Röportajlar“Bankacılık uygulamalarımızı bulut teknolojileri üzerinde çalıştırabilmek için bir teknoloji dönüşümü başlattık”

9 Mart 2020662

Yeni bir dönüşüm hamlesi içinde olduklarını söyleyen Yapı Kredi Teknoloji Genel Müdürü Cengiz Arslan, “Modüler mimaride ve bulut teknolojileri üzerinde çalışan bir bankacılık sistemimiz, uygulamamız olsun istiyoruz. Hazırlıklarımızı 2019’da başlatmıştık, program olarak bu yıl tanıttık. Modülerlik prensibinin de bulut teknolojilerinden layıkıyla faydalanabilmek için gerekli olduğunu düşünüyoruz” diyor.

Yapı Kredi Teknoloji Genel Müdürü Cengiz Arslan, söyleşimize Yapı Kredi’de 2011 yılından 2014’e kadar süren önemli teknoloji dönüşüm programını anlatarak başlıyor. Bu dönüşümle birlikte IT’nin iş yapış şeklini de değiştirdiklerini belirten Arslan, “Bununla birlikte teknoloji dönüşümü de yaptık. 2014 yılında bankamız bir büyüme hamlesi başlattı. Bankanın büyüme hamlesinde önemli bir stratejik başlık olarak da dijitalleşmeyi belirledik” diyor. 2014- 2016 yılları arasında internet, mobil, ATM, müşteri iletişim merkezi gibi tüm dijital kanallarının hepsini yenilediklerini anlatan Cengiz Arslan, bütün bunların sıfırdan yazıldığını ve 2017 yılında da ‘Türkiye’nin Dijital Bankası Yapı Kredi’ söylemiyle iddialarını ortaya koyduklarını belirtiyor. Bu şekilde halkla ilişkiler ve pazarlama faaliyetlerinin de yön almaya başladığını ifade eden Arslan, “Tüm bu çabalar sayesinde Yapı Kredi bugün 6,5 milyon aktif dijital müşteriye ulaştı. Bu rakam 2014 sonu itibariyle 1,9 milyon kişiydi. Burada önemli ölçütlerden birisi de dijital müşteri penetrasyonu. Bugün her 10 müşterimizden 7 tanesi dijital müşterimiz, yani aktif olarak dijital kanallarımızdan işlem yapıyor” diye konuşuyor.

“Biz 2014 yılında başlattığımız hamleyle dijitalleşmeyi, sadece kanallarda fonksiyon çeşitliliği sağlamak, tüm kanallarda olmak diye algılamıyoruz” diyen Arslan, bunun müşteri deneyimini iyileştirmek için çok önemli olduğunu; ancak bankanın iç süreçlerini dijitalleştirmenin de odak noktalarından biri olduğunu kaydediyor. Bu noktada; bankanın operasyon modelini değiştirmeye başladıklarına işaret eden Cengiz Arslan, “Hedef Operasyon Modeli adıyla 3 yıllık bir program başlattık. Hazırladığımız program dahilinde süreçleri dijitalleştirerek operasyonları otomatik hale getirmeye ya da merkezileştirmeye odaklandık. Bu noktada; banka şubelerini de dijitalleştirmek adına hamleler yaptık. Süreçlerimizde kağıdı ortadan kaldırdık ve onayları elektronik ortama taşıdık. . Şubelerimize “müşteriye dönük ekranlar” dediğimiz dokunmatik ekranlar koyduk. Dijital müşteri penetrasyonumuz yükseldikçe dijital onayla yaptığımız işlem adedi de arttı. Örneğin, bugün bireysel ihtiyaç kredisini ele aldığımızda, yüzde 74’ünün dijital olarak onaylı yapıldığını görüyoruz” diye anlatıyor. Arslan ayrıca, hizmetlerini müşterilerin olduğu yere de çalışanlara sağlanan tabletler sayesinde götürebildiklerini belirtiyor.

“Yüzde 70’lere ulaşan bir dijital penetrasyonumuz var”

Bütün bunların yanında gerek müşterinin kendi tercihi gerekse finansal danışmanlık amacıyla şubeye gelen dijital müşterilerin olduğunu anlatan Arslan şöyle devam ediyor: “Yeni nesil, dijital hizmet kullanmaya daha yatkın. Önceki jenerasyonlar ya teknolojiden çekindiği için ya da güvensiz bulduğu için dijital kanalları çok tercih etmiyor. Ancak bütün bunlara rağmen, yüzde 70’lere ulaşan bir dijital penetrasyondan bahsedebiliriz ve bu oran hızla artmaya da devam ediyor.”

“Dijitalleşmenin önemli kaldıraçlarından birisini de veri analitiği olarak görüyoruz”

Arslan, dijitalleşme anlamında bir diğer önemli başlığın veri işleme ve analitikten yararlanmak olduğunun altını çiziyor. Bu noktada veri odaklı karar verme ve veri odaklı kampanya oluşturmayı yapılan işlerin odağında tuttuklarını dile getiren Cengiz Arslan, “Veriyi işleyebilme birçok kuruluşta verimlilik yaratıyor. Bankacılık sektöründe de veri yoğun olarak kullanılıyor. Büyük veriyi daha iyi işleyebileceğimiz teknolojiler kullanılmaya başlandığından bu yana da verinin ileri seviyede işlendiğine tanık oluyoruz. Eskiden lineer modeller ile yaptığımız analizleri şimdi doğal dil işleme kütüphanesi, makine öğrenmesi, hatta yapay zeka (AI) uygulamalarıyla gerçekleştiriyoruz. Örneğin, doğal dil işleme sayesinde birtakım süreç otomasyonlarını sağlayabiliyoruz.  Bugün bankamız, müşterilerden gelen talimatları merkezi operasyonda otomatik olarak OCR’la metine çeviriyor. O metinleri doğal dil işleme ile anlamlandırıyor. Sistem yapılmak istenen işi anlıyor ve otomatik olarak sonuca ulaştırıyor. Tüm bu süreçlerde dinlediğini anlama oranlarını yükseltmek adına deep learning de kullanıyoruz. NLP ve AI uygulamalarına odaklı bir Ar-Ge ekibimiz var. Tüm bu adımlarımızla veriden daha çok yararlanmaya çalışıyoruz” şeklinde konuşuyor.

Geçen yıl popüler bir mesajlaşma platformunun kurumsal çözümünü kullanarak destek hattı da oluşturduklarını dile getiren Cengiz Arslan, doğal dil işleme kütüphanesini burada da kullandıklarını, hatta sık sorulan soruların sorulması halinde müşteriye direkt olarak chatbot’un yanıt verebildiğini anlatıyor. Arslan, konuşmasını şöyle sürdürüyor: “Chatbot sizin ne sormak istediğinizi anlayıp, cevaplıyor. Mesela faiz oranlarımızı, kredi faiz oranlarımızı, mevduat faiz oranlarımızı, ya da şubemizin yerini sorduğunuzda bu sorulara chatbot otomatik cevap veriyor. Eğer daha karışık sorular gelirse chatbot sizi müşteri temsilcisine aktarıyor. Diyalogların yüzde 80’ini müşteri temsilcisine aktarmadan sonuçlandırabiliyoruz.”

“60 kişilik ekibimizi, finansal analiz kültürünü yaygınlaştırabilmeleri adına bölge müdürlüklerine taşıdık ”

Arslan, doğal dil işleme ve makine öğrenmesini birlikte kullandıkları bir örneği de bize şöyle aktarıyor; “Bankalarda ticari kredi talepleri değerlendirilirken firmanın bilanço analizleri yapılır. Bunlara finansal analiz diyoruz. Finansal analiz yapılırken de önce bilançolar standartlaştırılır. Çünkü sektörden sektöre farklı bilançolar olur. Sonrasında yatay ve düşey oran analizleri yapılır. Yapı Kredi’de bu finansal analizi standart olarak yapmak için merkezde yaklaşık 60 kişilik bir ekip vardı. Tüm şubelerden gelen kredi teklifleri değerlendirme sürecinde, öncelikle bu ekip tarafından firmanın finansal analizi yapılır ve teklifin içerisine bir görüş olarak eklenirdi. Biz burayı AI kullanarak otomatize ettik. Yani bu kişilerin bilançoları standartlaştırması, aktarma arındırma işlemlerini yapması ve finansal analiz yapıp görüş oluşturması işini tamamen yapay zeka ile yapıyoruz. Bu ekip artık merkezi olarak olmak zorunda değil. Bu ekipte yer alan arkadaşlarımızı finansal analiz kültürünü yaygınlaştırabilmeleri için sahadaki bölge müdürlüklerine taşıdık.”

“Turkcell’den DDOS hizmeti de alıyoruz”

Cengiz Arslan konunun Turkcell ayağına geldiğimizde ise, ses ve veri hizmetleri olmak üzere iki tane ana hizmetten bahsediyor. Bunlar içerisinde kendilerinin daha çok veri hizmetini kullandıklarını belirten Arslan, “Şubelerimizin birbiriyle bağlantıları, şubelerin bölgelerle bağlantıları, ATM’lerimizin karasal ve kablosuz olarak yedekli altyapıları, bizim gerek bölgelerden gerekse veri merkezinden internet çıkışları gibi veri kullanımlarının çok yoğun olduğu alanlarımız var. Burada da Turkcell’in bize sunduğu hizmetlerden faydalanıyoruz. Bu anlamda da baktığınızda Turkcell bizim önemli veri iletişim hizmeti sağlayıcılarımızdan biri. Ayrıca, tüm kuruluşlar ve özellikle de bankalar olarak güvenlik anlamında DDOS hizmeti de alıyoruz. Yurt dışından DDOS atakları geldiği zaman da çok büyük hacimlerde gelebiliyor. Bu bağlamda Turkcell’den aldığımız bir de global DDOS hizmeti var. Yani buradaki telekom operatörlerinin atağı kesmek için kapasiteleri yeterli olmazsa trafiği yurtdışında süzüp buraya temiz trafik gönderebilmek için Turkcell’in sağladığı global DDOS hizmetinden faydalanıyoruz. Şimdiye kadar ihtiyaç duyduğumuz bir durum yaşamadık. Yaşamamayı umuyoruz ama yaşarsak da hayat kurtaracağına ve kabiliyetine inanıyoruz” diyor.

Dijital olgunlukta Türk bankaları dünya bankalarına göre çok öndeler!

Cengiz Arslan: “Dijitalleşme ile dijital dönüşüm birbirinden farklı konular. Dijital olgunluk diye baktığımızda, Türk bankaları dünya bankalarına göre çok önde. Bunu kendi yurtdışı ziyaretlerimizden de görüyoruz. Bu durumu Türk bankalarının jenerasyon olarak daha genç olmalarına, son teknolojileri bünyelerine katarak ticari hayata başlamalarına bağlayabiliriz. Türkiye, bankacılık anlamında potansiyeli yüksek olan bir ülke. Bankacılık sistemine dahil edilecek insan sayısı ve dolayısıyla büyüme potansiyeli de yüksek olan bir yer. Bu da rekabeti körükleyen bir durum. Doğal olarak, teknoloji bankaların rekabette kullandıkları bir farklılaştırıcı unsur olarak ön planda. ”

“Teknoloji anlamında vizyonumuzu teknoloji liderliği olarak belirledik”

Cengiz Arslan: “Teknolojik dönüşüm ve dijitalleşme çabaları sonucunda Yapı Kredi teknoloji kullanımı anlamında rakipleri arasında çok iyi bir yer edindi. Hatta tamamen açık sistemlerde çalıştığımız için daha çevik ve avantajlı bir yapıda olduğumuzu düşünüyoruz. Ama bu çevikliği artırabilmek adına bizim yeni bir dönüşüm hamlemiz var. Modüler mimaride ve bulut teknolojileri üzerinde çalışan bir bankacılık sistemimiz, uygulamamız olsun istiyoruz. Bulut teknolojileri diyorum; çünkü regülasyon gereği Türk bankaları yurt dışı bulut hizmetinden faydalanamıyor. Ancak kendi veri merkezimizde bulut teknolojilerini kullanarak özel bulutumuzu kurmamıza bir engel yok. Biz öncelikle bunları kuralım, sonrasında yurt içinde bir bulut yatırımı olursa, uygulamalarımızı oraya aktaralım istiyoruz. 2019 yılında geleceğe hazır olmak adına bulut tabanlı modüler mimari dönüşümü başlattık.  Modülerlik prensibin bulut teknolojilerinden layıkıyla faydalanabilmek adına gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bankamız zaten her alanda liderliği hedefliyor. Biz de teknoloji anlamında kendi vizyonumuzu teknoloji liderliği olarak belirledik.”

Fintech’lerle somut işbirliklerimiz mevcut!

Cengiz Arslan: “Banka olarak, FinTech’lerle birlikte finansal ekosistemi ileriye götüreceğimize inanıyoruz ve onlarla yakın çalışmak istiyoruz. Bu anlamda bir takım somut örneklerimiz de var. Yapı Kredi, Türkiye ve Avrupa’da bir ilk olan göz tarama sistemini kullanarak  “Göz-ID”fonksiyonunu hizmete sundu. Artık parolanızla değil biyometrik verinizle mobil şubemize giriş yapabiliyorsunuz. Bu fonksiyon FinTech görüşmelerinde tanıştığımız bir firmayla gerçekleştirdiğimiz ortak işbirliğimizin sonucu ortaya çıktı. Birkaç sene önce ‘Code.YapıKredi’ adıyla bir program başlattık. Bu programın içerisinde hem sosyal sorumluluk adı altında 7’den 77’ye kodlama eğitimleri veriyor hem de bu konuda kaynağı ve bilinci artırmak amacıyla birtakım seminerler düzenliyoruz. Aynı zamanda bankacılık servislerini açtığımız bir OpenAPI portalımız var. Birtakım e-ticaret siteleri ile bu API servislerimizi kullanarak gerçekleştirdiğimiz entegrasyonlarımız var. Standart hale getirdiğimiz bu ödeme altyapısı sayesinde herhangi bir e-ticaret sitesi ile anlaşma yapıldığında doğrudan ve hızlıca entegre olabiliyoruz.”

İlgili Haberler