotiv Distribütörleri Derneği Genel Koordinatörü Dr. Hayri Erce, “Araçlar üzerinde geliştirilen akıllı servislerin ve bağlantılı hizmetlerin her alanda kesintisiz ve sağlıklı bir şekilde tüketicilere sunulabilmesi için 5G altyapısı büyük önem taşıyacak.” dedi.

Otomotiv ekosisteminin önemli bir değişim ve dönüşümün içerisinden geçtiğini söyleyerek sözlerine başlayan Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Genel Koordinatörü Dr. Hayri Erce, teknolojik dönüşümün otomotiv sektörünün gelir ve kâr dağılımında önemli değişimlere yol açacağını ifade etti. Erce, “Araştırmalar gösteriyor ki şu an için sektörün gelir dağılımında geleneksel gelir kanallarını oluşturan yeni araç satışları, satış sonrası hizmetler ve ürünler, finansman, sigortanın aldığı paylar toplamı yüzde 95 civarında iken mobilite ve bağlantılı servisler ile teknoloji tedarikçilerinin payı yüzde 5 civarında. 2030 yılına gelindiğinde sektörün gelir dağılımında geleneksel gelir kanallarının payının yüzde 72’ye gerilerken, mobilite ve bağlantılı servisler ile teknoloji tedarikçilerinin payının yüzde 28’e ulaşacağı tahmin ediliyor.” dedi. Erce, bu veriler ışığında sektörde önemli teknolojik değişimlere bağlı olarak tüm paydaşları ilgilendiren yeni bir yapı ile faaliyetlerini gerçekleştireceklerini belirtti.

ODD olarak uzun zamandır Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile otomotiv sektöründe mevcut katma değerli servislerin Türkiye’de bir an evvel hizmete sunulması için çalışmalar yürütüldüğünü anlatan Hayri Erce şöyle devam etti: “Son dönemdeki teknolojik gelişmeler tüketicilerin faydasına katkı sağlayacak birçok yeniliği de içerisinde barındırıyor. Bu yeniliklerden belki de en önemlisi dünyada birçok ülkede uygulanmaya başlanan acil çağrı sistemleri. Gerek otomotiv sektörünün paydaşları, gerek telekom sektörü kamu nezdinde çok sayıda hazırlık ve toplantı gerçekleştirdi. Otomotiv sektörü olarak temennimiz global pazarlardaki uygulamalara paralel olarak bir an önce ülkemizde de bu servislerin kullanılabilir hale gelmesi. eCall sisteminde SIM kart, eSIM kart veya SIM kart özelliği taşıyan bir modül bulunması durumunda söz konusu modüllerin sadece ülkemizdeki mobil işletmecilerden temin edilmesi veya bu işletmeciler tarafından kontrol edilebilecek şekilde programlanabilir olması gerekiyor.”

“2030 yılında otonom araç sayısı 10 milyon adet olacak”

Türkiye’de mevzuatın diğer ülkelerdeki mevzuatlara benzer şekilde düzenlenerek gerekli altyapının oluşturulmasına işaret eden Erce, tüketicilerin de katma değerli servislere ve e-call gibi önemli hizmetlere erişiminin sağlanmasının önem taşıdığını kaydetti.

Akıllı ve bağlantılı araç içi sistemlerle ilgili sorumuza Hayri Erce, “AB’de 2030 yılında toplam bağlantılı araç hizmetleri pazar büyüklüğünün 10-20 milyar dolara ulaşacağı düşünülüyor. Değer zincirinin değişimine örnek vermek gerekirse, önümüzdeki yıllarda bağlantılı araç dünyasında farklı gelir başlıkları karşımıza çıkacak. Araç içi reklamlar-öneriler, araç ile ilgili servisler ve üyelik fırsatları bunlardan yalnızca bazıları olacak.” diye cevap verirken, bugün dahi bazı bağlantılı araç hizmetlerinin tüketiciler tarafından talep edildiğini ve kullanıldığını söyledi. Güvenlik (eCall gibi), aracın uzaktan takibi, hırsızlık durumları, ilgi alanlarına, trafiğe, park müsaitlik durumuna göre rota planlama, yakıt fiyatları, hava durumu, araç ayarlarının uzaktan kontrol edilebilmesi, servis-bakım ihtiyaçların uzaktan analizi (kişileştirme), farklı infotainment deneyimleri (sesli komut, sosyal medya, wi-fi, ofis bağlantısı), kişiselleştirilmiş özel sigortayı bunlara örnek olarak gösteren Erce, “Türkiye’nin bir numaralı ihracat pazarı konumundaki Avrupa Birliği pazarında 2030 yılına gelindiğinde otonom araç sayısının da 10 milyon adede ulaşması bekleniyor. En önemli hedeflerden biri de 2050’ye kadar sıfır kazaya ulaşmak. Sürücüler, otonom araç teknolojilerine bağlı inovasyonlarla beraber işe gidiş-dönüş için harcadıkları vaktin yüzde 50’sini daha verimli ve farklı şekilde değerlendirebilecekler. Ortalama bir AB vatandaşı günde 40 dakikasını bir aracın içinde geçiriyor. Bu vaktin yüzde 50’sinin verimli çalışmak için harcandığı düşünülürse bu durum Avrupa’da günlük yaklaşık 890 milyon Euro’luk bir fark yaratabilir. Aynı zamanda; araçlar üzerinde geliştirilen akıllı servislerin ve bağlantılı hizmetlerin her alanda kesintisiz ve sağlıklı bir şekilde tüketicilere sunulabilmesi için 5G altyapısı büyük önem taşıyacak.” diye konuştu.

“Otomobillerin değişiminde yazılımlar büyük rol oynayacak”

Gelecek yıllarda sektörde yazılım, gelişmiş veri analizi, yapay zeka, elektrik mühendisliği ve elektro-kimya gibi farklı becerilerin önemli olacağını ifade eden Erce, otomobillerin değişiminde yazılımın büyük bir rol oynayacağını, bugüne kadar otomotiv mühendisliğinin temel yetkinlikleri arasında bulunmayan beceriler gerektirdiğinin altını çizdi. Hayri Erce şöyle devam etti: “2030’da ortalama bir D segment aracın yazılım içeriğinin, araç değerinin yüzde 30’unu, elektroniğinin ise toplam araç değerinin yüzde 25’ini oluşturacağı tahmin ediliyor.

Bunun da geleceğimize dair önemli bir gösterge olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki süreçte otomotiv sektörü bu önemli teknolojik değişim ve dönüşümün içerisinden geçerken yakın gelecekte sunacağı yeniliklerle ilgili olarak telekom sektörü ile de kamu nezdinde belirli bir stratejik plan çerçevesinde sürekli iletişim halinde olması ve projeler geliştirmesi gerekiyor.”

“2030’da yeni nesil araç teknolojilerinin üretim hacmi yüzde 85’e ulaşacak”

Hayri Erce: “Avrupa genelindeki otomobil adedi geçtiğimiz 20 yıl içinde yüzde 50’den fazla artmasına rağmen CO2 emisyonları 1995’ten beri neredeyse yüzde 36 azaldı. Emisyon çalışmaları doğrultusunda otomobiller için 2021 yılında 95 g/km, 2030’a gelindiğinde 60 g/km, 2050 yılında ise 0 emisyon hedeflenmektedir. Küresel otomotiv pazarında yüzde 70 oranında İçten Yanmalı Motor üretimi hakimken, 2030 yılına gelindiğinde yeni nesil araç teknolojilerinin üretim hacminin yüzde 85’e ulaşacağı düşünülmektedir. Ülkemizin yeni teknolojilere uygun, global pazarlarda kabul görebilecek bir milli araç tasarlaması herkes için çok memnuniyet verici bir gelişme. Milli aracımızın elektrikli olarak üretilecek olmasının ülkemizde çevreci araçlarla ilgili altyapı çalışmalarını da hızlandıracağı düşünülmektedir. Bu bakımdan ileri araç teknolojilerine ülkemizin de hazırlık yapması ve beraberinde hurda araç teşviği uygulamasında olduğu gibi yaşlı araç parkımızı da gençleştirecek sürekli uygulamaları hayata geçirmesi gerekiyor.”

İlgili Haberler