RöportajlarDoğuş Teknoloji, Dijitalleşmede Daha Fazlasını Hedefliyor

28 Eylül 2019229

Doğuş Grubu şirketlerinin tamamına hizmet vermek üzere 2012 yılında yeniden yapılanan Doğuş Teknoloji, 2018’in son çeyreğinde grup dışı şirketlere de Ar-Ge merkezlerinde geliştirdiği çözümleri sunmaya başlayarak kendisine yeni bir kulvar açtı. Sunduğu bu çözümler arasında Volkswagen bayi ağında kullanılabilecek dünyadaki en iyi üç çözümden biri olarak gösterilen Bayi Yönetim Sistemi, marina yönetimi için geliştirilen özel yönetim yazılımı ve Türkçe dil işleme algoritması da yer alıyor. Galataport için geliştirdiği özel uygulamayı dünyaya satmaya hazırlanan Doğuş Teknoloji, ayrıca yapay zeka ve makine öğrenimini içeren özel tahminleme projeleri üzerinde çalışıyor. Doğuş Grubu’nun günlük operasyonel ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirten Doğuş Teknoloji Genel Müdürü Semih İncedayı, gündemindeki gelişmeleri anlattı.

Doğuş Teknoloji’nin genel şirket yapısından bahseder misiniz? Bir holding şirketisiniz. Holding dışında başka şirketlere de hizmet veriyor musunuz?

Doğuş Teknoloji’nin ilk kurulduğu dönemde adı Garanti Teknoloji idi ve ağırlıklı olarak Garanti Bankası için hizmet veriyordu. Grubun 2012 yılında Garanti Bankası’nı satmasıyla birlikte  şirketimizin adı da Doğuş Teknoloji olarak değişti. Yeni yapılanmasında hem Garanti Teknoloji hem de Doğuş Otomotiv’den arkadaşlarımız yer aldı.

Şirketimizin kuruluş amacında Doğuş Grubu’nun tamamına hizmet vermek yer alıyor. Bugün Doğuş Grubu’nun faaliyet gösterdiği tüm sektörlerdeki şirketlerine teknoloji hizmeti sunuyoruz. Bunun haricinde 2018’in son çeyreğinde grup şirketleri dışında da farklı firmalara çözüm sunmaya başladık.

Doğuş Grubu içerisinde şirketlerin kendi CIO’ları bulunuyor mu? IT yönetiminde yapılanma nasıl?

Grup şirketlerinde C düzeyinde bir teknoloji yöneticisi bulunmuyor, ancak bazı şirketlerde IT hizmetlerine destek sunabilmek için IT yöneticileri var. Bazılarının kendi IT departmanı da bulunuyor. Örneğin N11.com’de büyük bir IT departmanı bulunuyor. Hosting hizmetini Doğuş Teknoloji olarak biz sağlıyoruz ama. Yine Doğuş Yayın Grubu bünyesinde de IT departmanı bulunuyor. Birçok IT ihtiyacını kendileri karşılayabiliyorlar. Ancak birlikte hayata geçirdiğimiz IT projeleri de bulunuyor. Örneğin veri ambarı projesini biz hayata geçirdik. Güvenlikle ilgili bazı konularda da birlikte çalışıyoruz.

Her grup şirketi ile aynı ağırlıkta çalışmıyoruz aslında. Doğuş Otomotiv’in bütün IT hizmetlerini biz karşılıyoruz. Grubun perakende, turizm, konaklama veya marina gibi alanlardaki tüm yatırımlarının teknoloji hizmetlerine biz yanıt veriyoruz. Diğer yandan saha desteği, network hizmetleri gibi ihtiyaç duydukları iç hizmetler için kendi IT birimlerine sahipler.

Doğuş Teknoloji, çeşitli sektörlerde şirketlere hizmet vermesinden dolayı farklı disiplinlerde uzmanlıkları bünyesinde toplayan bir şirket aynı zamanda. Bu çeşitlilik içinde her bir sektörde yenilikçiliği, değişen trendleri nasıl yakalıyorsunuz?

Her bir grup şirketiyle çalışma modelimiz farklı. Bazı sektörlerdeki şirketlerimizle iş ortağı gibi çalışıyoruz. Onların kendi bünyelerinde iş analistleri bulunuyor ve kendi işlerini önceliklendirerek bize getiriyorlar. Biz de gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra iş geliştirme sürecine ilerliyoruz. Bazı şirketlerimizde ise iş önceliklendirmesini de geliştirmesini de biz yapıyoruz.  O nedenle ister istemez her sektöre aynı yakınlıkta olamayabiliyoruz.

Birçok şirketimizde e-mail altyapısı, İK uygulamaları gibi kurumsal IT çözümlerini biz sunuyoruz. Ancak bazı şirketlerimizde operasyonel sistemleri de biz kurgulamış durumdayız. Örneğin restoranlarımız… Evet, hazır kasa sistemlerini kullanıyorlar; ancak merkezi bir sistemle yönettiğimiz ve sürekli bizim geliştirmesini yaptığımız bir uygulamaya bağlılar. Grup otelleri de aynı şekilde. Her otelin kendi IT altyapısı olmakla birlikte, yönetimlerini Opera adını verdiğimiz merkezi bir yazılımla sağlıyoruz. Bu gibi çözümlerde iş ortaklarımızla birlikte çalışıyoruz. Her şeyi biz kendimiz yapmıyoruz. Örneğin Opera, Oracle’dan aldığımız bir yazılım.

Kendi geliştirdiğimiz yazılımlar da var. Marinalarımızdaki yönetim yazılımını tamamen biz geliştirdik. Hatta dünyaya satışına da başladık. Marinalarla birlikte fuarlarda bunu gösteriyoruz. Hayatımıza son olarak Galataport girdi. Şu anda onun için liman altyapı yazılımı geliştiriyoruz. Galataport ile birlikte dünyadaki büyük limanlara satmayı planlıyoruz.

Bunların dışında kendi geliştirdiğiniz ve grup dışı şirketlere sunmaya başladığınız başka çözümler var mı?

Tabii var. Örneğin Doğuş Otomotiv için geliştirdiğimiz Bayi Yönetim Sistemi, Volkswagen tarafından bu alanda en iyi üç çözümden biri olarak gösterildi ve başka bayilerin de kullanabileceği ürünlerden biri olarak tanımlandı. Almanya bunu günlerce süren çalışmalar sonunda sertifikalandırdı. Yazılımımızın adı Turkuaz. Önümüzdeki dönemde Kuzey Afrika’daki Volkswagen dağıtıcıları tarafından da kullanılır hale gelmesini bekliyoruz. Bunun gibi geliştirdiğimiz her bir yazılımı dünyaya açabilmek için çalışıyoruz. Çünkü bu bizim için önemli bir know-how.

Dijital dünyada yarattığımız markalar da var. Bunlar arasında Zubizu ve Mobilet yer alıyor. Altyapılarını geliştirdiğimiz bu çözümleri de “white label” olarak dünyaya satmaya çalışıyoruz. Microsoft Mobilet ürünümüzü ortak satış ağına ekledi. Yine Zubizu için de sadakat program teklifleri veriyoruz.

Yani şu anda dünyanın başka bir ülkesinde herhangi bir perakende zinciri  Zubizu benzeri bir ürünü aynı şekilde alıp kullanabilir mi?

Evet, kullanabilir. Bu ürünleştirme çalışmalarımıza 2018’de başladık. Bu yıl da daha ağırlık verdik. Farklı pazarları inceleyip rekabet durumlarına bakarak ürünleştirmelere karar veriyoruz.

Sizin gündeminizde hangi teknolojiler var? Doğuş Teknoloji önümüzdeki yakın dönemde hangi teknolojilere odaklanmayı planlıyor?

Biz Doğuş Grubu şirketlerinin ERP gibi günlük operasyonel ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Örneğin iş zekası çözümlerini birlikte geliştiriyoruz. Geçtiğimiz yıl başladığımız ve bu yıl bir departman haline gelen yapay zeka ve makine öğrenimi çalışmalarımızla tahminleme projeleri geliştirmeye başladık. Bunu otomotiv gibi farklı alanlarda kullanmayı planlıyoruz. Örneğin çok büyük bir yedek parça depomuz var. Bu tahminleme projemizle önümüzdeki 3 ayda kaç aracın ne sebeple servise geleceğini ve hangi yedek parçaya ihtiyaç duyacağını öngörmeye çalışıyoruz. Böylece yüzde 99.5’lik bir yedek parça bulundurma oranıyla maliyetlerimizi en az düzeye çekmeye çalışıyoruz. Eskiden bildiğimiz kural tabanı ile bulundurma sisteminden tahminleme sistemlerine geçtik.

Bu sistemleri restoranlarımızda da uygulamaya başladık. Türkiye genelinde 100’den fazla restoranımız bulunuyor. Bu restoranlarımıza önümüzdeki 15 gün içerisinde kaç kişinin geleceğini tahmin etmeye başladık. Bu tahminlememizi yüzde 95 doğrulukta yapıyoruz. Bu da bizim çalışanlarımız ve tedarik zincirimizi doğru yönetmemize imkan verdiği için büyük bir verimlilik sağlıyor. Bu tür yeni teknolojilerle aslında grubumuzun tüm faaliyet alanlarına değer katıyoruz.

Tahminlemenin yanı sıra bizim NLP ürünümüz var. Türkçe dil işlemeyi geliştiriyoruz. Böylece otomotiv alanındaki çağrı merkezlerimize “chat bot” desteği vermeye başladık. Birçok grup şirketimiz de bu hizmetimizi kullanmaya başlıyor. Bu çözüm için tüm Ar-Ge çalışmalarını biz gerçekleştirdik. Toplamda 220’den fazla Ar-Ge mühendisinin çalıştığı iki tane Ar-Ge merkezimiz bulunuyor. Birçok Ar-Ge projesine imza atabiliyoruz. Bu projeleri bazen üniversiteler bazense iş ortaklarımızla birlikte gerçekleştirebiliyoruz. Örneğin video alanında  bir iş ortağımız ile birlikte üzerinde çalıştığımız bir Ar-Ge projemiz var. Biliyorsunuz inşaat, grubun yatırım yaptığı alanlardan biri. Sektöre yönelik -kasksız dolaşan biri var mı, düşen biri var mı- gibi iş güvenliğini sağlamaya yönelik görüntü tanıma teknolojini içeren bir proje bu.  Önümüzdeki dönemde de bu alana daha fazla yönelmeyi planlıyoruz.

Blockchain konusunda da çalışmalar yapmaya başladık. Turkcell’de de bu alanda çalışan küçük bir grup var. Onlarla bir araya gelerek ortak fikirler üretmeye çalışıyoruz. Gelecekte önemli olacağını düşündüğümüz bir alt yapı.

Bulut teknolojilerini kullanıyoruz. Hem özel (on premise) hem de ortak (public) kullanılabilen hibrit bulut yapımız var. Açık kaynak yazılımlara çok önem veriyoruz. Açık kaynak bizim için olmazsa olmaz, çünkü artık hem güvenlik hem de gelecekteki maliyetlerin ayarlanabilmesi ve daha iyi yönetilmesi açısından çok önemli.

Otomotiv sektöründe önemli bir yerdeyiz. O nedenle birbirine bağlanabilen araçlar, nesnelerin interneti gibi alanlarda çalışmalarımız sürüyor. Bu çalışmaları hem Türkiye’deki Ar-Ge merkezlerimizde hem de Almanya ile birlikte yürütmeye çalışıyoruz. Tüm bu yeni teknolojiler önümüzdeki dönemlerde hayatımıza daha da fazla girecek.

NLP çözümünüzden bahsettiniz. Bu gibi çözümleri geliştirirken Amazon’un kişisel asistanı gibi teknolojilere de bakıyor musunuz?

Tabii… Amazon, Google, Microsoft gibi şirketler tarafından geliştirilen tüm çözümlere bakıyoruz. Ama Türkiye’de kendi teknolojimizi geliştirmeyi önemsiyoruz. Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor. Türkiye’den özel araştırmacılarla birlikte süreci yürütüyoruz. Geliştirdiğimiz çözümlere kurum şirketlerimizden ciddi talep var.

Bu arada danışmanlık hizmetleri de veriyoruz.  Biliyorsunuz Kişisel Veri Koruma Kanunu (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Düzenlemesi olan GDPR bizim için çok önemli. O nedenle kendi iç birimimizde gerekli denetimleri ve risk analizlerini yapıp envanterleri çıkarıyoruz. Verinin korunması için teknik çözüm gereken yerler de var. Buna yönelik çözümler sunuyoruz. Bunun dışında önümüzdeki dönemde websiteleri ile ilgili çok daha fazla gündeme gelmesini beklediğimiz çerezler için de bir çözüm geliştirdik. Kullanıcılara istedikleri çerezi kabul edip istediklerini reddebilmelerini sağlayan bir çözüm bu. Piyasada böyle bir boşluk olduğunu gördük.

Bunu ürün olarak sunacak mısınız?

Evet, sunacağız. Ürünü ilk olarak yayın grubumuzda kullanmaya başladık. Onların özellikle böyle bir çözüme çok ihtiyacı vardı. İşlerini oldukça kolaylaştıran bir çözüm oldu.

Her geçen yıl gündemimizde daha çok meşgul eden siber güvenlik konusunda neler yapıyorsunuz?

Bizim için güvenlik artık veri merkezi güvenliğinin ötesine geçti. Biz hibrit bir bulut altyapısı altında tüm sağlayıcılardan hizmet alıyoruz. Bunlar arasında Google, Amazon, Azure, Oracle var. Hem genel hem de bize özel olan bulutu kullanıyoruz. O nedenle özellikle bulut tarafındaki güvenlik çalışmalarının üzerine eğiliyoruz. Açık kaynak kullanımımız da yüksek. DevSecOps dedikleri “Development Security Operation” dönüşümünü de gerçekleştiriyoruz artık.

Güvenlik Operasyon Merkez Hizmeti alıyoruz ve bu sayede de işte siber istihbarat verilerinden proaktif bir şekilde yararlanmaya çalışıyoruz. Veri sızıntısını önlemek için kaçak koruma (leakage protection) ürünlerini kullanıyoruz ve bunu tüm kullanıcılara  yaygınlaştırmış vaziyetteyiz. Biliyorsunuz, artık virüs atakları daha değişti. “Ransomware” gibi doğrudan son kullanıcıyı hedef alan saldırılarla karşılaşmaya başladık. Bunlar için de makine öğrenimi temelli sistemler kurmaya çalışıyoruz. Güvenlik bizim için çok önemli bir konu. Tüm gruba bu yönde çözümler sunuyoruz.

Ransomware saldırısını kendisi yapan ve tuzağa düşen çalışanlarını güvenlik konusunda eğitime davet eden şirketler oluşmaya başladı.

Evet, biz de çalışanlarımıza “fishing” yapıyoruz. TC numaralarını girmeleri karşılığında minik ödüller kazanacaklarını söylediğimiz mailler atıyoruz. Bu maillere dönüşlere göre eğitimler vererek çalışanlarımızı güvenlik konusunda bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Ayrıca siber güvenlikle ilgili düzenli bilgilendirmeler yapıyoruz. Dünyayı etkileyen büyük saldırılarda güvenlik birimimiz konuyla ilgili bilgilendirip ne yapıp, ne yapmamamız gerektiği konusunda uyarıyor.

Doğuş Grubu bünyesinde büyük otel ve restoranlar bulunduğu için müşteri bilgilerini çalmaya yönelik saldırılar olabiliyor. Örneğin karşımıza sürekli sahte websitesi üzerinden oda ayırma talebi çıkıyor. Bize bilgi gelene kadar bazılarını kandırmış oluyorlar. Tabii biz gerekli hukuki mercilere başvuruyoruz, ama grup otellerimiz oldukça popüler olduğu için o tür vakalarla karşılaşabiliyoruz.

Ne yazık ki Twitter gibi bazı sosyal medya platformlarında da bu tarz fishing saldırısı amaçlı reklamlar yapılıyor.

Evet, o yüzden siber istihbarat çok önemli. Biz güvenlik operasyon merkezi hizmeti gibi çözümlerle güvenlik açıklarını giderek azaltıyoruz.

Gölge IT konusu da teknoloji yöneticileri için giderek etkisi artan gündem maddelerinden biri. Burada çalışanlar önemli bir unsur. IT birimleri gölge IT ile bazı uygulamaların veya websitelerinin kullanımı engelleyerek baş etmeye çalışıyor. Diğer yandan dijitale doğan bir nesil iş dünyasında yerini almaya hazırlanıyor. Yani CIO’lar “IT her şeyi yasaklıyor. Ben daha iyisini biliyorum” diyen bir çalışan modeliyle karşı karşıya kalacak. Bu açıdan baktığınızda CIO’ları ne gibi sıkıntılar bekliyor?

Gerçekten yeni nesil çalışanlar şirketlerde yerlerini almaya yasaklara uyma eğilimi de gittikçe azalıyor. Siz, bilgileri buluta koyarak veya bazı uygulamaların kullanılmasının önüne geçerek önleminizi almaya çalışıyorsunuz. Ancak dediğiniz gibi her gün yeni bir uygulama çıkıyor. Çalışan uygulamayı kullanamamanın kendisini gerçekten kısıtladığını düşündüğünde mutsuz oluyor. Bunun orta yolunu bulmak lazım. Gerçekten şirket açısından kritik olduğunu düşündüğümüz veriyi korumak zorundayız. Bu da bizim her çalışanı kendi dünyasında rahat bırakmamızı engelliyor. Bu önümüzdeki dönemde de çalışan memnuniyetsizliği yaratacak sorunlar arasında.

Bunu çözmenin yolu şirket içinde ayrı ağlar oluşturmaktan, daha özgür kurulan ağların diğer ağlara girebilmesini engellemekten geçiyor. Çalışanın bilgisayarına kurduğu her uygulamayı bildiren uzaktan takip sistemleri geliştirmek de bir çözüm olabilir. Bunun bir sonu yok. İster istemez proaktif bir çalışma düzeni ile ilerliyorsunuz. Tüm güvenlik önlemlerini alsanız bile yeni gelişmelere göre proaktif olarak hareket etmeniz gerekecek. Yeni nesil geldikçe bu durum daha fazla hayatımızın parçası olacak. Bununla yaşamaya alışmış olmak lazım. Verileri de buna göre korumamız lazım. Tüm şehri koruyamazsınız ama kaleyi korumak zorundasınız. İşte o kalenin sınırlarını iyi bulup onun güvenliğini tam olarak sağlamak bizim için aslolan.

Son olarak Turkcell’den aldığınız hizmetlerden bahsedebilir misiniz?

Biz Turkcell ile çok yakın çalışıyoruz. Tüm MPLS altyapımızı Turkcell’den  sağlıyoruz. 110 lokasyon için anlaşmamız vardı. Şimdi yeni bir grup şirketimiz için de anlaşma imzaladık. Böylece Turkcell’den  geniş bir MPSL ağa sahibiz. Aynı zamanda hem İstanbul hem de Ankara’da internet hizmeti alıyoruz. Ayrıca Ankara’da felaket kurtarma hizmeti sağlıyoruz.

Doğuş Grubu bünyesindeki otellerimizin birçoğunda internet hizmetini de yine aynı şekilde Turkcell’den sağlıyoruz. Hatta radyolink hattı sağladığımız otelimiz de var. Ayrıca Ankara’da 15 kabinlik bir veri merkezi hizmeti alıyoruz. Yüksek kapasiteli bir hat da var aramızda.

Turkcell’in geliştirdiği RTM (real time monitoring) yazılımını ilk kullanan şirketlerden biriyiz. Tamamen kendilerinin geliştirdiği milli ve yerli bir yazılım. Böylece kendi Hizmet Seviyesi Anlaşmalarımızın, yani SLA’lerimizin takibini sağlıyoruz. Biz grup için bile erişilebilirlik veya karşılık süresi gibi SLA ile çalışıyoruz. Gelecekte SLA’lerle ilgili tahminlemeleri çıkarmaya planlıyoruz. Çünkü SLA’ler çok önemli.

Bunların dışında çok farklı sektörlerde çalıştığı için Doğuş Grubu, Turkcell farklı noktalarda çözüm sunabiliyor. Örneğin Galataport kuruluyor, Turkcell ile konuşuyoruz. Yine şu anda bütün Doğuş Grubu olarak yeni bir ofise taşınıyoruz. Oranın alt yapısı konusunda Turkcell ile birlikte çalışıyoruz. Birçok alanda Turkcell bizim için önemli bir iş ortağı.

İlgili Haberler