RöportajlarErkek modasını dünyaya taşıyor

Türkiye'deki tekstil sektöründe bazı şirketler, hem markalaşma hem de dünyaya açılma konusunda üstlendikleri etkin rolle sektörde özel bir yere sahip. Bunlardan biri de Orka Holding...
20 Ağustos 2019204

Türkiye’deki tekstil sektöründe bazı şirketler, hem markalaşma hem de dünyaya açılma konusunda üstlendikleri etkin rolle sektörde özel bir yere sahip. Bunlardan biri de Orka Holding… Damat, Tween ve D’S Damat markalarıyla erkek modasında adını uluslararası düzeye taşımayı başarmış Orka Holding, bugün dünyanın 80’den fazla ülkesinde mağazalarıyla yer alıyor. Sadece tekstilde değil, tasarım ve yazılımda da Türkiye’nin katma değer gücünü dünyaya taşıyor. Teknoloji ve inovasyonu arkasına almaya başlayan grubun gelecek hedefleri ise büyük. Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ile başarılarının arkasındaki sırrı ve gelecek planlarını konuştuk.

 

Türkiye’nin tekstildeki başarısını markalarıyla dünyaya gösteren bir şirket olarak gündeminizde neler var? Farklı ülkelerde büyüme çalışmalarınız nasıl gidiyor? 

Yurt dışı faaliyetlerimiz açısından oldukça yoğun bir gündemimiz var. Dünyanın her bölgesinde, farklı coğrafyalarda kendimize ait mağazalarımız bulunuyor. Bunun dışında ‘franchise’, yani bayilik vererek yer aldığımız pazarlar da var. 2019 bizim açımızdan ayrı bir yere sahip. 5 yıl önce kendimize 2019 yılı için, yurtiçi ile yurtdışındaki mağazalarımızın sayısını eşitlemek gibi bir hedef koymuştuk. Bu hedefimizin hala çok güçlü bir şekilde arkasındayız ve yılsonuna kadar bunu başarmak için ışık hızında çalışıyoruz. Bizim için gün Avusturalya’da başlıyor, Uzak Doğu’da devam ediyor ve Güney Amerika’da sonlanıyor. Orta Asya ve Balkanlar’da varız. Sektörün en büyük markalarının yer aldığı İtalya bizim için de önemli bir pazar. İspanya, Almanya gibi Avrupa’nın en büyük ülkelerinde faaliyet gösteriyoruz. Afrika keza önemli pazarlardan biri. Güney Amerika’da Panama, Kolombiya, Brezilya’yı çok önemsiyoruz. Kısacası dünyanın birçok ülkesinde varız. Bizim için 24 saat boyunca hiç durmayan ve dört mevsime aynı anda odaklanmak zorunda olduğumuz bir iş sürekliliği söz konusu. Hem markalaşma hem de markalı ihracat başarımızın arkasındaki sırlardan biri. Bugün grubumuzun geldiği nokta, geçmişten baktığımızda belki hayal gibi görünüyordu. Kendi koleksiyonumuzu yapmak ve tüm dünyaya kendi markalarımızı satmak üzere 30 yıl önce yola çıktığımızda insanlar bunun hayal olduğunu düşünüyorlardı. Ama bugün bu hayali bir gerçeğe dönüştürmüş durumdayız. Özellikle de İtalya pazarından büyük gurur duyuyoruz, çünkü İtalya’da 30’un üzerinde satış noktamız var. Her yıl yaklaşık yüzde 100’ün üzerinde bir büyüme performansı gerçekleştiriyoruz. Bu artarak devam edecek gibi görünüyor.

 

Tüm bu atılımların ardındaki itici güç nedir? 

İşin perde arkasında bizim üretim gücümüz yer alıyor. Biz hem marka planlama, pazarlama ve satış hem de üretim tarafında yer alan bir grubuz. Giresun’da iki tane fabrikamız var. Bu fabrikalar kalitemizin sigortası her şeyden önce. Tasarım tarafı da bizim için çok önemli elbette. Türkiye’de erkek moda dünyasına tasarımı getiren ilk markayız. Bunu 20 yıl önce bir tasarım departmanı kurarak yaptık ve o dönem dünyanın en ünlü tasarımcılarıyla çalıştık. Tasarım, marka, yurt içi ve yurt dışı perakendenin yanı sıra 360 derece her noktada yer alma vizyonuyla artık dijital tarafta da varız. E-ticaret bugün göz ardı edilemeyecek bir gerçek. Şu anda kendi klasmanımızda bu alana da liderlik ediyoruz. Hatta sektöre örnek olduğumuzu söyleyebilirim. İhracatta da yine aynı şekilde… Ağırlık başına ihracat fiyatımız Türkiye ortalamasının yaklaşık 50 katı. Bu çok önemli bizim için. Tüm sektörlerin ortalama ihracat fiyatı 1 dolar 35 cent iken biz 75 dolar düzeyine geldik. Bu başarıda düzenlediğimiz önemli organizasyonların payı büyük. Bunlardan birine yakın zaman önce imza attık. 80 ülkeden yaklaşık 200’ün üzerinde müşterimizi Türkiye’ye getirdik ve 2020 İlkbahar-Yaz koleksiyonumuzun tanıtımını yaptık. Siparişlerimizi aldık ve artık yoğun bir tempo içindeyiz. İşin en güzel tarafı ise sektöre nitelikli eleman yetiştirme konusunda bir okul gibi olmamız. Deneyimli çalışanlarımız sektörde rahatlıkla iş bulabiliyorlar. Bu en gurur duyduğumuz noktalardan biri. Aynı zamanda akademisyen olduğum için bu beni çok mutlu ediyor. Markalaşmanın ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu tüm yönleriyle görmüş bir iş insanıyım. Ama bunu sadece söylemde bırakmamak gerektiğini düşünüyorum. Uygulamada neler yapılabileceğine odaklanmalıyız.

E-ticaretten bahsettiniz. Geçmişle kıyaslandığında dijitalleşmenin markalaşma sürecini kolaylaştırdığını düşünüyor musunuz? Artık sosyal medya denilen bir olgu da var. Markaları bir anda tepetaklak edebiliyor. Tüm bunların markalaşma ve satış açısından etkisini değerlendirebilir misiniz? 

Ben sektörel oluşumlarda da uzun yıllar aktif görev aldığım için dijitalleşmenin hem markalaşma hem de büyüme üzerinde nasıl bir etki yaratabildiğini bizzat deneyimleme, ama aynı zamanda da sektör geneli için gözlemleme imkanına sahip oldum.  Etkisinin çok büyük olduğunu düşünüyorum. Öyle ki, bence 2023 yılında dünya Türkiye’den markaları çok daha fazla konuşacak. Tekstil sektörü için fason üretim mutlaka yaşanması gereken bir süreçti. Altyapı konusunda kendini geliştiren şirketlerimiz bu alanda hala çok iyi işler yapabiliyor. Ancak markalaşma ve perakende tarafı da bu işin çok büyük bir sabır isteyen bir yanı. Uzun yıllar boyunca ayakta kalabilmeniz için bu şart. Tüm süreçlere büyük emek vermeniz gerekiyor. Biz 30 yıl boyunca en çok “vazgeçmedik” dedik. Belki zaman zaman hayal kırıklıkları yaşadık. Para kaybettik. Üzüldük. Ama hiçbir zaman vazgeçmedik. Sabırla ve inatla bu işi nasıl başaracağımıza odaklandık ve bunun sonuçlarını da net olarak gözlemleyebiliyoruz. Roma, Milano, Madrid, Stuttgart gibi dünyanın en prestijli lokasyonlarında varız. Şu anda kendimizi çok iyi bir şekilde konumlandırmış olmanın avantajını yaşıyoruz. Daha önce birçok lokasyonda yer kiralamak için kapısını çaldığımız yerlerden belki randevu bile alamıyorduk. Ama bugün artık kendi seçimlerimizi özgürce yapabilecek bir güce geldik. Bu hem yurt içi hem de yurt dışı için geçerli.

Türkiye’deki tekstil sektörünün sizce en büyük yanlışı her zaman büyük olan iç talebe çok fazla bel bağlayıp yurtdışına açılma konusunda rehavete kapılması mı? 

Sektörün bizden daha köklü oyuncularının bizi bu konuda olumsuz etkilediklerini düşünüyorum. Açıkçası bize Edirne’den ötesini göstermediler. Onlar iç piyasanın rehavetine kapılıp kolay para kazanmak yerine kendilerini biraz daha dış pazara endeksleyerek bizlere öncülük etselerdi sektörümüz için süreç biraz daha kısalabilirdi. Ama şimdi o kadim markalar bunu yapmaya çalışıyorlar. Ama bunda da kolaycılığa kaçılabiliyor. Örneğin biz ihracatta çok iyiyiz. Bizim gibi firmalardan üç beş tane eleman alarak aynısını yapabileceklerini düşünüyorlar. Ama bu bir kültür. Akdeniz ikliminde narenciye yetişebiliyor. Siz o iklimi, o kültürü kendi bünyenizde oluşturamamışsanız yetiştirdiğiniz bir meyveyi karasal bir iklime gönderdiğimiz zaman orada soğuktan donuyor. Kolay süreçler değil. O yüzden belli bir birikimi ve kültürü önce kendi bünyenizde oluşturmanız gerekiyor. Servis yapan arkadaşımızdan güvenlik elemanımıza kadar herkesin o kültürle olgunlaşması önemli. Bu tabii ki bir vizyon.  Hayalleriniz olabilir, ama o hayalleri planlayamadığınız zaman hiçbir sonuç elde edemezsiniz. Onları planlayabilirseniz, vizyonunuzu ortaya koyabiliyorsunuz. Vizyon olmayınca sadece kolaycılığa kaçarak iş olmuyor.

 

Şu anda mağaza sayınız kaç? 

Yıl sonunda 210 yurt içi 210 da yurt dışı olmak üzere 420 olacak.

 

Biraz da teknolojiden bahsedersek, sizin hayatınızda teknoloji nasıl yer ediyor? Bir iş insanı olarak hem sizi hem de işinizi nasıl etkiliyor teknoloji? 

Tabii ister istemez sosyal medyanın içinde olmak zorundasınız. Markalarınızın bu platformları çok doğru bir şekilde kullanması gerekli. Biz sonuç odaklı bir şirketiz. Ölçme ve değerlendirme çok önemli. Bunları yapabilmeniz için de her şeyi anlık görebilmeniz ve anlık değerlendirmeniz gerekiyor. Bunu sağlayabilecek bir altyapıya sahip olmalısınız. Ben işlerimi takip edebilmek için ebette teknolojiden yoğun bir şekilde yararlanıyorum. Gecenin 11’i bile olsa akıllı telefonumdan dünyanın her yerindeki mağazalarımızın cirolarını kontrol ediyorum.

 

Anlık olarak kontrol edebiliyor musunuz? 

Anlık olarak ciroları, hangi mağazada kaç adet ürünün satıldığını, ülkelerdeki iş performansının nasıl olduğunu kontrol edebiliyorum. Mağaza sayısı çok fazla olduğu için iş bitmiyor tabii.

90’lı yıllarda aynı teknolojiye sahip olsaydınız bu işinizde nasıl bir fark yaratırdı? 

Çok büyük faydası olurdu ancak şunu söylemeden de geçemeyeceğim. Bizim de teknoloji alanına önemli bir katkımız var. Bizim kullandığımız özel bir yazılımımız var. Bu eskiden Türkçeydi. Şimdi biz onun İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Almanca versiyonlarını yaptırdık. Şimdi franchise işletmelerimize bile bu yazılımı kullanma zorunluluğu getiriyoruz. Yani aslında yazılım ihraç ediyoruz. Bu yazılım ekosistemine en önemli katkılarımızdan biri. Aynı durum dekorasyon için de geçerli. Dünyanın herhangi bir ülkesinde bizim mağazamız açıldığı zaman aynı konsepti farklı lokasyonlara taşımış oluyoruz. O konsepti uygulayabilmek için bizim mimari grubumuzla çalışmaları gerekiyor. Aynı konsepti kendi ülkelerinde yapabiliyorlarsa sorun yok ama çoğunlukla olmuyor. O nedenle kendi tasarım gücümüzü de ihraç etmiş oluyoruz. Bu bir nevi kelebek etkisi. Ben yazılım ihracatına katkımızı çok önemsiyorum. Çok değerli.

 

Yılsonu hedefinizden bahsettiğiniz. Başka ileri dönem hedefleriniz arasında neler var?

Gelecek planlarımızda özellikle inovatif ürünler üzerine odaklanıyoruz. Mesela geçtiğimiz bayi toplantımızda tanıttığımız uçan ceket inanılmaz ilgi gördü. Bu 180 gramlık, astarsız ve malzemesiz üretilen bir ceket. Yazın hepimiz ceket giymekten imtina ederiz ama bu ceket gömlekten bile hafif. İstediğiniz formu verebiliyorsunuz. Üzerinizde fit durabiliyor. Bu kış müşterilerimizle buluşacak olan yıkanabilir yün takım elbiselerimiz var. Kuru temizleme derdini tamamen ortadan kaldırıyoruz. Her sezon mutlaka inovasyona odaklanıyoruz ve yaratıcı ürün listemiz her geçen gün artıyor.

 

Mağazalarınızın iletişim, data ve veri merkezi altyapısını Turkcell e emanet ettiniz. İş ortağınız olarak bizlerden yani Turkcell den beklentileriniz?

Turkcell ile çalışmaktan oldukça memnunuz. Dediğiniz gibi tüm data, veri merkezi altyapı çalışmalarımızı Turkcell ile yürütüyoruz. Beklenti konusuna gelecek olursak; SLA (Hizmet Seviyesi Anlaşması) kapsamında daha hızlı destek verilebilir, Türk Telekom alt yapılarına istinaden Turkcell Superonline’a ait altyapılar yaygınlaştırabilir ve 8Mbps gibi hız alınan yerlerde fiber hıza ulaşılabilir. Bu gibi destekleyici çalışmalar ile iş yapma hızımızı daha üst seviyelere taşımış oluruz.

İlgili Haberler