RöportajlarMüşteri odaklı stratejimiz ile gücümüze güç katacağız

12 Mart 2020874

Dijital Operatör Turkcell, müşteri odaklı gelecek stratejisi ile her yıl 1 milyon yeni müşterisinin hayatına değer katacak. Genel Müdür Murat Erkan, “Müşteri odaklı hizmet anlayışımızı her gün daha da geliştiriyor, akıllı teknolojilerle hayata değer katmayı sürdürüyoruz. Teknoloji alanındaki yatırımlarımızla farkımızı ortaya koymayı hedefliyoruz.” dedi. 

Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan, Turkcell’in gelecek planlarını, 5G stratejisini, yeni dijital servisler ve sosyal sorumluluk projelerini bizlerle paylaştı; Türkiye’nin, fiber altyapının gelişimi için sektörel bir güç birliğine ihtiyacı olduğunu vurguladı…

 Turkcell başarılı bir yılı geride bıraktı. 2019’u Turkcell açısından değerlendirir misiniz?

Gelmiş geçmiş en iyi 12 aylık dönemlerimizden birini geride bıraktık. Bunu hem finansal rakamlarımız hem de müşterimizle ilişkimiz anlamında söylüyorum. 2019’un dördüncü çeyrek sonuçlarına baktığımızda 1,5 milyon faturalı müşteri kazandığımızı görüyoruz. Türkiye’deki toplam abone sayımız içerisindeki faturalı abone oranı yüzde 62’ye yükseldi. Yılın dördüncü çeyreğinde net kârımız geçen yıla kıyasla yüzde 18,1 artışla 25,1 milyar TL’ye yükselterek gelir rekoru kırdı. FAVÖK’ümüz yüzde 18,6 artışla 10,4 milyar TL’ye çıkardık. FAVÖK marjımız yüzde 41,5’e yükselirken FVÖK marjımız ise yüzde 21,4 oldu.

 Telekomünikasyon sektörü tarafında 2019 yılı nasıl geçti? 

2019 yılı telekomünikasyon sektörü açısından oldukça yoğun geçti. Bu yılın en çok öne çıkan gündemlerinin başında teknoloji şirketlerini de içine alan dünyada yaşanan ticaret savaşları oldu. Teknolojide globalleşmenin aksine yerli ve milli olmanın önemini ortaya çıkaran bu gelişmeler bizim de başından beri söylediğimiz Türkiye’nin verisinin Türkiye’de kalması gerektiği ve kendi teknolojilerimizi üretmemizin ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koydu.

Turkcell olarak 25 yılımızı kutladığımız 2019 yılında bin 300’e yaklaşan Ar-Ge mühendisimizle tüm dünyada da kullanılan yerli ve milli dijital servisler geliştirmeye devam ettik. Verimize sahip çıkmak için yaptığımız veri merkezi alanındaki yatırım ve çalışmalarımızı da hız kesmeden sürdürdük. Kasım ayı başında Ankara’da Türkiye’nin en büyük veri merkezini hizmete açtık. Gebze ve İzmir’in ardından uluslararası standartlara sahip Ankara’daki bu yeni nesil veri merkezlerimize gelecek yıl bir yenisini daha Çorlu’da eklemeyi hedefliyoruz.  Bu sayede veri merkezlerine yaptığımız yatırımların miktarı 2 milyar TL’yi aşmış olacak. Ayrıca 2019 yılı yatırımlarımız 7 milyar TL’yi geçerken, son beş yılda yapılan yatırımlarımızın toplamı ise 26 milyar TL’yi aştı. Bununla birlikte Turkcell olarak 2019 yılını başarılarla geride bıraktık. Müşterimizi odağımıza alarak yaptığımız strateji sonucu yatırım ve büyüme hedeflerimizi yakalamış olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.

 Yaşanan ekonomik gelişmeler sektörü nasıl etkiledi?

Türkiye, ekonomik gücü açısından dünyadaki sayılı ülkeler arasında yer alıyor. Potansiyeli yüksek ve dinamik. Genç nüfusumuzla dikkat çekiyoruz. Ekonomimiz üzerindeki belirsizlik ve risklerin azaltılması yönünde önemli adımlar atıldı. Son aylarda açıklanan rakamlara bakacak olursak enflasyonda bir düşüş gözlemliyoruz. Faiz oranlarında yaşanan düşüşün de ekonomik hareketlenmeye pozitif katkı sağlamasını bekliyoruz.

2019, Turkcell için tüm zamanların en yüksek gelir ve kârını elde ettiğimiz yıl oldu. Sürdürülebilir büyümemizin itici gücü olan mobil ARPU 2019’da bir önceki yıla göre yüzde 22,7 arttı ki bu da sağlıklı büyüdüğümüzün bir göstergesi. Bu durum sektörümüze de olumlu yansıyacak. Telekomünikasyon sektörü olarak enflasyonu geriye çeken bir paya sahibiz. Biz geleceğe iyimser bakıyoruz.

 Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de telekomünikasyon alanında teknolojik gelişmelerle birlikte rekabet de hızla artıyor. Siz bu rekabeti nasıl yönetiyorsunuz?

Teknolojik değişimin ve dönüşümün öncüsü olmaktan asla vazgeçmiyoruz. Bu bizim 25 yıllık yolculuğumuzun değişmeyen ve hiçbir zaman değişmeyecek stratejisi. Bunun yanı sıra dijital operatör vizyonumuzu da geliştirerek sürdürüyoruz. Şu an iştirakimiz Lifecell Ventures ile 38 ülkede bulunuyoruz; ancak bu konuda daha çok yol kat edeceğiz. Dijital servislerimizle müşterimizin deneyimini en üst noktaya taşıyabilmek ve hayatın her alanına dokunabilmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Müşteri odaklı hizmet anlayışımızı her gün daha da geliştiriyor, akıllı teknolojilerle hayata değer katmayı sürdürüyoruz. Teknoloji alanındaki yatırımlarımızla farkımızı ortaya koymayı hedefliyoruz. Bu amaçla satış kanalımızı bireysel, kurumsal ve uluslararası olmak üzere 3 ana odak üzerinden yeniden şekillendirdik.

Temel değişim amacımız müşterilerimizle daha güçlü bir iletişim kurabileceğimiz bir organizasyona ulaşmak. Sadece bireysel değil kurumların da dijital hayatında çözüm ortağı olmak için çalışıyoruz. Yeni iştirakimiz Dijital İş Servisleri ile en küçük KOBİ’den en büyük şirkete kadar kurumların dijitalleşme yolculuğuna eşlik ediyoruz. Diğer yandan Techfin dediğimiz, dijitalleşmenin finansal ayağındaki dönüşüm adına Paycell ve Financell markalarımız ile de iddiamızı gösteriyoruz. Techfin’de aracıları aradan çıkarıp müşterilerimizin dijital finans servislerine hızla ulaşmasını sağlıyoruz.

 Dünyada 5G için geri sayım başladı. Bu süreçte siz ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? 

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımızın “Yerli 5G teknolojisi altyapısını kurmadan 5G’ye geçemeyiz” şeklinde bir açıklaması oldu. Biz çalışmalarımızın başından bu yana bu hassasiyeti gözeterek çalışmalarımızı yürütüyoruz. Yerli ve milli 5G şebeke ekipmanlarının geliştirilmesi devam ediyor. 4.5G ve 5G radyo erişim şebekeleri için girişim önleme (COMP Projesi) ve 5G uçtan uca şebeke dilimlemesi (RELIANCE Projesi) konularında TÜBİTAK destekli Ar-Ge projelerimiz var. ULAK’la 5G odaklı Ar-Ge projelerinde de ortak çalışmaktayız. Bu kapsamda ULAK ile Haberleşme Teknolojisi Kümelenmesi (HTK) çalışmaları kapsamında yerli 5G baz istasyonu üzerinde de çalışmaktayız. Bugün en yüksek yerlilik oranına sahip operatörüz. 5G’de de ilk günden yerli ve milli ürünleri kullanabilmek için ARGE çalışmalarına tam destek veriyoruz. Bunun yanında, 5G’yi sadece şebeke ekipmanı olarak düşünmemek lazım.

Türkiye’de yerli ve milli bir 5G çözüm ekosisteminin oluşturulmasına destek oluyoruz. Örnek olarak AR/VR yazılımlar, canlı yayın encoder yazılımları ve ürünleri, hep yerli ve milli çözümler, daha farklı kullanım senaryolarında yerli çözümleri araştırmaya ve ilgili firmalar ile görüşmelere devam ediyoruz. Yerli ve milli çözümlerle yaptığımız son çalışmalardan birkaç örnek vermek gerekirse; Yerli yazılım şirketi Nara işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz 5G projesi sayesinde engelli Trabzonspor taraftarı Tunç Genç’in hayalini, Trabzonsporlu futbolcu Alexander Sørloth’un kafasına taktığı kamera ve 5G teknolojisi sayesinde gerçekleştirdi. Taraftar kardeşimiz verdiği komutla futbolcuyu yönlendirerek futbolcuya şut attırdı. Yine Piko TV tarafından geliştirilen tamamen yerli ve milli yazılım sayesinde 1 Şubat Cumartesi günü yine bir ilke imza atarak 5G üzerinden Türkiye’de ilk canlı TV yayını gerçekleştirildik. Trabzonspor-Fenerbahçe mücadelesi öncesi televizyondan gerçekleşen canlı yayın sayesinde izleyiciler, Türkiye’de ilk kez Turkcell 5G test şebekesi üzerinden canlı televizyon yayını izledi.

 Bu noktada fiber altyapının önemini de sormak isteriz…

5G’de yerli ve milli altyapının yanı sıra olmazsa olmaz bir diğer konu ise fiber altyapının ülke çapında yaygınlaşması ve baz istasyonlarının fiber ağlarla birbirine bağlanması olmazsa olmaz bir gereklilik olarak karşımıza çıkıyor. 2020 boyunca da bu konunun gündemde yer almasını bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız yaptığı açıklamalarla fiber altyapının ne kadar önemli olduğuna dikkatleri çekti. Türkiye’nin geleceğin güçlü ekonomileri arasında yer alabilmesi için bu konunun çözümlenmesi gerektiğini hatırlattı. Hatta fiber altyapı yatırımlarını engelleyecek kişilerin karşısında kendisini bulacağını söyledi. Bu anlamda fiber yatırımların ülkemizin en ücra köşelerine kadar yaygınlaşması yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesi için de olmazsa olmaz bir önem taşıyor. Bu yatırımların ülkemizin ülke kaynaklarının doğru kullanılması adına da ortak yapılması gerektiğini düşünüyoruz.

İki-üç yıldır Türkiye’de fiber yatırımlar konusunda adeta el freni çekildi. Mayıs 2018’de Altyapı Ortak Kullanımı ve İş Birliği protokolünü imzaladık. Tören yaptık, fotoğraflar çektirdik ama o günden bugüne neredeyse 1 metre yeni fiber altyapısı yapılamadı. Ortak altyapıyı şeffaf bir şekilde kamuoyunun önünde tartışmalı ve hızlıca yol almalıyız. Doğrusu ortak bir fiber altyapı olması ve bunun hiçbir firmanın tekelinde olmaması. Cumhurbaşkanımızın fibere altyapı konusunda verdiği güçlü destek ile konunun 2020 yılında ülkemiz için en olumlu bir şekilde çözüleceğine inanıyoruz.

 Turkcell’in geliştirdiği tüm servislerle fark yaratan teknolojilere imza attığını biliyoruz. Bu noktada; Ar-Ge, inovasyon alanındaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Turkcell Ar-Ge ekibinde yer alan ve Türkiye’nin en başarılı mühendislerinden oluşan ekibimiz, yerli ve milli teknolojiler üretmek ve geliştirmek için gece gündüz çalışıyor. 5G teknolojisinin yanı sıra yapay zeka, bulut teknolojiler, siber güvenlik, robotik çözümler, nesnelerin interneti gibi ileri teknolojileri araştırma ve geliştirmeleri de bu departmandaki mühendislerimiz gerçekleştiriyor. Tamamen Türk mühendislerin geliştirdiği çözümlerle Türkiye’nin de bu alanda gücünü göstermesi ve söz sahibi olması için ter döküyoruz. Turkcell’in en çok rağbet gören servislerinden olan BiP ve lifebox gibi dünya çapında kullanılan dijital servislerimiz de Ar-Ge merkezimizdeki mühendislerimiz tarafından geliştiriliyor. Bu açıdan bakınca, dünyada bir operatörün dijital servis geliştirmek için kurduğu en geniş ekiplerden birine sahibiz. Bu ekibin geliştirdiği servislerin dünya standartlarında olduğunu söyleyebilirim. Turkcell yeni nesil teknolojilere yönelik yatırım ve çalışmalarına hız kesmeden devam edecek.

 Son dönemde dünyada yapay zeka alanında çeşitli tartışmalar sürüyor. Sizce yapay zeka insanlık adına bir avantaja mı dezavantaja mı dönüşecek?

Turkcell, bir teknoloji şirketi. Bu anlamda, yapay zekaya dair tüm gelişmeleri yakından takip etmek ve bu alana dair öngörüler geliştirmek bizim için son derece önem taşıyor. Biz yapay zekanın insan hayatını kolaylaştıran yönünü ele alıyor ve buna uygun uygulamalar geliştiriyoruz. Dönüşen ve değişen dünyada teknolojik yetkinliklerimizi müşterilerimize daha fazla fayda sağlamak için kullanıyoruz. Yapay zeka ile desteklenen analitik analiz yeteneğimiz sayesinde doğru kanallardan doğru zamanda müşterilerimize kişiselleştirilmiş teklifler sunabiliyoruz. Dijital Operatör uygulamamızdaki chatbot’ta ve gençlik segmenti uygulamamızda da yapay zeka kullanıyoruz. Ayrıca yakın zamanda yapay zekalı Yaani sesli asistanımızı müşterilerimizin hizmetine sunmuş olacağız.

 Dijitalleşmenin sektör tarafından bir kültür olarak geliştirilmesi ve toplum tarafından kabul edilmesi için yapılması gerekenler ile bu yıl dijitalleşmeden beklentileriniz neler?

Dijital okuryazarlığın son derece önem kazandığı bir çağda yaşıyoruz. Sadece çocuklarımızın değil hepimizin interneti kullanırken çok daha dikkatli davranması gerekiyor. Biz bu alanda kadınların, çocukların bu çağa daha da hızlı adapte olması ve kendini geliştirebilmesi adına projeler geliştiriyoruz. Bunlardan biri olan ve TOBB, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ile hayata geçirdiğimiz Geleceği Yazan Kadınlar Projesi ile kadınlara mobil yazılım eğitimi veriyor, mobil uygulama geliştirmelerine destek oluyor ve istihdam olanağı sunuyoruz. Eğitimleri tamamlayan 100 kadın Turkcell’de test uzmanı olarak işe başladı. İsteyenler de proje sonunda girişimcilik dünyasına adım attı. Geleceği Yazan Kadınlar Projesi ile bugüne dek 3 bin kadına ulaştık. Yaklaşık 4 bin kadına eğitim imkânı sağlayarak 200 kadını, 2021 yılına kadar test uzmanı olarak yetiştirmeyi planlıyoruz. Bu projemizle kadınlara fırsat eşitliği sağlamayı amaçlıyoruz.

Bunun yanında; Çocuklara yönelik Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalardan Zeka Gücü ise, Türkiye’nin özel yetenekli öğrencilerini teknolojiyle tanıştırmayı hedefliyor. Ayrıca çocukların yeteneklerini erken yaşta keşfedip geliştirerek yerli ve milli teknoloji üretimi vizyonuna kaynak sağlıyor. Zeka Gücü, Türkiye’de Maker Hareketi’ne (Kendin Yap) yönelik en kapsamlı adımlardan biri olarak görülüyor. Çocuklar yapay zeka, kodlama, uzay bilimleri, robotik, akıllı ev ve bulut teknolojilerine yönelik eğitim alıyor ve projeler geliştiriyor. Zeka Gücü eğitim platformu; Stanford, Harvard, MIT gibi üniversitelerin kullandığı Open edX altyapısını kullanıyor. Zeka Gücü mobil uygulamasıyla çocuklar eğitim içeriklerine online olarak her yerden ulaşabiliyor. Kadıköy BİLSEM öğrencileri 2019 Ağustos ayında Bilim Kahramanları Derneği’nin düzenlediği 32 ülkeden 158 takımın katıldığı Dünya Robot Olimpiyatları / World Robotic Olympiad’a (WRO) katıldı. Turkcell tarafından desteklenen öğrenciler; Danimarka’da düzenlenen WRO Friendship Invitational’da, Zeka Gücü Teknoloji Sınıfı’nda aldıkları robotik kodlama eğitimleriyle başarıya ulaştılar. Ayşe Ada Beğendi, Rüzgar Ertem ve Ada Aktoğu, 8 ülkeden 30 takımın mücadele ettiği Kurallı WeDo kategorisinde dünya ikincisi oldu. Geliştirdikleri robot, 28 saniyelik derecesiyle dünya rekorunun sahibi oldu. Ayrıca öğrenciler Wedo Masters kategorisinin de şampiyonu oldu. Bu yıl da dijitalleşmeyi odağına alan ve insanlarımızın hayatına dokunan projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.

 Sektör tarafında 2020 gündeminde neler var? 

Sektörümüzde 2020 boyunca en çok fiber altyapı yatırımlarının gündemde yer almasını bekliyoruz. Türkiye’de bugün toplam 250 – 300 bin kilometre uzunluğunda fiber altyapı var. Ama bu yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesi ile önümüzdeki dönemde daha çok gündeme gelecek 5G’ye geçiş için yeterli değil. O nedenle, fiber yatırımların ülkemizin en ücra köşelerine kadar yaygınlaşması olmazsa olmaz bir önem taşıyor. Bunun için gereksinim duyduğumuz fiber altyapı uzunluğu ise yaklaşık 1 milyon kilometre. Fakat burada kaynakların doğru ve verimli kullanılmasına da dikkat etmemiz gerek. Bu fiber yatırımını her şirket ayrı ayrı yaparsa 15 – 16 milyar dolarlık bir maliyet ortaya çıkıyor. Ancak hep birlikte ortak yaptığımız takdirde bunu 3 – 4 milyar dolara çözebiliriz. Uzun süredir bu doğrultuda söylemlerimizi sürdürüyoruz. Fiberde ortak altyapıya geçmiş olan dünyada birçok başarılı örnek bulunuyor. Bu amaçla kurulacak ortak bir şirketin dünyadan yatırımcıların da ilgisini çekeceği aşikâr.

 Turkcell’in kısa ve orta vadede hedefleri neler?

Gelecek üç yıla dair hedeflerimizi duyurmak üzere hem ülkemizde hem de yurtdışında yatırımcılarla bir toplantı gerçekleştirdik. Müşteriyi odağa alarak gözden geçirdiğimiz yeni stratejimiz önümüzdeki dönemde gücümüze güç katacak. Üç yıllık dönemde gelir büyüme hedefimizi yüzde 13 – 16 aralığında belirledik. Ayrıca, faiz amortisman ve vergi öncesi kâr (FAVÖK) marjı hedefimizi ise yüzde 39 – 42 aralığına çıkardık. Faiz vergi öncesi kâr (FVÖK) planlamamız ise yüzde 18 – 21 aralığında. Yine önümüzdeki üç yıldaki diğer önemli hedefimiz de müşteri sayımızı her yıl 1 milyon yeni müşteriyle artırmak. Ayrıca stratejik öncelik olarak belirlediğimiz dijital ödeme hizmetleri ve dijital iş çözümleri alanlarında da pazar lideri olmayı hedefliyoruz. Dijital servislerimizin gelirini 2,5 kat artırarak, uluslararası alanda dijital servislerle büyümeyi planlıyoruz. Gelecek 3 yılda da 3 milyar doların üzerinde daha yatırım yapmayı planlıyoruz.

‘Geleceği Yazan’ 1579 kadın eğitimini tamamladı
 Turkcell hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projeleriyle de ses getiriyor. Kadınların istihdam ve girişimciliğini desteklemek adına hayata geçirdiğiniz Geleceği Yazan Kadınlar Projesi’nin Turkcell için önemi nedir?

Geleceği Yazan Kadınlar Projesi, kadınlarımızı yazılım ve mobil uygulama konusunda geliştirmeyi, kadın girişimciliğini desteklemeyi ve bu alandaki istihdam kapasitesini artırmayı hedefliyor. 2017 yılından bu yana süren projeye bu yıla kadar 3 bin kadın başvurdu. Her yıl bir önceki yıla göre büyüyen projemiz, 18 il ile yola çıktı ve bu sayı bu sene 24 il’e kadar yükseldi. Ayrıca 2019 yılında projeye Kırgızistan’dan Hollanda’ya 8 farklı ülkeden başvuru geldi. Katılımcılar 179 saat mobil uygulama ve yazılım eğitimi aldılar. Programın sonunda da 1579 kadın bu eğitimleri tamamladı. Geleceğe ışık tutan projeleriyle dereceye giren isimlere üç yol haritası çiziyoruz. Türkiye’nin en büyük kitlesel fonlama platformu Arıkovanı’nda projelerinde destek oluyoruz. İkinci yol ise özel sektörde profesyonel olarak yollarına devam etmek. Türkiye’nin güzide şirketleri tarafından TOBB’un da desteğiyle farklı istihdam seçenekleri sunulacak. Son yol ise Turkcell’de test mühendisi olarak çalışma fırsatı.

Geleceği Yazan Kadınlar ön eğitimini tamamlayanlar arasından 100 kişiye iş imkanı sunuyoruz. Proje, Şubat 2019’da dünyadaki mobil operatörlerin temsil edildiği GSMA Global Mobil Ödülleri’nde Kadın İçin Teknoloji kategorisinde Sektör Liderliği Ödülü’nü aldı. Ayrıca GSMA’nın örnek projeleri dünyaya tanıttığı Case for Change inisiyatifi kapsamında Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne katkılarından dolayı örnek proje olarak gösterildi. 2019 Mart ayında ise, Birleşmiş Milletler Kadın Ofisi’nin organize ettiği ‘Kadınların Güçlendirilmesi İlkeleri Yıllık Forumu’nda dünyaya örnek gösterildi ve Turkcell ‘Kadınların Güçlendirilmesi İlkeleri’ne imza atan ilk Türk telekomünikasyon şirketi oldu. Son olarak da proje, geçtiğimiz temmuz ayında, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın Business Call to Action (BCtA) ağına katıldı.

İlgili Haberler