RöportajlarTurkcell ile aynı dili konuşuyoruz, bugün Turkcell ‘duruyoruz’ dese biz de dururuz!

10 Aralık 201960

Turkcell ile başarılı iş birliklerinden bahseden Tam Faktoring Genel Müdürü Hakan Karamanlı, “Aynı düşüncelerde, aynı dili konuşan iki firma olduğu için teknoloji ve altyapıyı kullanmada çok iyi anlaşıyoruz. Biz kendi geliştirdiğimiz altyapıyı kullanarak kredi başvurularını anında değerlendirip müşterilerimize cevap dönüyoruz, böylesi gerçek zamanlı çalışan  teknik altyapılarda iletişim çok önemli. Turkcell bugün biz duruyoruz derse biz de dururuz” diyor.

Eski bir Bilkentli Hakan Karamanlı… Hatta Bilkent’in ilk mezunlarından biri bile diyebiliriz. Bilgisayar Mühendisliği bölümünden çıkışının ardından profesyonel hayatına İş Bankası’nda Yazılım Geliştirme Uzmanı olarak başlıyor. Sonrasında kariyerine Garanti Teknoloji’de devam eden Karamanlı, 18 yıl boyunca burada pek çok alanda görev yapıyor. “Windows sistemlerinin, Microsoft teknolojilerinin ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda önce açık sistemlerden sorumlu yöneticilik, sonra bütün sistemlerden sorumlu olduğum pek çok görevi yürüttüm” diyen Karamanlı, 6 yıl daha önce Tam Faktoring’e IT ve Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak geçiş yapıyor.

Tam Faktoring’in analitik konulara yatırım yapma misyonuyla birlikte kısa sürede krediler fonksiyonunun sorumluluğunu da kendisi alıyor. Karamanlı, şu anda şirkette Genel Müdür rolünü başarıyla devam ettiriyor.

Genç bir şirket Tam Faktoring. Henüz 7 yaşında… 5 yıldır ise mevcut iş modeli ile çalışıyor. Tam Faktoring’i diğer faktoring şirketlerinden ayıran en önemli hususun hedef kitleleri olduğunu söyleyen Hakan Karamanlı, Mikro KOBİ segmentteki küçük işletmelerin çok kısa vadeli ve küçük finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan bir şirket olduklarını belirtiyor ve ekliyor: “Kendimizi müşterilerimize mikro kredi veren bir işletme olarak görüyoruz. Faktoring lisansı ile vadeli alacakları temlik alarak mikro kredi veriyoruz. Türkiye’de ticarette ödemeler çoğunlukla vadeli yapılıyor. Bu da krediye ihtiyacı olan işletmelerin çoğunun bir taraftan da vadeli bir alacakları olduğu anlamına geliyor. Bu bakımdan önemli olan müşteri kitlesine ulaşmak, onlara, faktoringin ne olduğunu ve ihtiyaçları karşılamaya uygun bir ürün olduğunu anlatabilmek.”

Çok sayıda müşteri hedeflendiğinde yapılması gereken iki şeyin olduğunu ifade eden Karamanlı, “Birincisi; işlerin olabildiğince otomatize edilmesi, ikincisi ise akıllı hale getirilmesi. Tam Faktoring Türkiyede ArGe merkezine sahip banka dışı işk finans kuruluşu, 2018 verilerine göre Türkiyede Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan 220. kuruluş. Biz işlerimizi otomatize edebilmek için uzun yıllardır RPA ürünleri kullanıyoruz. İlk robot uygulamamızı geliştireli neredeyse 5 yıl olmak üzere, o yıllarda bizden başka bu konulara yatırım yapan çok az işletme vardı, şu anda kredi başvurularını, limitleri, sözleşmeleri robotlar kontrol edip onay veriyor. Kararlarımızı akıllı hale getirmek Ar-Ge’nin en temel konusu, 5 yıldır kredi değerlendirmek için kendi geliştirdiğimiz skorkartı kullanıyoruz” diyor. Hedef kitleleri farklı olduğu için çok sayıda müşteriye çok fazla işlem yapacak şekilde bir modelle çalıştıklarını anlatan Hakan Karamanlı, aktif müşteri sayılarının şu an 18 bin olduğunu, bu yıl 35 bin farklı müşteriye işlem yaptıklarını kaydediyor. 115 bin işlem gerçekleştiren Tam Faktoring, bu rakamlar baz alındığında aslında sektörde farklı bir liderliğin de sahibi olarak tanımlanıyor.

Krizde hiçbir zaman durmadık!

Tam Faktoring’in kullandığı risk değerlendirme modeli aslında analitiğin en etkin kullanıldığı alanlardan biri… Hakan Karamanlı kendi süreçlerini şöyle anlatıyor: “Orada çok farklı uygulamalarımız var. Birincisi başvuru anında müşterinin kredibilitesini değerlendirmek için kullanılan ‘application scorecard.’ Daha sonra müşterinin kredi vadesi boyunca aktivitesini tahmin eden davranışsal scorecard’lar da var. Biz beş yıl önce elimizde çok kısıtlı veri olmasına rağmen kendi scorecard’ımızı geliştireceğiz prensibi ile yola çıktık. Ve ilk versiyonumuzu hazırladık. Başlarda sıkıntılarımız olsa da çok kısa sürede sistemimizi oturttuk ve bu da bize arka tarafta bir hız getirdi. Müşterinin başvurusunu birkaç saniyede değerlendirme avantajı ve daha doğru bir karar vermemizi sağladı. Üstelik karşılıksız oranımızı çok düşük hale getirdi. Burada çok önemli bir parantez açıyorum. 2017 yılında binde 3, 2018 yılında krize rağmen yüzde 1’in altında karşılıksız oranı elde ettik. Şu anda da bin 7 karşılıksız oranı ile gidiyoruz. Muhtemelen sene sonunda da bu oran binde 5’in altına düşecek.”

Scorecart kullanmanın sağladığı bir diğer avantajın da riski doğru analiz ederek ilerisini görebilmek olduğunu söyleyen  Karamanlı, 2018’deki krizin bu anlamda Tam Faktoring için önemli avantajlar sağladığını söylüyor ve ekliyor: “Rekabette birçok şirket, günler haftalar boyunca kredi vermeyi durdururken biz hiç durmadan çalışabildik. Çünkü datayı görüyorduk. Gelecekte nasıl olacağını tahmin ediyorduk. İleri dönük trendleri analiz ediyorduk. Elbette biz de kredi politikalarımız kriz boyunca defalarca değiştirdik. Ama hiçbir zaman durmadık. Üstelik bu değişiklikler her seferinde küçük neşter darbeleri oldu, keskin kararlar almak zorunda kalmadık.”

“Şirkete geldiğim günden bu yana müşteri analitiğine yoğunlaştık”

“Şirkete geldiğimde o zamanki Genel Müdürümüz Kunter Kutluay ile öncelikle analitik üzerine çalışmaya başladık. Kredi analitik scorecard’ı geliştirdikten sonra müşteri sayımızı arttırmak için müşteri analitiği üzerine çalışmaya başladık. Müşteri kampanya yönetimi ile ilgili geliştirmeler yaptık. Süreç yönetimi uygulamamızı kendimiz geliştirdik. Tek bir satır  yazılım kodlamadan yeni iş akışları tanımlayabilir, mevcut iş akışlarını değiştirebilir hale geldik. Daha sonra kredi akışının tamamen bir süreç halindeki versiyonunu devreye aldık. Geliştirdiğimiz uygulama; kimin neyi görmesi gerektiğini ve baktığında nereye odaklanması gerektiğini belirtecek bir şekilde ilgili kişiye aktarıyor. Kişi bunlara bakarken ihtiyacı olan bütün verileri de toplayıp tek bir sayfada erişilebilecek şekilde hazırlıyor. Hatta işlemde uygulanacak faiz oranı bile süreç içinde risk bazlı fiyatlama mantığına göre belirleniyor.” diyor Hakan Karamanlı.

“Buraya kadar süreçlerimizde ne kadar otomatize ve akıllı bir sistem kurmaya çalıştığımızı anlattım. Burası çok önemli çünkü pek çok işletme arka taraftaki süreçlerine el atmadan önce müşteri etkileşimlerini dijital hale getirerek işe başlıyor, oysa siz başvuruları almak için ne kadar uygulama yazarsanız yazın arka taraf bunu desteklemezse sonuç çok kötü bir müşteri deneyimine dönüşüyor, işte bu yüzden biz öne arka tarafı bitirdik daha sonra müşterilerimiz için Tamasor adımı verdiğimiz mobil uygulamamızı yazdık. ” diyor.

“Her şehirde bir şube açabilecek durumdayız”

Halihazırda 35 şubeleri olduğu bilgisini veren Karamanlı, 36’ncısının ise inşaatının devam ettiğini belirtiyor. “Kapasite olarak bakıldığında ülkemizdeki her şehrin en az bir faktoring şirketini hak ettiğini düşünüyoruz” diyen Hakan Karamanlı’ya göre; fizibilite çalışmalarına göre büyük şehirlerde birkaç tane olabilecek şekilde her şehre şube açabilecekler. Karamanlı şöyle devam ediyor: “Şu anda İstanbul’da 7, Ankara ve İzmir’de 3, Bursa’da 2 şubemiz var. Onun dışında Türkiye’nin 23 şehrinde de şubemiz var. Zaten şubemiz olan şehirlerde de mobil ekipler kurarak sahayı daha etkin bir şekilde taramaya yönelik çalışmalar yapıyoruz. Şu anda 5 tane mobil ekibimiz var. Bunların her bir tanesi 5 kişiden oluşuyor. Bu sayıları da önümüzdeki dönemlerde artırmaya düşünüyoruz. Dijitalde de varız. Tamasor uygulaması ile Sektörde çek başvurusunu mobil olarak alıp ona aynı anda cevap veren ilk şirket olduk. Şu anda 33 bin tane müşteri tarafından kullanıldığını görüyoruz.”

Şikayetçi müşteriyi sonradan memnun etmede oldukça başarılıyız”

Tam’a Sor uygulamasına da değinen Hakan Karamanlı, uygulamanın ilk tasarımında internet şubesi alışkanlığıyla müşterilerin giriş yapıp daha sonra işlem yapması yönünde bir geliştirme yaptıklarını, ikinci versiyonda ise buna kullanıcı deneyimi tecrübelerini de katarak, müşterilerin çeklerini kolayca sorgulayabilecekleri, sonra da sonucunu görebilecekleri bir uygulama haline getirdiklerini anlatıyor. Karamanlı bu noktada, Faktoring sektöründe ilk müşteri deneyimi departmanını kendilerinin kurduğunu hatırlatıp şöyle konuşuyor: “Bu departmanımız, hem dijitalde hem de karşı karşıya iken müşterimizle her türlü etkileşimin kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar yapıyor. Çok da hızlı dönüş almaya başladık. Baktığımızda şöyle ilginç bir çıktımız da var. Yaklaşık üç yıldır şikayet yönetimi süreci uyguluyoruz. Bizden şikayetçi olan müşterilerin yarısının bizimle tekrar çalışmaya devam ettiğini görüyoruz. Bu aslında çok önemli. Demek ki şikayetçi olan müşteri bile sonradan memnun etmede oldukça başarılıyız.”

“Turkcell WiFi projemizin satışlarımıza da olumlu etkisi olacak”

Turkcell ile iş birliklerinden de bahseden Hakan Karamanlı, Turkcell’i şöyle anlatıyor: “Hem altyapımız hem de telefonlarımız Turkcell. Onlarla yıllardır çalışıyoruz, çok da memnunuz. Aynı düşüncelerde olan, aynı dili konuşan iki firma olduğu için teknoloji ve altyapıyı kullanmada çok iyi anlaşıyoruz. Bizim için bütün teknik altyapılarda iletişim çok önemli. Şubedeki her çalışanın her an merkezdeki o analitik veriyi alması gerekiyor. Sahadaki çalışanlarımız cep telefonları ile başvuru alıyorlar. Kendi geliştirdiğimiz uygulamayla yine aynı cep telefonundan müşterilerini buluyorlar. Müşteri ile olan her türlü etkileşimi kayıt altına alıyorlar. Yine çağrı merkezimizden müşterilerimizi biz arıyoruz. Turkcell bugün biz duruyoruz derse biz de dururuz. Yeni başlayan projemiz, Turkcell WiFi. Bu projenin geleceğe dair satışlarımıza da etkisi olacaktır. Şubelerimizde müşterilerimize WiFi hizmeti veriyoruz. Eskiden WiFi herkese açıktı, isteyen istediği gibi kullanabiliyordu. Güvenliğini sağlamak adına orada da bir değişiklik yaptık. Turkcell’le veri merkezi konusunda iyileştirme çalışmaları da yapıyoruz.”

“FinTech konusunda hâlâ kavram karışıklığı var”

Türkiye’deki FinTech ekosistemi gerçekten büyür mü? Onlarla temas ettiğiniz bir nokta var mı?

Hakan Karamanlı: “Yıllarca sektörde çalışmış biri olarak bankalarımızın teknoloji altyapısı ve geliştirdikleri ürünler ile dünyada eşsiz bir konumda olduklarını yakından gözleme olanağım oldu. Ne yazık ki bu sinerji kurumların içine hapsolup kalıyor ve ülkemize gerektiği kadar katkı sağlamıyordu. Fintechlerin en büyük faydası bu yetkinliğin kurum içinden sıyrılıp uluslararası bir fırsatlar haline gelmesi oldu. Fintech ekosisteminin Önümüzdeki dönemde çok hızlı bir şekilde büyüyeceğini ön görüyorum. Devletin de önümüzdeki dönemlerde daha fazla teşvik edeceği son yasa değişiklerinde de görülmeye başladı.

FinTech konusunda kavram karışıklığı da var. Finans için uygulama geliştiren şirketler de kendilerini FinTech göstermeye başladı. FinTech aslında son kullanıcıya hizmet verme noktasında faaliyet gösteriyor olmak demek. Böyle baktığımızda Türkiye’de mevcutta elektronik para kuruluşları tarafında çok etkin, iyi çalışan, kendini hızlı bir şekilde geliştiren şirketler olduğunu biliyoruz. Bizlerin de Tam Faktoring olarak bunların birkaçı ile iş birliği çalışmalarımız var önümüzdeki dönemlerde sonuçlarını açıklayacağız. Bir bakıma Tam Faktoring olarak biz de kredi veren bir fintech gibi görüyoruz kendimizi; Ar-Ge merkezimiz, otomasyon ve kredi değerlendirme altyapımız, mobil uygulamamız ile ama herşeyden önemlisinde bakış açımız ve çalışma şeklimiz ile bir Fintech gibiyiz. Bu açıdan Finans sektöründe CIO kökenli ilk genel müdürün Tam Faktoring’den çıkmış olması da bunun bir göstergesi.”

“Bulut bize maliyette de avantaj sağlayacak”

Bulut bilişime nasıl bakıyorsunuz?

Hakan Karamanlı: “Finans şirketi olarak verimizi hangi şartlarda, hangi ortamlarda saklayabileceğimize yönelik kurallar var. Bu kurallar dahilinde bulut kullanımına elbette sıcak bakıyoruz. Çünkü bu bize hem yeni teknolojilere kolay erişim hem de maliyette de avantaj sağlayacak. Özellikle olağanüstü durum merkezi gibi konularda bu dönem yatırımlarımız artacak. Güvenlik tarafına yine KVVK uyumu çerçevesinde bu dönem çok ciddi yatırım yapıyoruz. “

İlgili Haberler