RöportajlarFinans teknolojilerinde büyük değişim kaçınılmaz

Denizbank CIO’su Dilek Duman, Türkiye’de bankacılık ve finans sektörünün halen iyi durumda ancak değişimin kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Duman’a göre Türkiye’deki bankalar, gelenekselleşmeden değişime ayak uydurmak zorundalar.
8 Temmuz 2019550

Türkiye uzun yıllar bankacılık alanında yenilikçi çözümler ile anıldı. Bunların gerçekleşmesinde ise arka plandaki teknoloji çözümlerinin güncelliği ve güçlü yazılımlar vardı. Denizbank COO’su Dilek Duman, aynı zamanda Intertech şirketide yönetim kurulunda yer alıyor ve birçok bankanın teknoloji altyapısını sağlıyor. Dilek Duman ile hem güncel projelerini hem de gelecekte finansal teknolojilerdeki değişimin nasıl seyredeceğini konuştuk.

2019 yılı teknoloji dönüşüm projeleri açısından nasıl bir yıl?

Elbette Finans sektöründe bu yıl hayat kolay değil. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye de finansal konuda bazı iniş çıkışların olduğu bir dönemden geçiyor. Şirketler açısından hem bütçelerin hem de projelerin doğru yönetilmesi gereken bir yıldayız. Yöneticiler açısından baktığımızda, projelerin ertelenmesi ve bütçe kısıtlamaları mantıklı gelebilir ancak öte yandan, tüm dünyanın değiştiği ve hızla dijitalleştiği bir dönemdeyiz. Yurt dışına baktığımızda, şirketlerin dijitalleşme oranının yüksek olduğunu görüyoruz. Bu durum aramızda farkın hızla açılması anlamına geliyor. Bu yüzden Denizbank olarak dijitalleşme ve dönüşüm projelerimizi aynı hızda devam ettiriyoruz.

Intertech, 2019 yılında en çok hangi projelere odaklandı?

Tüm dünyada hızla gelişen teknoloji akımları ve yaklaşımları var. Intertech olarak biz de bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. 2019 yılında özellikle Agile Proje Yönetimi, DevSecOps, mikro servisler, bulut gibi gelecek olduğunu düşündüğümüz teknoloji ve yaklaşımlar konusunda yatırımlar yapıyoruz. 2019 yılında projelerimize ve dönüşüme daha fazla kaynak ayırmaya başladık.

Türkiye’de bankacılık ve finans teknolojilerinin uluslararası arenada bile takdir gördüğünü söyleriz hep. Bu liderliğimiz halen devam ediyor mu?

Finans dünyasındaki iş çözümleri açısından baktığımızda Türkiye’nin halen çok önde olduğunu görebiliriz. Burada teknolojik olarak bir riskimiz olduğuna inanmıyoruz. Çünkü bizim bankacılık sektörümüz nispeten daha yeni ve diğer ülkelerdeki bankalara göre geleneksel çözümlere olan bağımlılığımız çok daha az. Ülke olarak bankacılık altyapılarımızı kurarken daha yeni oyuna girdiğimiz için çok daha güncel teknolojiler ile yaptık. Bankacılık konusundaki ülkemizdeki uzmanlık çok farklı ürün ve hizmetin müşteriye sunulabilmesini sağlıyor. Örneğin kredi kartlarına bonus programları halen dünyanın büyük bir çoğunluğunda yok. Aynı şekilde taksitlendirme çözümlerimiz de halen uygulanabilmiş değil. Bu çerçevede Türk insanın çok daha yaratıcı olduğunu söyleyebilirim.

Peki gelecek teknolojiler açısından bir risk görüyor musunuz? Biz de gelenekselleşmeye başlamış olabilir miyiz?

Şu anda gayet iyi bir noktadayız. Elbette tüm dünya şu anda bulut teknolojilerini konuşuyor ancak biz konuşamıyoruz. Birçok teknoloji şirketi artık yazılımlarını ve çözümlerini bulut tabanlı sunmaya başladı. Public Cloud hizmetlerine erişimimiz elbette yok. Bizim bu konulara bir çözüm bulmamız gerekiyor. Ayrıca bizler de zamanında bankalar olarak geçmişte büyük sistemler kurduk. Örneğin finans tarafında bizlerin devasa temel bankacılık paketlerimiz var. Bu monolitik yapılar sizin iş yapış biçiminizi kısıtlıyor ve çevik hareket edememenize neden oluyor. Bu yapılar üzerinde çok fazla transaction olduğu için proje yapma kabiliyetiniz de azalıyor. Bizlerin acilen bu monolitik yapıları değiştirmemiz gerekecek. Hızlı bir şekilde mikro servis mimarisine geçmemiz lazım.

Mikro servis yapıları tüm dünyada da konuşulan bir konu mu?

Evet, tüm dünyada mikro servis mimarisi üzerinden container yapılar ile tüm işleri yönetmek ve daha ölçeklenebilir bir yapıya kavuşmak artık çok daha önemli hale geldi. Bu anlamda da çok ciddi bir teknolojik değişimden bahsediyoruz. Yani bankalarımız bugün sahip oldukları iş fonksiyonlarında çok güçlüler ama bir taraftan da teknolojilerini yenilemezlerse o zaman geleceği kaçırmış olacaklar. Dolayısıyla herkesin dönüp kendi altyapısına bakıp, bu teknolojileri nasıl yenilerim, nasıl yeni trendlere uygun hale getiririm, diye düşünmesi lazım. Önümüzdeki 2-3 yılda bile pek çok şeyin değişeceğini çok net olarak görüyoruz. Örneğin DevOps gibi yaklaşımların artık şirketlerin teknoloji departmanlarında hayata geçmesi gerekiyor. Çünkü projelerinizin hızlı bir şekilde hayat bulabilmesi için bu yeni yaklaşımlara ihtiyacınız var.

Proje üretim hızlarını ne oranda artırmamız gerekiyor?

Bakın Google günde 1000 tane “deployment” yaparak projelerini çok hızlı canlıya alabiliyor. Bizim rekabet edebilmemiz için bu seviyeye gelmemiz gerekiyor. Çünkü finans sektörü ciddi geri bildirim alan bir sektör. Bizim tüm bu geri bildirimlere anında yanıt verebilecek kadar çevik olmamız gerekiyor. Bu anlamda da süreçlerimize oturup baştan bakmamız, hızlı ancak kalitesi yüksek stabil süreçler kurgulamamız gerekiyor. Buralarda eğer Türkiye bankacılık sistemi hızlı yol almazsa, ben gelecekte çok büyük tehlike görüyorum.

Fintech’lerin bu değişimdeki rolü ne olacak? Türkiye ve yurt dışındaki Fintech girişimlerini kıyaslar mısınız?

Yurt dışındaki bankaların çok büyük geleneksel altyapılarının olması, hızlı hareket edememeleri, çözüm geliştirememeleri, Fintech’ler için bulunmaz bir fırsat. Bu nedenle yurt dışında Fintechler çok hızlı ilerliyorlar. Bankalar da bu hızlı şirketler ile rekabet edemedikleri için iş birliği yapıyorlar. Türkiye’de durum biraz daha farklı. Bankalarımız görece daha yeni sistemler kullandıkları için günümüzde halen Fintech’ler ile rekabet edebiliyorlar. Bu yüzden de iş birliğine sıcak bakmıyorlar. Ama içinde bulunduğumuz dünyada artık rekabet değil, işbirliklerinin yapılması gerekiyor. Birlikte hareket etmek, birlikte değer yaratmak ve tercihi müşteriye bırakmak lazım. Bankanın kendi çözümü haricinde, Fintech’in sunduğu çözümü de kullanabilme esnekliğini müşteriye sunmak gerekiyor. Dolayısıyla Türkiye’de henüz bizim olgunluğumuz o noktada değil. Bu elbette yereldeki Fintech ekosistemi için bir tehdit. Bizim o olgunluğa erişip, Fintech’lerimizi de oyuna katarak büyütmemiz gerekiyor. Aksi halde gelecekte yurt dışında büyümüş, yabancı Fintech’ler ile üretilen çözümlerin bile gerisinde kalma riskini taşıyoruz.

Siz bu noktada onların önünü açacak çalışmalar yapıyor musunuz?

Intertech olarak biz buna çok inanıyoruz ve onların önünü açacak çalışmalar yapıyoruz. Biz kendi uygulamalarımıza Fintech’lerin kolayca erişebilmeleri için API Platformu oluşturduk. Şu anda 140 adet farklı API’mız var. Hatta bu API’ları kendimiz test etmek için Denizbank mobil şubesini tamamen API’lar ile yazdık. Bu sayede aşırı yükte nasıl davranıyor, fonksiyon eksikliği var mı diye kontrol etme şansı da bulduk. Biz her hafta Cuma günleri bir ya da iki adet Fintech çağırıyoruz ve onları ekosistemimize katmaya çalışıyoruz. Intertech olarak yurt içi ve yurt dışındaki 50 bankaya hizmet veriyoruz. Bu platforma gelip kayıt olan her Fintech girişimi, bu müşterilerin kullanabilecekleri çözümleri yazıp geliştirebiliyorlar. Tüm dünyada teknoloji şirketleri de böyle büyüyor.

Turkcell Türkiye’nin önde gelen teknoloji çözüm sağlayıcılarından biri. Turkcell ile birlikte ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Birçok konuda Turkcell ile birlikte çalışıyoruz. Örneğin IoT’nin olgunluk seviyesi arttı ve şirketimizde ciddi bir yatırım var. Organizasyonunuz büyüdükçe bu operasyonu daha verimli bir şekilde yönetmek artık önem kazanmaya başlıyor. Hepimizin bildiği gibi özellikle enerji ülkemizde pahalı bir kaynak. Verimli yönetim, kaynakların doğru kullanımı ve enerji tasarrufu artık hepimizin çözmeye çalıştığı önemli başlıklar arasında bulunuyor. Turkcell ile bu konuda bir güç birliği yaptık. Yurdun dört bir yanına dağılmış binlerce ATM’miz için yönetim yazılımlarımız ve onları sürekli uzaktan kontrol edebileceğimiz altyapılarımız var. Turkcell’in de bu konuda ciddi bir bilgi birikimi bulunuyor. Onların bilgisini kendi çözümlerimiz ile nasıl entegre edip, özellikle enerji tasarrufunu nasıl sağlayabileceğimizi araştırıyoruz. Böylece hem doğayı daha az kirletip, şirketimize ve ülkemize enerji verimliliği sağlamış olacağız.

Turkcell’in sahip olduğu bu bilgi birikimi üzerinden başka ne gibi faydalar sağlamayı hedefliyorsunuz?

Örneğin kredi puanlama üzerine çalışmalar yapıyoruz. Günümüzde veri çok büyük bir değer yaratıyor. Bizim banka olarak elimizde çok ciddi bir veri var. Ancak aynı şekilde operatörlerde de ciddi ve dinamik bir veri havuzu bulunuyor. Biz bunları birleştirelim ve yeni sonuçlar ortaya çıkaralım diyoruz. Operatörlerin kendi veri tabanında gördüğü bir takım gerçekler üzerinden bazı skorlar üretebilme yetenekleri var. Çünkü müşterileri ile fatura ödeme ilişkileri var ve bu faturaların ödenip ödenmediği, ne kadar ödendiği üzerinden müşteri hakkında bir bilgiye sahip olabiliyor. Aynı şekilde hangi segment cihaz kullandığı, veriyi ne yoğunlukta kullandığı üzerinden yola çıkarak bizim skorlama sistemi üzerinden bir değer oluşturabilir miyiz diye çalışıyoruz. Eğer buradan güzel bir sonuç çıkarsa, her iki tarafında da kazançlı olduğu başarılı bir model oluşturabiliriz.

IoT, Yapay Zeka, Blockchain, robotik ve daha birçok teknolojik trend CIO’ların gündeminde yer ediyor. Sizin bu sene gündeminizde hangi teknolojiler var.

Öncelikle RPA bizim de bu sene odaklandığımız konu başlıklarından biriydi. Ancak RPA’nin özellikle iş fonksiyonlarının sizin ana sisteminiz ile çok entegre olmadığı durumlarda işe yaradığını görüyoruz. İki farklı süreci siz doğru bir şekilde bir araya getirmediyseniz, burada RPA çözümlerine ihtiyaç duyulabiliyor. Bizim süreçlerimizde neredeyse her şey otomatikleştirildiği için çok daha az ihtiyaç duyuyoruz. Gelecek teknolojiler arasında en büyük devrimi ve dönüşümü yapay zekanın yapacağını düşünüyorum. Sizin ihtiyaçlarınızı anlayan ve bu ihtiyaçlarınız için size özel çözümler sunabilen her türlü yapay zeka teknolojisinin gelecekte çok başarılı olacağına inanıyorum. Bunun arasında elbette bankalar ve fintek şirketleri de var. Burada önemli husus şu; tek bir şirketin yaratacağı değer ile birkaç şirketin bir araya gelerek yaratacağı değer arasında ciddi fark olacak. Bu yüzden örneğin bir Fintek şirketinin aynı zamanda bir restoran zinciri ile birlikte hareket ederek yapay zeka çözümleri geliştirmesi, çok daha büyük bir değer oluşturacak.

Bu çerçevede Intertech olarak sizin çalışmalarınız var mı?

Biz çözümlerimizin ve teknolojilerimize herkesin erişebilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden açık kaynak kodlu mimarilere inanıyoruz ve bu çerçevede yol alıyoruz. Özellikle Sanayi Bakanlığı ile birlikte bunu realize etmek için neler yapabileceğimize bakıyoruz. Biz Denizbank ve Intertech olarak 1100 kişilik bir teknoloji ekibiyiz. Ancak bu ekibin üretebilecekleri sınırlı. Bu yüzden kodlarımızı açıp, API’ler oluşturarak ekosistemi büyütmemiz gerekiyor. 1100 kişinin değil tüm dünyadan 100 bin, 200 bin geliştiricinin uygulamalarımız için bir şeyler geliştirebilmesini istiyoruz.

Türkiye’nin gelecek dönemde en çok konuşacağı başlıklardan biri de 5G olacak. Sizin 5G’den beklentileriniz nedir?

5G tüm hayatımızın hızını değiştirecek. Şu anda sabit hatlar üzerinden elde edebileceğiniz hızları artık mobil cihazlar üzerinden elde edebileceksiniz. Bu tüm iş yapış biçimimizi de değiştirecek elbette. Örneğin bizler satış personelimize tabletler veriyoruz. Şu anda sahada 3 bin adet tabletimiz aktif olarak kullanılıyor ve biz bu cihazlara özel bir çözüm geliştirmiyoruz. Satış ekibimiz yine tablet üzerinden web tabanlı bankacılık uygulamalarımıza bağlanıyorlar. Bu arkadaşlarımız aynı zamanda şube içerisinde de tabletlerini kullanmaya devam ediyorlar. Bu mobil cihazlardaki bağlantı hızlarının yükselmesi ve daha da önemlisi hiçbir kesinti yaşanmaması, saha operasyonlarına ciddi verimlilik getirecek.

 

Dilek Duman Kimdir?

1997 yılında DenizBank Finansal Hizmetler Grubu’na katılan Dilek Duman, 1997-2004 tarihleri arasında Bilgi Teknolojileri Grup Müdürü, 2004-2008 tarihleri arasında Intertech Genel Müdürü olarak görev yaptıktan sonra 1 Ocak 2009’dan itibaren DenizBank Bilgi Teknolojileri ve Destek Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaktadır.

Kariyer hayatına 1989 yılında yazılım mühendisi olarak başlayan Dilek Duman, 1993 senesine kadar Intertech bünyesinde Teknik Danışman olarak görev almıştır. Dilek Duman lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde tamamlamıştır.

Dilek Duman,  Intertech, Merkezi Operasyon, Kart Operasyonları bölümlerini yönetmektedir.

 

İlgili Haberler