Röportajlar“Sağlıkta Dijital Dönüşüm” tüm dünyaya örnek oldu

16 Eylül 2019104

Sağlık sektörü tüm dünyada hızlı bir dönüşüm içerisinde. Yeni nesil robotlar ile ameliyatlar yapılıyor, daha kapsamlı cihazlar ile hastalıkların tanısı kolaylaşıyor. Ancak daha da önemlisi, artık büyük veri sayesinde insan sağlığı ile ilgili çok daha kapsamlı çalışmalar yapılabiliyor. Hastalıkların önlenmesi, sağlık sektöründe iş disiplininin sağlanması, daha şeffaf ve kontrol edilebilir bir yönetim modeline geçilebilmesi için daha çok veriye ihtiyaç var. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı son beş yıl içerisinde e-Nabız başta olmak üzere dijitalleşmeye büyük yatırım yapıyor. Bu yatırımın getirilerini, elde edilen sonuçları ve sağlık sektöründeki dijital geleceği, Sağlık Bakan Yardımcımız Dr. Şuayip Birinci ile konuştuk.

Sağlık Bakanlığında dijital dönüşüm nasıl başladı, hedefler neydi?

Geçmiş döneme baktığımızda sağlık sektöründeki herkes veri topluyordu. Birçok hastane otomasyon sistemi vardı ancak bunların tamamı Sağlık Bakanlığı üzerine kurgulanmış ve merkezi operasyonlar değildi. Biz o dönemde gerçekleştirmek istediğimiz projeler ile ilgili Bakanımıza bir sunum yaptık. Bunun süreçlerini, zamanlamasını, teknik beklentileri ve elde edeceğimiz sonuçları anlattık.

Burada ilk hedeflerinizden biri anladığım kadarıyla verilerin tekilleştirilmesiydi?

Kesinlikle öyle çünkü herkes kendi verisine sahip olduğunda, çıktılarını da ona göre üretiyor. Çünkü bazı istatistikler, ilgili genel müdürü ya da hastane yöneticisini başarılı kılıyor. Ya da bir önceki yıla göre başarısız olmadığını gösteriyor. Ama siz bütün sağlık verisini toplarsanız, hem performansı daha iyi ölçebilir, hem de toplumun sağlık göstergelerine bakarak, idarenin bu konuda nasıl başarılı olduğunu ya da başarısızlıklarını tespit edebilirsiniz.

Dijitalleşme projelerinin başlangıçları biraz sancılı geçer. Burada süreç nasıl oldu?

Sağlık hizmeti, beklemeye asla tahammülün olmadığı bir alan. Hizmeti 7/24 aksatmadan gerçekleştirmek durumundayız. Hizmet devam ederken de projelerinizi sistemi sekteye uğratmadan gerçekleştirmeniz gerekiyor. Bu yüzden süremiz kısıtlı ancak inancımız tamdı. Süre çok kısa olduğu için eğer bir inançsızlık varsa da, bu kadar güzel bir hayali gerçekleştirmek için çaba gösterelim ve bu süreci birlikte yaşayalım, dedik. Bu kadar kısa süre sabredilir. Finalde bütün amacımız şuydu; devlet kendi ihtiyacı olan istatistikleri alsın; vatandaş da kendi sağlığını yönetebilsin. Arabasına hangi parçanın takıldığını merak eden bir vatandaş, kendi hastalığı için bedenine neler yapıldığını bilmeyi hak ediyordu. Biz yapılan tüm müdahalenin, hatta kullanılan tüm malzemenin bile ne olduğunu ona gösterme arzusundaydık. Çünkü gelecekte o operasyon ile alakalı bir geri bildirim, bir hata ve bir kusur çıktığında veya hastalar bundan zarar gördüğünde, hekimleri mutlaka bilgilendirip oluşabilecek problemleri hastaya daha önceden iletmemiz gerekiyor. Pazara giren malzemeden, kullanılan ilaca, yapılan muayeneden uygulanan tedaviye kadar tüm süreci kontrol edebilir hale gelmemiz gerekiyordu. Bunların her biri zihnimizin bir parçasında vardı, farklı yerlerden harekete geçirdik. Bu süreci yönetirken ve uygularken de, her bir projeyi birbirinin ucuna bağlayıp sırayla yapma yoluna gitmedik. Her bir proje bütünün bir parçasını tamamlıyordu. Biz her birini ayrı ayrı başlatıp ürettikçe, puzzle birleşmeye ve bütünü tamamlamaya başladı.

Sağlık alanında yaptığınız tüm bu dönüşümde, puzzle tam olarak birleşti diyebilir miyiz?

Geldiğimiz noktada yüzde 95 oranında birleştiğini söyleyebiliriz. Sistem o kadar entegre hale geldi ki, örneğin, herhangi bir sağlık hizmetinin sağlık meta verisi varsa, SGK ona göre para ödüyor. Bu aslında geri ödemenin de bir parçası haline geldi. Hasta üzerinden bir sistem kurguluyorsunuz ve o bütün Türkiye’deki nüfusu kaplıyor. Hastane alacağı yönetimsel kararları, hasta sağlığıyla ilgili alacağı kararları beyan ediyor ve ona göre hareket ediyor.

Kamu idaresi açısından ne gibi faydaları oluyor sistemin?

Kamu idaresi ise sahada nasıl planlama yapması gerektiğini, gelecekte sağlığın nereye doğru gittiğini görebiliyor. Örneğin yaşlılığın kendisi için ne kadar maliyet artışına sebebiyet verdiğini, bazı hastaların başka bir bölgede tedavisinin daha pahalı, bazı bölgelerde daha ucuz olduğunu görebiliyor. Ya da aynı yaş grubunda ve benzer sağlık göstergelerine sahip olmasına rağmen, kışı başka şehirlerde geçirmenin o sağlık maliyetini arttırdığını görebiliyoruz. Bunlara varıncaya kadar her türlü ayrıntıyı görebilir hale geldik. Bir süre sonra artık sağlık sisteminin kendi rutinini yapabilir ve tüm süreçleri kendi kendine yönetebilir hale geldiğini göreceğiz.

Bu durumda Sağlık Bakanlığını tamamen bilgisayarlar mı yönetecek?

İlerde çok daha gelişmiş bir noktaya geldiğimizde, Sağlık Bakanlığını artık tamamen bilgisayarlar mı yönetecek? Bu güzel bir soru. Merkezi tarafta rutin işlerin pek çoğunun artık bilgisayarlar tarafından yapılacağını öngörebiliriz. Ancak insan faktörü sağlık dünyasında halen gücünü korumaya devam edecek. İnsanların müdahil olacağı şeyler, insan aklının etkin olması gerektiği alanlara kayacak. Şu anda rutin işlerin tamamıyla IT ortamına taşındığı bir süreç yaşadık. Puzzle’ın aralarında boşlukların olduğu derzler var, onları kapatmaya çalışıyoruz. Nitekim bu sürecin sonunda hayalimiz şu: Türkiye’de her gün 100 muayenenin yüzde 6,5, muayenesini kendisi seçtiği için gittiği doktor yanlış. Aslında gitmemesi gereken doktora gidiyor. Bizim hedefimiz, teknolojiyle elde ettiğimiz verimliliği ve süreçleri öyle bir noktaya getirelim ki; yapay zeka robotları kişiye hangi şikayetleri olduğunu sorsun ve hastanın hangi branşa gitmesi gerektiğine karar versin. Bu 3 yıl önceki hayalimizdi. Bu vizyonumuz da süreç içinde gelişti, büyüdü ve dönüştü. Elbette süreç içerisinde dünyadaki teknolojik imkanlar da artmış oldu.

 

Nasıl bir dönüşüm ve değişim yaşadı?

Çünkü elimizde büyük veri var. Mesela hastanın birkaç soru ile branş seçmesi sürecinde benzer şikayetleri yaşamış insanlara hangi teşhisler konduğunu artık biliyoruz. Bu durumda verdiği yanıtlara göre hastanın hangi branş haricinde, hangi hastalığı olduğunu da beş farklı tanı ile tahmin etmeye başlayabiliriz. İnşallah bu projeyi de önümüzdeki yılın ortalarına kadar kullanıma açmayı planlıyoruz. Bu proje sayesinde hasta doğru hekimi seçebilecek ve sistem onu doğru kişiye yönlendirecek. Muayene sırasında sorulara verdiği cevabı hekim görecek. Böylece hem hekim zaman kazanmış olacak, hem de tedavi süreci ile ilgili uyarıları da benzer hastalar üzerinden görmeye başlayacak. Bu sürekli dönüşen ve gelişen bir sistem. Hekimi sistemin dışına iten değil, hekimin işini kolaylaştıran, hasta güvenliğini artıran, hasta ile hekim arasındaki ilişkiye yardımcı bir asistan olarak yapay zeka sistemlerinin katıldığı bir dönem yaşayacağız.

Bu projeler aynı zamanda uluslararası bir sonucu var mıdır? Yurt dışı ile kıyaslandığımızda ne durumdayız?

Dijitalleşme konusundaki endeksimiz Avrupa’nın çok üstünde. Günümüz itibariyle Avrupa’nın beş katından daha fazla üst seviyede dijital hastaneye sahibiz. Dijitalleşmenin yönetim gücüne etkisi açısından baktığımızda, toplumun sağlığı ile ilgili kararların alınması noktasında hepsinden çok daha iyiyiz. Harcadığımız kaynağa göre ürettiğimiz sağlık sistemi ve elde ettiğimiz sağlık memnuniyetini değerlendirdiğimizde, açık ara öndeyiz. Şimdiye kadar hastadan alınan verinin doğru bir şekilde kullanılıp yönetimsel sonuçların çıkarıldığı ve herkese fayda kazandırıldığı bir sistem geliştirilmiş değildi. Sağlık Bakanlığı, son 5 yılda kurduğu dijital sistemler ve edindiği tecrübe sayesinde, sağlık sistemi ihraç edebilir hale geldi.

Sistem size yönetimsel anlamda ne gibi faydalar sağladı?

Bu işe bir bütün olarak baktığınızda, idarenin en büyük eksikliği doğru bilgiye erişememekti. İdare eğer doğru bilgiye ulaşamazsa, sorunları fark edemez ve önlem alamaz. Örneğin yeni dijital sistemimiz sayesinde Rize’deki hastaların ne kadarının Trabzon’a tedavi olmaya gittiğini, en çok hangi branşlar konusunda eksiklik yaşandığını görebiliyoruz. Böylece siz hangi branştan hekimleri, başka şehirlere tayin etmeniz gerektiğini biliyorsunuz. Hastanın sağlığını artırırken bir yandan da kamu idaresinin yönetme gücünü kolaylaştırmış oluyoruz.

Tüm bu veri havuzunun açık veri uygulamaları ile şirketler ya da bilim dünyası için de bir anlamı ve kullanım alanı olacak mı?

Şu anda dünyadaki en büyük veri havuzuna sahibiz. Bu gelecekte Sağlık Bakanlığını çok güçlendireceği gibi Türkiye’de sağlıkla ilgili uğraşan herkesin yeteneklerini güçlendirecek. Elde ettiğimiz verilerin kimlik bilgilerinden arındırılarak kullanılabilmesi ve anlamlı sonuçlar çıkarılması için Açık Veri insiyatifini benimsiyoruz.  Açık Veri laboratuvarı kurup hem uygulama geliştiricilerin, hem de bilim adamlarımızın uygulamalarını test edeceği, anonim data üzerinde çalışmalarını yapıp sonuçlarını izleyebileceği ve o sonuçlarla eğer metodoloji doğru ise Sağlık Bakanlığının da yararlanabileceği bir know-how ortamı oluşturacağız. Bütün hedefimiz bir açık veri politikasına geçip bilim insanları için doğru bir çalışma ortamı oluşturmak.

Türkiye’de birçok farklı teknoloji iş ortağına sahipsiniz. Bu çerçevede Turkcell ile neler yapıyorsunuz?

Biz birkaç sene önce, özellikle mobil operatörlerin sağlık alanındaki yatırımlar konusunda çok ciddi olmasını arzu ediyorduk. Çünkü insanlarımız hiç kapatmadığı şeyler, internet ve mobil uygulamalar. Gencinden yaşlısına herkes artık cep telefonları üzerinden erişilebilir hale geldi. Biz tüm süreçlerimizi mobil cihazlar üzerinden çözülebilecek hale gelmesini istiyorduk. Bu çerçevede biz Telekom operatörleri ile doğru sistemlerin üretilmesi konusunda farklı kurgular gerçekleştirmek istedik. Geldiğimiz noktada Turkcell’in, kamu yararına, sağlık sistemlerini güçlendiren uygulamalar ve çözümler geliştirdiğini, ya da bu uygulamaları geliştirenleri büyüttüğünü görüyoruz. O konuda Turkcell’in gösterdiği dirayet, heves ve takım çalışması bizim için değerli. Çünkü bu kadar büyük yapıların bu denli büyük dönüşümü, ancak ciddi altyapılarla ve anlayış değişikliği ile mümkün.

Turkcell ile hangi projeleri birlikte yürütüyorsunuz?

Turkcell ile şehir hastanelerinin IT altyapıları konusunda birlikte çalışıyoruz. Bunlar çok büyük operasyonlar ve start-up ölçeğindeki şirketler ile çözebileceğiniz konular değil. Hem donanım hem yazılım tarafında yaptığımız bu iş birliklerinden elde ettikleri deneyimleri, hem Türkiye’de hem de gönül coğrafyası ülkelerde de kullanacaklarını düşünüyoruz. Bize ürettikleri faydalar, elde ettikleri deneyim ve değerler ile tüm dünyada sağlık sektörünü dönüştürecek teknoloji firmaları çıktığını düşünüyorum. Turkcell gibi şirketler için bu büyük bir fırsat.

Tüm dünyada takdir toplayan projeler geliştiriyorsunuz. Bunun uluslararası arenada bir karşılığı oluyor mu? Dünya yaptıklarımızın farkında mı? 

Farklı sektörleri tüm dünyada regüle eden, standartları belirleyen farklı kuruluşlar var. Sağlık sektöründe bunun en büyüğü de hepimizin bildiği gibi HIMSS. Sağlıklı dijitalleşmenin regülasyonlarını üreten, kamu yararına bir dernek ve dünyanın belli yerlerinde toplantılar yapıyor. En büyük toplantısını Amerika’da yapıyor. Ayrıca Dubai’de ve Avrupa’da her yıl bir ülkede bu toplantıyı düzenliyor. Ama son dört beş yıldır bu toplantıyı üst üste Türkiye’de düzenlemeye başladı. Biz artık bu toplantının HIMSS Türkiye olmaktan çıkarıp HIMSS Eurasia olmasını istedik. Bu kuruluş bizdeki enerjiyi ve dönüştürme hızını görünce bunu kabul etti. Bu yıl yapılacak olan toplantıya 60 farklı ülkeden sağlık bakanı davet edildi. Bu üst düzey katılım ile Türkiye’nin sağlık bilişimi alanındaki dünyaya örnek olan tecrübesi, bir kez daha küresel ölçekte tüm paydaşlarla buluşma imkanını yakalayacak. Bu ülkeler organizasyon sayesinde buradaki deneyimleri kendi ülkelerine götürmek için şirketlerimiz ve bizlerle iletişime geçiyorlar. Yaşadığımız dönüşümde en önemli güç unsurunun teknoloji olduğunu biliyorlar ve anlıyorlar. Biz ise onlara, teknolojiyi aynı zamanda yönetimin yani idarenin bir unsuru olarak kullanmaları gerektiğini ancak o zaman sağlıktaki dönüşümü gerçekleştirebileceklerini anlatıyoruz.

Turkcell ile geliştirdiğiniz Yozgat Şehir Hastanesi bu çerçevede tüm dünyada farklı bir konuma sahip. Bu konuda yorumlarınızı alabilir miyiz?

Biz şehir hastanelerinde yalnızca sistemi değil aynı zamanda bir işleyişi ve iş yapış biçimini de değiştiriyoruz. Haliyle bu oldukça zorlu bir dönüşüm. Üstelik birçok iyinin yanına, eski işleyişi koymuyorsunuz. Tam tersi, geleneksel olarak iş yapmaya alışmış ortama yepyeni bir şey getiriyorsunuz. Tüm bunlar hasta güvenliğini, konforunu artıran şeyler. Tüm modeli daha rahat izlenebilir, kaydedilebilir ve şeffaf hale getirdiğinizde, başarılı oluyorsunuz.

2011 yılında ilk şehir hastanesi ihalesi olduğunda, henüz netleşmemiş birçok standart vardı. Örneğin tüm dünyada belirlenmiş olan HIMSS 7 standardı henüz yoktu. Süreç içerisinde biz teknoloji lideri firmalardan bu standartlara uymalarını istedik. Yozgat Şehir Hastanesi bilişim projelerinin yüklenicisi olan Turkcell’i de bu dönüşümde gösterdiği işbirliği için takdir ediyoruz.

Amerika’da gerçekleştirilen HIMSS etkinliğinde yeni belirlenmiş kriterlerle yalnızca Yozgat Şehir Hastanesi HIMSS 7 standardına sahip olarak lanse edildi. Bu tabii gurur verici bir gelişme. Öte yandan şu anda Türkiye’de 160 adet hastane HIMSS 6 standardını karşılıyor. Avrupa’da ise yalnızca 30 hastanede HIMSS 6 standardı var. Etkinliklerde HIMSS 6 ile ilgili ödül töreni düzenlendiği zaman, her ülkeden yalnızca 1 hastane sahneye davet ediliyor. Bizde ise 30 hastane birden sahneye geliyor ve sahneye sığmıyoruz. Artık Türkiye’de HIMSS 6’yı bir başarı olarak görmüyoruz. Yozgat Şehir hastanemiz gibi HIMSS 7 standardına sahip hastaneler ile devam edeceğiz.

 

112 Acil butonu

Yaptığımız önemli çalışmalardan biri de 112 acil butonu. Bu butona bastığınızda sistem size kimin için aradığınızı soruyor. Yakınınız, kendiniz ya da sokakta herhangi birisi için arama yapabiliyorsunuz. Sokaktaki herhangi birisi için derseniz, konumunuzu paylaşıyorsunuz; kendiniz ya da sağlık verisini sizinle paylaşmış, sorumlu olduğunuz kişi için ararsanız, onun sağlık verisini bir saatliğine 112 merkezi ile paylaşıyor. Bu sayede bulunduğunuz konuma ihtiyaca göre donanımlı bir ambulans ve ekip gelmiş oluyor. Ayrıca gideceğiniz hastaneye de ön bilgi verilerek gerekli hazırlıkların yapılması sağlanıyor.

5G sağlık sektörünü nasıl değiştirecek?

Güçlü iletişim ve network kesinlikle sağlık sektöründe büyük değişimleri beraberinde getirecek. Günümüz insanı birilerinin kendileri adına işleri yapsın ve onların önüne hazır olarak getirsin, istiyor. Rutin işlerle kendileri uğraşmak istemiyorlar. Network genişlediğinde iletişimin dönüştüğünde, insanların vücudunda mutlaka herhangi bir yerinde ya da giysisinde, insana sağlık verisini, sağlıklı yaşama dair bilgilerini ölçen cihazlar olacağını düşünüyorum. 5G sayesinde bu veriler artık çok daha kolay toplanacak ve doğru veriler hekimlerle çok daha kolay paylaşılacak.

Tabağın Resminden Kalori Hesabı Yapacağız

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok ciddi obezite sorunu var. Bunların neden kaynaklandığına dair araştırmalar yeni sağlık sistemimiz sayesinde çok daha bilimsel ve veriye dayalı olacak. Özellikle beslenme alışkanlıkları ile ilgili sonuçları önemsiyoruz. Yöresel beslenme alışkanlıklarımızda, hangi menülerin daha uygun olduğunu, kronik hasta olma, obezite, diyabet gibi sorunlarla mücadele için nasıl bir beslenme alışkanlığı kazanmamız gerektiğini analiz etme şansına sahibiz. Koordinatörlüğünü yaptığımız ve İtalya, İspanya, Portekiz gibi ülkelerin de yer aldığı ar-ge projemiz ile artık mobil uygulamayı kullanarak yediği porsiyonun kaç kalori olduğunu gösterebilme şansına sahip olacağız.

İlgili Haberler