RöportajlarHavalimanı Teknolojilerinde Dünya Markası

12 Kasım 201951

TAV Technologies Genel Müdürü M. Kerem Öztürk, havalimanı teknolojilerinde küresel arenada en büyük 3 şirketten biri olma hedefiyle ilerlediklerini söylüyor. TAV Technologies tamamen yerli ve kendi geliştirdiği yazılımlar ile global arenanın en büyük 10 şirketinden biri. TAV Technologies bu çözümleri 3 kıtada 11 ülkede 35 farklı havalimanında kullanıyor.

Bir zamanlar yabancı yazılımlar ile yönetilen havalimanları, TAV Technologies sayesinde artık tamamen yerli çözümler ile yönetiliyor.

“Havalimanı teknolojilerini yerelleştirdik”

İş yaşamınızda birçok farklı sektörde bulundunuz. Bu süreci biraz anlatır mısınız?

Akademik eğitimime Viyana Üniversitesinde başladım. Marmara Üniversitesi Almanca bölümünde enformatik alanında tahsilimi tamamladım. 1996 yılında iş hayatıma Mercedes’de başladım. Daha sonra Almanya’da KPMG ve Allianz şirketlerinde çalıştım. Bu süreçte şunu söyleyebilirim ki, hem eğitim hem de iş hayatımda Alman ekolü her zaman bulundu.

Türkiye’ye döndükten sonra TÜVTÜRK projesi başlamıştı. O dönemde oldukça agresif ve zorlu bir projeydi. 18 ay içerisinde Türkiye’nin 81 iline 189 istasyon kurulması gerekiyordu. Bu süre içerisinde hem arsaların bulunması hem inşaatların yapılması hem de gerekli teknoloji altyapısının hazırlanması beklentisi vardı. Ben bu projenin IT direktörü olarak görev alarak, 2007 ve 2011 yılları arasında TÜVTÜRK için çalıştım. O zamanlarda kurduğumuz sistem şu anda halen kullanılmaya devam ediyor. O zamanlarda çok kısa sürede ve öngörülenden çok daha az bütçeyle projeyi tamamlamıştık. Bu yüzden Almanya’dan tekrar çağrıldım ve bu sefer TÜV SÜD’ün Almanya’daki altyapısını yenileme görevini üstlendim.

Daha sonra TÜV SÜD Mobility CIO’su olarak 4.5 yıl orada çalıştıktan sonra Türkiye’ye geri dönmek istedim. Döndüğümde Mars Sinema Group’ta başlayarak dijital dönüşüm projelerini yönettim. Ardından TAV Technologies şirketinde çalışmaya başladım. 3.5 yıldır da havacılık teknolojileri alanında çalışıyorum.

TAV Technologies’in kurulma amacı ve hedefleri nedir?

1997 yılında TAV Grubu, Atatürk Havalimanı ihalesini kazandığında orada küçük bir teknoloji birimi kuruluyor. O zamanlar havacılık sektörü ile ilgili çok fazla bilgi birikimi olmadığı için ağırlıklı olarak yurt dışındaki teknolojiler Türkiye’ye getirilerek, onların uygulaması ve yönetimi yapılıyor. Atatürk Havalimanı kurulup operasyona başladıktan sonra 5 yıllık dönem içerisinde ciddi bir tecrübe kazanılıyor. CEO’muz Sani Şener’in çok vizyoner bir bakış açısı ile, 10 yılda 10 havalimanına ulaşma hedefi var o dönemlerde.

TAV ciddi bir büyüme ivmesi yakalıyor. Üstelik bu büyüme hem yurt içinde hem de yurt dışında gerçekleşiyor. Teknoloji departmanı olarak kurulan bu yapı, TAV’ın holdingleşmesi ile birlikte 2005 yılında TAV IT olarak şirketleşiyor. 2005 ile 2011 arasında yurt dışından satın alınıp Türkiye’de kullanılan tüm teknolojilerin yerelleştirilmesi ve kurum içerisinde geliştirilmesi için çaba gösteriliyor. Bugün geldiğimiz noktadaysa şunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz ki; yeni bir havalimanında ihtiyaç duyulan tüm teknolojileri kendimiz kurabiliyoruz.

TAV Technologies bu bilgi birikimini ve sahip olduğu teknolojileri yalnızca kendi şirketleri için mi kullanıyor?

2013 yılına kadar bu teknolojileri ve uygulamaları yalnızca TAV’ın işlettiği havalimanlarında uyguluyordu. 2013 yılından sonra servis şirketlerimizin tamamının artık hizmetlerini dışarıya da açma kararı alınıyor.

TAV Havalimanları iştiraki olan yiyecek içecek şirketi BTA, Duty Free hizmeti veren ATÜ, katma değerli hizmetler üreten TAV İşletme Hizmetleri, TAV Güvenlik, yer hizmetlerinde yer alan Havaş, teknoloji hizmetleri veren TAV Technologies gibi şirketlerin artık sahip olduğu bilgi birikimlerini ve imkanlarını dışarıya da bir hizmet olarak verme kararı alınıyor. Geldiğimiz noktada TAV Technologies olarak 3 kıtada 11 ülkede şu ana kadar 31 adet havalimanına hizmet verdik ki bunlardan yalnızca 14 tanesi Grup şirketine aitti.

TAV Technologies olarak farklı kıtalarda sunduğumuz hizmetleri artırmayı hedefliyoruz.

TAV Technologies olarak bu şekilde güçlü büyümenin arkasındaki en büyük sebep nedir?

Bizim en büyük gücümüz havalimanı ve havacılık teknolojileri konusunda oldukça yetkin olmamız. Kendi içimizde elde ettiğimiz tecrübelerimiz haricinde, geliştirdiğimiz uygulamaların farklı havalimanlarındaki kullanımları ile ciddi bir bilgi birikimi oluşturduk. Bu arada TAV aynı zamanda ADP grubu ile bir ortaklık içerisinde. ADP Grubu, dünyada birçok havalimanını yönetiyor. Bu iki grubun birlikteliği sayesinde TAV Technologies kendi bünyesinde 25 adet havalimanında 200 milyonun üzerinde yolcuya hizmet veriyor.

Bu iki grup dünyanın en büyük havalimanı operatörü durumunda. Bu birlikteliğin gücü ile birlikte TAV Technologies’i havacılık teknolojileri alanında en büyük 3 oyuncudan biri haline getirmek istiyoruz. Şu anda global oyuncular arasında en büyük 10 şirketten biri olduğumuzu söyleyebilirim.

Günümüzün en önemli konularından biri dijitalleşme. Özellikle tüketicilerin hızlı bir şekilde dijitalleştiği bir dönemde sizden de beklentiler artıyor. Bu çerçevede neler yapıyorsunuz?

TAV Technologies iki alanda inovatif çözümler üretiyor. Birinci alan, havalimanının doğru bir şekilde yürütülmesi için operasyonel mükemmellik sağlanması. Bunun için 70 adet yazılımcımız ve ArGe merkezimiz ile farklı çözümler geliştiriyoruz. Bu yazılım çözümlerimizin odağında elbette havalimanının mükemmel bir şekilde işlemesi var. Diğer ikinci odağımız ise yolcularımızın güvenli ve huzurlu bir şekilde seyahat edebilmelerini sağlamak.

Dijital dönüşüm günümüzde her yerde var. Öncelikle biz bireyler olarak dijital dönüşümü yaşıyoruz. Sosyal yaşantımız, yeme içme biçimimiz, seyahat beklentilerimiz… yani teknoloji ile birlikte her şeyimiz değişiyor. Tüm bunlar değişirken, havalimanında verdiğiniz hizmetlerde buna ayak uyduramıyorsanız, hatta bir adım önüne geçemiyorsanız başarısız oluyorsunuz.

Yolcuların sizden beklentileri nasıl değişiyor bu süreçte?

Yolcuyla dijital iletişimimiz yolculuğun planlanma aşamasında başlıyor. Eğer bir yere gideceksek, uçak biletini almaya karar verdiğimiz andan itibaren her türlü planı yapmaya başlarız. Yolculuk tamamlanıp, varış noktasındaki otele yerleşene kadar bizimle iletişim süreci devam eder.

Havalimanı operatörü olarak bizim kırkın üzerinde noktada yolcuya dokunmamız gerekiyor. Biz bu yüzden mobil teknolojilerden başlayarak tüm süreçte yolcularımızın yanında olmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla yolcumuz daha evden çıkmadan, uçuşta bir değişiklik olup olmadığını, havalimanı ulaşımını nasıl yapması gerektiğini, havalimanı içerisindeki yoğunluğu ve daha birçok şeyi bilmek istiyor. Havalimanına geldikten sonra akıllı cihazlar ve arabirimler ile artık her şeyi kendisi yapabilir hale gelmek istiyor. Sıraya girmek, güvenlik kontrolünde çok fazla vakit kaybetmek istemiyor. Havalimanlarını bir küçük şehir olarak düşünebilirsiniz. Burası kesinlikle seyahatin önemli bir parçası ve yolcular bu deneyimi keyifli, huzurlu ve güvenli bir şekilde yaşamak istiyor.

Siz bu süreçte neler yapıyorsunuz?

Az önce bahsettiğim tüm süreçlerde yolcularımızın işini kolaylaştıracak uygulamalar geliştiriyoruz. Örneğin TAV mobil uygulamaları üzerinden havalimanına ulaşım bilgilerini, uçuşlar hakkındaki detayları ve havalimanındaki yönlendirmeleri sağlıyoruz. Ayrıca yolcularımızın havalimanında mümkün olduğunca daha az sıraya girip işlemlerini daha hızlı yapabilmesi için akıllı noktalar kuruyoruz. Bu akıllı geçişler sayesinde bagaj ve güvenlik işlemlerini kendi başına yapabiliyor ve daha hızlı olabiliyor.

Yeni teknolojiler havalimanı yönetimini de kolaylaştırıyor mu?

Hem yönetimi hem de güvenliğini artırmış oluyor. Örneğin havalimanları artık çok daha akıllı güvenlik kameraları ile denetleniyor. Daha önceden yalnızca görüntü aktaran bu cihazlar artık birçok işlemi yapabiliyor. Yolcuların nerede yoğunlaştığını görüp, buna göre önlem alınabiliyor. Akıllı yazılımlar ve kameralar sayesinde herhangi bir noktada sıra oluştuğunu ve bekleme sürelerinin arttığını tespit etmek mümkün. Ya da bir güvenlik ihlali olup olmadığını yapay zeka destekli davranış analizleri üzerinden otomatik olarak görüp, uyarılar oluşturulabilir. Yani artık havalimanlarında çok daha fazla veriye sahip oluyoruz.

Tüm bu veriler size iki konuda destek sağlıyor… birincisi, anlık önlemler alabiliyorsunuz. Diğeri ise, artık geçmişe dönük olarak bir davranış hafızasına sahip oluyorsunuz. Bu sayede geleceği daha iyi planlayabiliyorsunuz. Artık veri hafızanız sayesinde tatillerde, haftanın belirli günlerinden ya da saatlerde oluşabilecek yoğunlukları ya da problemleri önceden tahmin etme ve proaktif olarak önlem alma şansına sahibiz.

Tüm bu süreçlerin geleceğinde havalimanları nasıl değişmiş olacak?

Öncelikle şunu söylemek gerekiyor, havalimanları çok sıkı regüle edilen alanlar ve her türlü uygulamayı ve çözümü anında entegre edemiyorsunuz. Öte yandan az önce bahsettiğim gibi yolcular artık tüm işlemleri kendi kendilerine yapabilmek istiyor. Hatta yeni milenyum ve Z nesli, doğrudan uğraşmamak, bu işlemlerin kendileri adına yapılmış olmasını istiyor. Biz sahip olduğumuz ve kendi içinde geliştirdiğimiz teknolojiler ile siz havalimanına girdiğinizden itibaren sizi yönlendirmeye başlayabiliriz. Eğer gerçekten de check-in işlemini yaptıysanız sizi fazla sıra beklemeden hızlıca güvenlik kapılarından otomatik olarak geçirebiliriz.

Tüm dünyadaki havalimanları bu konsepti benimsemeye çalışıyor. Ancak burada kişisel verilerin korunması, KVKK, GDPR konuları devreye giriyor. Bunlar tüm dünyada tartışılan mevzular  ve nasıl çözülmesi gerektiğine dair fikirler geliştirilmeye devam ediliyor. Zaman içerisinde yolcuların talebi ve regülasyonlar orta yolu bulup, farklı teknolojiler sayesinde havalimanlarında daha güvenli ve hızlı bir deneyim yaşamak mümkün olacak. Bu teknolojiler ve yetkinlikler, çözümler, uygulamalar hatta cihazlar şu anda TAV Technologies’de mevcut. Mesela şu anda yönettiğimiz Medine Havalimanı’nda bagajlarınızı kendiniz verip, kontrol noktalarından kendiniz geçip, işlemleri self servis olarak yapabiliyorsunuz. Bu sayede insanlar havalimanlarında alışveriş yapmak, yemek yemek ve vakit geçirmek için daha fazla zaman buluyor. Şöyle bir istatistiğimiz var, mutlu yolcu havalimanında yaklaşık 10 Euro daha fazla harcıyor. Bu teknolojilerin yarattığı hız ve güvenlik, havalimanı ekonomisine de katkı sağlıyor.

Dijitalleşme süreçlerinizde Turkcell ile ne gibi işler yapıyorsunuz?

Turkcell, uzun yıllardır bizim ciddi bir iş ortaklığı içerisinde olduğumuz teknoloji şirketi. Öncelikle ses ve veri trafiğimizin yönetilmesi süreçlerinde Turkcell Superonline’dan destek alıyoruz. Tüm bu dijitalleşme süreçlerinde kesintisiz iletişim ve veriye sağlıklı, hızlı bir şekilde ulaşmak çok önemli. Yönettiğimiz havalimanlarının veri iletişim altyapılarının tamamı, Turkcell Superonline üzerinden sağlanıyor. Tüm bunlara ek olarak lounge hizmeti verdiğimiz havalimanlarında, yolcularımızın da kolayca internete bağlanabilmelerini istiyoruz.

Turkcell ile geliştirdiğimiz proje çerçevesinde tüm Lounge alanlarındaki WiFi hizmetlerimizi kolayca misafirlerimize sunabiliyoruz. Turkcell çok büyük bir teknoloji şirketi ve tüm çözüm süreçlerimizde de farklı işbirliği fırsatları yaratabilmek için ekiplerimiz ortak çalışmalar yürütüyor.

“Bilmediğiniz İşi Dijitalleştiremezsiniz!”

Biz birçok ArGe çalışmamızı Startup firmalar ile birlikte yapıyoruz. Çünkü teknoloji konusunda her alana hakim olmanız mümkün değil. 20 yıl önce muhtemelen bunu yapmanın imkanı vardı. Ancak şimdi yapay zeka, büyük veri, mobilite ve diğer konularda müthiş derinlikler oluşmaya başladı. Bunların hepsini şirketinizin içerisine aktarmak istiyorsanız bir ekosistem ile çalışmanız gerekiyor.

Biz Startup’lara bu anlamda çok önem veriyoruz. Belirli konularda uzmanlığa sahip, bu alanda ürünler ve çözümler sunmuş startupları destekleyerek, TAV içerisinde ürünleştirme ve bir an önce pazara çıkabilme hızını kullanmak istiyoruz. Startupların en zorlandıkları konu, ürettikleri çözümleri gerçek hayattaki iş senaryolarında test etme ve dönüştürme fırsatı yakalayamamaları. Teknolojiye ve inovasyona çok odaklanırken, iş dünyasının gerçeklerini takip etme fırsatını kaçırabiliyorlar. CEO’muz Sani bey’in güzel bir sözü var, “Bilmediğiniz işi dijitalleştiremezsiniz”… bence startup ekosisteminin geliştirmesi gereken nokta bu.

İlgili Haberler